Kürtlerin şu anda önlerindeki en önemli görevin birlik, ortak platform ve strateji olduğunu vurgulayan Ortadoğu uzmanı Faik Bulut, “Özellikle Güney Kürdistan’ı çevreleyenler, bunu istemedi/istemiyor ve sabote ediyor. Kürtler bunu aşmalı” diye konuştu.

Ortadoğu uzmanı araştırmacı-yazar Faik Bulut, dihaber’den Zuhal Atlan’ın sorularını yanıtladı. Dihaber’in iki gün yayınladığı uzun söyleşiden bazı bölümleri özetleyerek paylaşıyoruz:

Bab’da çakılıp kaldılar

Vekalet savaşının sonuna doğru yaklaşılıyor; devletler oyunu sahnede. Bab operasyonu, askeri ve siyasi öngörüsüz bir operasyon. Başarılı olması Rusya ve Amerika’nın destek ve onayına bağlıdır. Her halükarda o kuşatma hali devam ederken Kürtlere de vurmayı sürdürecektir. Bunu zaten hiç ihmal etmedi. IŞİD’in birkaç hedefine vuruyorsa Kürtlere de az ya da çok hedeflerini bombalıyor. Türkiye Bab’da çakılıp kaldı ve tıkandı. 

Türkiye, kendi açısından ‘Ben masaya artık oturdum ve masada sözüm var’ diye düşünüyor. Ama masaya otururken elinde hangi kartlar var, elindeki kartlar çok azaldı. Görünen o ki Türkiye’nin elindeki mevcut kart bir anlamda İdlib. 

Açmaz devam edecek

Türkiye, Kürt kentlerindeki şehir savaşlarında askeri bakımdan daha kazançlı gözükmekle birlikte Kürtler de Musul ve Rojava tarafında iki raundu almış durumda. Bu açmaz devam edecektir. Suriye hükümeti, Rusya ile birlikte Halep meselesini tam kontrolü sağladıktan sonra ikinci hedefleri İdlib olacak. Suriye, Rusya ve İran İdlib’e yüklenecekler. İdlib’e yüklendikten sonra gerisi kara deliktir. 

Avrasyacıların hayali

Türkiye’de Avrasyacı akımlar, mümkün olduğu kadar Türkiye, İran ve Suriye’nin birleşmesini; Kürtlerin siyasi bir varlık olarak ayakta durmamasını, Kürtlerin imhasını önceliyor. Suriye-Türkiye yakınlaşması olabilir. Fakat, Suriye’nin Halep’i aldıktan sonra Türkiye ile hemen barışacağını ve onun da Kürtlere karşı bir politika güdeceğini düşünmüyorum. Sebepleri şu:

* Rusya hemen PYD’yi karşısına almaz. 

* Esad rejimi İdlib’i almadan Türkiye ile bir ittifak kurmaz. 

* Türkiye, girdiği yerleri götürdükleriyle birlikte terk edecek.

Kürtler olmadan olmaz

Kürtlerin olmadığı yeni bir Ortadoğu düzeni mümkün değil. Kürtler olmadan olmaz. Yani siyasi bir tufan kopmuş Ortadoğu’da, herkes gibi Kürtler de Nuh’un gemisine atlamış. Kürtler, artık Nuh’un gemisinin dışında değiller. Tufanla boğuşmuyorlar, boğulma tehlikeleri yok artık. Bu saatten sonra ister oranın Kürt’ü ister buranın Kürt’ü farketmez. Yani Kürtler topyekûn olarak siyasetin sahnesinde yer alıyorlar. Daha da önemlisi Kürtler, I. ve II. Dünya Savaşı’ndaki Kürtler değiller. O zamanlar deryada katreydiler. Bugün öyle değil. Artık bir kart, bir koz ve joker olmaktan ziyade aktördürler;

* Güney’de iyi ya da kötü bir devlet oluşumu var. Diplomatik  ve askeri gelişim içinde. 

* Kuzey’de Kürt Hareketi 30 yıldır var. Bütün o çatışmalara rağmen askeri varlığıyla birlikte diplomasi ve siyasi faaliyetleri var

* Rojava kısa dönem olmasına rağmen iki büyük devletin arasında hamle yaptı. 

Artık eskisi gibi başkaları Kürtler hakkında karar veremez. Kendilerine göre tecrübeleri var; kolay yem olmazlar.

En önemlisi birlik olmaları

Kürtler için şu anda en önemli olan şey, bir araya gelmeleri. Bu süreçte güç birliği yapmalı. Bir ortak platform oluşturmalı. Özellikle Güney Kürdistan’ı çevreleyenler, bunu istemedi/istemiyor ve sabote ediyor. Kürtler bunu aşmalı. Partici ya da dar partici örgüt egoizmi dediğimiz şeyin üstüne çıkarak daha çok Kurdî olmak, daha da geniş düşünmek gerek bu konuda. Kendini aşıp Kürt halkının genel çıkarlarını, geleceğini, kaderini tayin edecek politikalarda ortaklaşmak gerekir.” 


 HABER MERKEZİ