Kürtlerin tarihsel kırımını irdelemek, gerekli olan 1920 ve sonrasıdır. Bölüşülen ve parçalanan ulusal yapıya entegre olacak bu durumun çıkışı bulunmalıdır. Kürdistan federal devlet alt emperyal güçlerce ortadan kaldırılmasına yönelik Ankara-Şam-Tahran-Bağdat dörtlü diplomatik, askeri ve siyasi ittifak şimdiden değil, Cento, Cento-Bağdat ittifaklar, bilinen başta o dönemin lideri Britanya, tarihsel rolünü bu kez, yani Kürdistan Ortadoğu platformu ulusal özgürlük hattını kıramadığı gibi, hatasını kabul edecek süreci bekliyor. Kürtlerde oluşan ulusal bilinç ve ortaklığa evrilen bu yapı, hem Kürtlerin geleceğini kimsenin icazetine bırakmayacak ve özgür olmayı tüm dünyaya yaymak durumundadır.
Değerlerimiz, siyasal varlığımız ortak diplomasi ile yürütülmelidir. Uluslararası siyasal devlet kadro ve icrası bugüne kadar hiçe sayılan Kürdistan bu kez kartını sağlam masaya yatırmıştır. Devlet örgütlenmesini üstlenen CHP, ret ve inkarın ideolojisiyle donanmış Kemalizm yok olmuştur. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bitlis’te yaptığı konuşmada PKK muhatap kabul edilmiştir. Diplomasinin, Kürtler açısından uluslararası şahdamarı olduğu yadsınamaz. BDP ve DTK eşbaşkanları ABD’de ilk kez resmen kabul görmüştür. Dünyamızın siyaset merkezi, hele Ortadoğu için ABD vazgeçilmemelidir. Uluslararası denge politikaları Ortadoğu’da Kürtlerin özgürlük direnişine ilgiyle bakmakta ve hak vermektedirler.
Sayın Şerafettin Elçi, ABD’ye giden DTK ve BDP’ye ilişkin açıklamasında, “ABD bölgesel barışın Kürt sorununun çözümünde olduğunu ve bu işin Filistin meselesinden bile daha önemli olduğunu nihayet anladı. ABD artık bu işin içinde. ABD Kürt Konferansı’nın sonuç vermesinin PKK’nin de sürece dahil olmasından geçtiğini ve bunun için çatışmaların son bulması gerektiğinin farkında” dedi. Elçi’ye siyasal diplomasiye ağır yük verilmelidir. Kürtler bazında önemli etkin isimdir. Geçen yıl da yazmıştım: Erbil-Washington hattında PKK’siz çözüm hiçbir zaman gerçekleşmeyecektir. Yeri ve zamanın uygun olduğu Ulusal Kürt Konferansı için yoğun faaliyetlere geçilmelidir. Kürdistan konferansı da olabilir; kavramlar o kadar önemli değil.
Esas belirleyicilik Kürdistan’ın geleceği ile bağlantılıdır. Tarık Haşimi, Gündem’deki röportajında, “PKK siyasete karışırsa, bölgenin gelişmesi için çok büyük bir faktör olur. Askerle bu iş olmaz” diyor. ABD-Avrupa birliği ülkeler, hele İsveç Dışişleri Bakanlığı’nın 10 Mayıs’taki açıklaması demokratik dünya kamuoyuna siyasi mesajdı: TC, Kürtlerle (PKK) görüşmelere devam etsin, Abdullah Öcalan sağlıklı koşullarda kişiliğine saygı duyulmalıdır. Siyasal Kürt kartı, bizatihi Kürdistan siyasetinin elindedir. ABD-Avrupa tüm dünyaya iletilen şu mesaj dikkate alınmalı: Ortadoğu’da barış Kürdistan’ın özgürlüğüdür.
Federe Kürdistan Devlet Başkanı Mesut Barzani, Irak yönetimiyle Kerkük petrol yataklarının kontrolü tartışmalarında “Kendi kaderini tayin hakkı meşru bir haktır ve kimse Kürtlerden bu hakkı esirgeyemez” diyor. ABD merkezli Christian Science Monitor isimli dergide “Federal Kürdistan’da yeni keşfedilen petrol yataklarının bağımsız devlete giden yolu kısaltmakta” yorumu yapıldı. Öcalan belirleyici ve esas muhataptır. Bu iyi görülmelidir. Sorunu bilmek ve anlamak doğru hamleleri yapmayı sağlayacaktır. AKP de bu gerçeği er ya da geç anlayacaktır.
Kürtler kendini kanıtlıyor