Suriye'de iki yıldır devam eden iç savaşı müzakereyle sonlandırmayı amaçlayan uluslararası barış konferansı için diplomatik çabalar hız kazandı. ABD ve Rusya'nın önderliğinde hazırlıkları süren ve "Cenevre-2" olarak adlandırılan uluslararası konferansın Haziran'ın 10 ila 12'sinde yapılması bekleniyor. Hafta sonunda Esad rejimi de konferansa "yeşil ışık" yaktı. Süpriz bir kararla Bağdat'a giderek Irak Başbakanı Nuri El Maliki ile görüşen Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim, hükümetinin "ilkesel olarak" uluslararası konferansa katılma kararı aldığını söyledi. Muallim, konferansı "siyasi bir çözüm için iyi bir fırsat" olarak gördüklerini dile getirdi.


PYD'den olumlu yanıt

Diğer taraftan Suriye’nin yaklaşık yüzde 15'ini teşkil ettiklerini belirten Rojavalı Kürtler de Cenevre-2 görüşmelerinde yer almak istediklerini ilan etti. Suriye'de Kürtlerin özgürlüğü için mücadele eden Demokratik Birlik Partisi'nden (PYD) Şervan İbrahim, "Koalisyonun bir parçası olarak ya da Kürt halkını temsil eden bağımsız bir grup olarak bir şekilde görüşmelere katılmak istiyoruz" dedi. Ayrıca çatı örgüt görevini üstlenen Kürt Yüksek Konseyi üyesi olan İbrahim "Rejimin zulmüne onyıllarca maruz kaldık. Bizim mücadelemiz devrim hareketinden de önce başlamıştı" diye ekledi. Kürt Ulusal Konseyi'nden Behzad İbrahim de konferansa katılmak istediklerini bildirdi.

Suriye muhalefeti kararsız

Günlerdir İstanbul'da toplantılarını sürdüren Suriyeli muhalif gruplar ise henüz kesin bir karar açıklamadı. Farklı yaklaşımlar nedeniyle muhalif gruplar ortak bir tutum belirlemekte zorlanıyor. Muhaliflerin çatı örgütü Suriye Devrimi Muhalefet Güçleri Ulusal Koalisyonu'nun (SMDK) Siyasi Büro üyesi Luey es-Safi, uluslararası konferansa katılımlarının Rusya'nın Esad konusundaki tutumuna bağlı olacağını söyledi. Katılım için önce Moskova'dan net bir tutum beklediklerini söyleyen Safi, "Bugün biz diyalog sürecinde değiliz. Biz, yönetimi halka devretmeyi ve demokratik sisteme geçişi hedefleyen müzakere sürecindeyiz. Bu da Esad’ın gelecekte Suriye'nin bir parçası olmayacağı anlamına geliyor" dedi. SMDK Hukuk Komitesi Başkanı Heysem Malih ise konferansa katılmayacaklarını bildirdi.

Koalisyon genişletildi

Cumartesi günü sona ermesi planlanan SMDK Genel Kurul Toplantısı'nın, henüz ortak bir karar alınamaması nedeniyle birkaç gün daha devam edeceği açıklandı. Toplantıda koalisyon da genişletildi. Koalisyona liberal kanattan 8 kişi alındı. Üye sayısı 62'den 70'e çıkan SMDK'nin devam eden toplantısında, Cenevre-2 konferansına katılma kararı, başkanlık seçimi, geçici hükümetin güven oylaması gibi konuların ele alınması bekleniyor.

Kerry ile Lavrov Paris'te görüştü

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ise uluslararası konferans hazırlıkları çerçevesinde dün Paris'te Fransız ve Rus mevkidaşları ile bir araya geldi. Bir ay ikinci kez görüşen Kerry ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, önümüzdeki haftalarda Cenevre'de yapılacak Suriye konferansının detaylarını ele aldı. ABD ile Rusya, Esad yönetimi ile muhalifleri Cenevre'de masaya oturtmayı amaçlıyor. ABD ve Rusya bu ay içinde bir konferans düzenlenmesi için anlaşmaya varmış ancak ‘katılımcıların kim olacağı’ yönündeki belirsizlik konferansın Haziran’a ertelenmesine neden olmuştu.

AB silah ambargosunu konuştu

Öte yandan Avrupa Birliği dışişleri bakanları da dün Belçika'nın başkenti Brüksel'de bir araya gelerek Suriyeli muhaliflere silah ambargosunun kaldırılmasını ele aldı. AB'nin Suriye'ye yönelik silah ambargosunun süresi 31 Mayıs'ta doluyor. İngiltere ve Fransa'nın başı çektiği üye ülkeler, AB'nin daha önce almış olduğu ambargo kararının gevşetilmesini ve muhalif gruplara olası silah yardımı için esneklik getirilmesini talep ediyor. Ancak aralarında Almanya, Hollanda, İsveç, Finlandiya ve Çek Cumhuriyeti ve Avusturya'nın da olduğu bazı AB ülkeleri muhaliflere silah yardımına karşı çıkıyor, bunun şiddeti daha da tırmandıracağını vurguluyor.

İngiltere 'bırakın verelim' dedi

AB içinde silah ambargosuyla ilgili fikir ayrılığı yaşanırken, görüşme öncesi İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague'dan AB'ye "rest" niteliğinde bir açıklama geldi. İngiliz yayın kuruluşu BBC'ye açıklama yapan İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, AB'nin Suriye'de bazı muhalif gruplara silah sevkiyatı yapılabilmesinin önünü açmasını talep etti. Hague, bunun olmaması durumunda ise, AB'nin silah ambargosu konusunda birlik üyelerini serbest bırakmasını istedi. Hague, "Muhaliflere yönelik silah ambargosunu gevşeterek, açık bir sinyal göndermeli ve Esad'ın barış görüşmelerinde ciddi davranmasını sağlamalıyız" dedi. Gazetemiz baskıya girdiği saatlerde Brüksel'deki toplantı hala devam ediyordu.

Le Monde'den kimyasal iddiası

Siyasi cephede bunlar yaşanırken, Suriye'de kimyasal silah kullanıldığına dair iddialar da artış gösterdi. BBC'nin ardından Fransız Le Monde gazetesi de Esad güçlerinin kimyasal silah kullandığını öne sürdü. Gazete iki aydır bölgede bulunan muhabirlerinin Esad ordusunun 13 Nisan'da Şam'ın Cobar varoşunda zehirli gaz kullandığını bizzat gözleriyle gördüğünü bildirdi. Zehirli gaz kullanımında olay yerinde olduğunu anlatan Le Monde muhabiri Jean-Philippe Remy, "Özgür Suriye Ordusu militanları kimyasal gaz kullanıldığını anladıklarında artık çok geçti" dedi. Kimyasal gazın kısa bir süre içerisinde etkisini göstermeye başladığını belirten gazeteci o anı şöyle anlattı: "Öksürükleri, gözlerin yanması izledi. Görüş alanları kayboldu. Nefes alıp vermeleri güçleşti. Bazıları kusarken, bazıları da bayıldı. Zehirli gaza en çok maruz kalanların hemen tedaviye ihtiyaçları vardı, aksi takdirde boğularak öleceklerdi." Remy, kimyasal gazlara maruz kalıp, hastanede yaşam savaşı veren başka muhaliflere de rastladığını iddia etti. Gazeteye konuşan doktorlar ise sarin gazı kullanıldığından şüphe ettiklerini söyledi. Esad rejimi ile muhalif gruplar karşılıklı olarak birbirlerini kimyasal silah kullanmakla suçluyor. Gerçeğin açığa çıkarılması için bağımsız heyetin bir an önce ülkede inceleme yapmasına izin verilmesi gerekiyor.

HABER MERKEZİ




'Rusya İsrail'le gizlice anlaştı'

Rusya'nın S-300 füze savunma sistemini Suriye'ye vermemek için İsrail'le gizlice anlaştığı iddia edildi. İngiliz Sunday Times gazetesinin haberine göre; Rusya, Esad'a S-300 füzeleri göndermeyecek, İsrail de artık Suriye'ye hava saldırısı düzenlemeyecek. Haberde anlaşmanın İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun geçtiğimiz hafta Rusya'ya yaptığı ziyarette gerçekleştiği ileri sürüldü. Gazeteye göre; Netanyahu, baş başa görüştüğü Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i "Suriye'ye S-300 füzeleri göndermemesi" konusunda ikna etti. Haberini Rus bir yetkiliye dayandıran Sunday Times, Putin ile Netanyahu arasındaki "gizli anlaşma"ya göre, Rusya Suriye'ye söz verdiği S-300 füze savunma sistemini göndermekten vazgeçecek, İsrail de karşılığında iç savaş yaşanan Suriye'ye hava saldırısı düzenlemeyecek.

İsrail yalanladı

İsrail tarafı haberi yalanladı. İsrail'de yayın yapan "Ynet" haber sitesine konuşan bir İsrailli yetkili, iddiaları "masal" olarak nitelendirdi. İsminin gizli tutulması şartıyla "Ynet"e konuşan İsrailli yetkili, "Bu haberin gerçekle uzaktan yakından ilgisi yok. Bir masal. Putin ile Netanyahu arasında herhangi bir anlaşma ya da uzlaşma olmadı" dedi.

İran'dan Davutoğlu'na tepki

Öte yandan İran Meclis Başkanı'ndan, Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, İran ve Hizbullah'ın Suriye'de fiilen çatışmaların içinde olduğuna yönelik suçlamalarına yanıt geldi. Davutoğlu'nun sözlerini "gerçekdışı" olarak nitelendiren İran Meclis Başkanı Ali Laricani, "Suriye'deki hesaplarınız tutmadıysa faturasını başkasına çıkarmayın" dedi. İran'ın Suriye'deki krizin başından beri siyasi çözümü savunduğunu belirten Laricani şöyle dedi: "Suriye'deki aşırı gruplara silah yardımı yapmak sadece bölgedeki ateşi körüklemeye yarar, Suriye'deki krizin çözümünü ve demokrasiyi sağlamaz. Bugün bunca can ve mal kaybının ardından dünya kamuoyunun da vardığı netice budur. Şimdi yanlış hesap yapanların bunun sonuçlarından kaçarak diğerlerini suçlamak yerine, politikalarını gözden geçirip düzeltme zamanıdır. Türkiye eğer bölge güvenliğine olumlu katkıda bulunmak istiyorsa milli ve mezhebi çatışmaları körüklemek yerine bunun önüne geçmelidir."