AKP Hükümeti, 1 Kasım seçimlerinde elde ettiği yüzde 49.5’lik oy oranıyla Kuzey Kürdistan’da Silvan, Cizre ve Şırnak gibi yerleşim birimlerinde halka yönelik katliam girişimlerine hız verirken, Rojava’da ise YPG/YPJ’ye olan düşmanlığı en üst boyuta taşıyor. Başta Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu olmak üzere AKP’nin diğer yetkilileri, Rojava Devrimi’ni boğmak istediğinin sinyallerini verdi. 

Şu anda IŞİD’in (DAİŞ) denetimindeki Cerablus’a YPG ve YPJ güçlerinin girmesi durumunda savaş ilan edeceğini dile getiren Erdoğan ve AKP’li yetkililer başta ABD olmak üzere koalisyon güçlerine de bu yönlü dayatmalarda bulunuyor. 

Biz de Türkiye’nin Cerablus’u işgal olasılığı ve Rojava’ya ilişkin düşmanca tutumunu gazeteci yazar Fehim Taştekin’e sorduk.

Taştekin, Suriye’de YPG ve YPJ’nin önemli bir aktör durumuna geldiğini, Türkiye’nin tehditlerinin pratikte hayat bulmasının zor olduğunu belirtiyor.

Rojava Devrimi’ni, Suriye ve bölgedeki gelişmeleri çok yakından takip eden gazeteci Taştekin “Rojava güçleri önemli bir saha deneyimine sahipler. Kürtler seçeneksiz değil. Bu yüzden Türkiye’nin bir takım hamleleri garanti sonuçlar getirecek hamleler değil. Tehdidi, doğrudan pratiğe aktarması çok kolay seçenek değil” belirlemesinde bulunuyor. 

  

Türkiye’nin karşılaşacağı olasılıklar

Taştekin, Türkiye’nin YPG/YPJ’e yönelik tehditleri ilişkin şunları söylüyor: “YPG/YPJ’yi yani Rojava güçlerini kast ederek tehdit ediyorlar. Bir tehdit odağında bahsediyorlar ama bunu tehdit mekanizmasıyla yapıyorlar. Gelinen noktada iki seçenek var. YPG/YPJ’nin içinde bulunduğu koalisyon Cerablus’a geçerse Türkiye’nin tercih yapması gerekecek. Ya Kürtlerin içinde yer aldığı koalisyonun Cerablus’a girmesine izin verecek. Ya da buna gözyummazsa muhtemelen Amerika, Türkiye’ye ‘O halde siz operasyonu yapın’ diyecek. Bu durumda Türkiye’nin arz ettiği bir takım koşullar var. Bunlara bağlı olarak Cerablus’a ya da ara bölgeye girme, kafasındaki tampon bölge oluşturma ihtimali var. Bu ise riskli bir şey. Diğer bir seçenek de uluslararası güçlerin ve koalisyon ortaklarının tam olarak bu işe girişmesi. Bu, Türkiye’nin tek başına değil, bütün koalisyon ortakları ile aynı operasyonda yer alması demek. Yine hedefin Esad rejimi olması gibi Türkiye’nin talepleri de var. Bunun olması o kadar kolay değil. Çünkü işin içinde artık Rusya var. Türkiye bunu 2012’den söylüyor. Ancak o zaman Rusya yoktu. Rusya olmadığı halde Amerikan yönetimi, Esad’a karşı böyle bir operasyona sıcak bakmadı. Rusya olduktan sonra böyleki operasyona o kadar kolay bakmaları o kadar kolay gözükmez.”


En önemli ortak YPG

Suriye’de ABD’nin önceliğinin IŞİD’e karşı bir savaş olduğunu dile getiren Taştekin, Kürtlerin ise bu savaşta başat güç olduğunu, bu savaşın başında bulunduğunu vurguladı. Türkiye’nin ise bunu bir sorun haline getirdiğine işaret eden Fehim Taştekin “Ama Amerika’nın de fazla seçeneği yok. Bu yüzden son derece karmaşık, son derece pazarlığa açık bir durum var. Hükümetin seçim sonrası gerilimi biraz daha arttırabileceğine dair kendisine bir güveni var. Bu güvenle hem içeride hem de Rojava halkında Kürtleri zayıf edecek bir takım arayış içerisinde. Ama peşinden söylemek lazım: Bu o kadar kolay bir mesele değil. Sonuçta Amerikan yönetimi inkar etse de, ya da bunu açıkça artık dillendirmese de, sahadaki en önemli ortağı YPG’dir” dedi.


Lehine çevirmek istiyor

ABD rejiminin YPG ile birlikte hareket ederken, Türkiye’nin örtülü olarak IŞİD yararına yapacağı bir operasyona sıcak bakmayacağının altını çizen gazeteci Fehim Taştekin, Türk devletinin daha çok korkutma ve uluslararası toplumun kanaatini kendi leyhine çevirmek istediğine vurgu yaptı.  

Taştekin’in yorumları devamla şöyle: “O nedenle senaryoları biraz korkutma, biraz da uluslararası toplumun kanaatlerini şekillendirme çabası var. Koalisyon aslında Amerika’dır. Mesala, İngiltere mesela hava operasyonu yapamıyor. Fransa operasyon yapıyor. Dolayısıyla ötekilerin katkıları çok sınırlıdır. Koalisyon derken aslında Amerika’nın tavrı, politikası nedir diye düşünmek lazım. Amerikan yönetimi, Rusya’yla belli bir mütabakat içerisinde bir strateji geliştiriliyor. Rusya’yla siyasi çözüm konusunda anlaştı. Bunun yöntemi ve şartları konusunda uzlaşmazlık var. Ama Amerika açısından silah zoruyla rejim değiştirme oyunu tutmadı. Artık bunun peşinde değil. Amerikan yönetimi sahada kaybetmemek için IŞİD’le mücadele ediyor. Böyle bir konsept belirledi. Onun peşinden gidiyor. Onun dışında hem bölgeyi, inisyatifi Rusya’ya tamamen kaptırmamak, hem de Irak’ta kendi inşa ettği düzenin sürmesini sağlamak için IŞİD’le mücadele çerçevesindelermiş gibi izlenim vermek istiyorlar. Bu stratejide kara unsurlarına ihtiyaç var. Uzman koordinatör olabilir ama karada yok. Bu noktada YPG ve Arap müttefikler devreye giriyor.”


Önemli deneyimleri var

ABD’nin sahadaki önceliğinin şu anda IŞİD’i Fırat hattında zayıflatmak olduğuna işaret eden Taştekin, Arap muhaliflerinden de Rakka’yı almasını ve böylece bölgede kendi lehine gelişmelerin olmasını beklediğini söyledi. 

Taştekin devamla gözlemlerini şu şekilde aktardı:”ABD, Esad rejimini de masada elini güçlendirecek bir denge oluşturmak istiyor. Amerika’nın son stratejisi bu. IŞİD tehdidi geçmiş değil. Çünkü bomba yüklü araçlarıyla YPG’nin mevzilerine sürekli saldırı düzenliyor. IŞİD daha güneyde Fırat üzerinde çok kritik yerlere hala giriyor. YPG’nin önceliği, Şengal’i kurtaracak şekilde IŞİD’in Irak ile Suriye arasında kullandığı hattın kesilmesi. Hattı kestiği taktirde önemli bir başarı elde edecek. Buradaki tehlikeyi özellikle Kürtlerin, Êzîdîlerin yaşadığı bölgelerdeki tehlikeyi önlemeye çalışıyor. Bunu yaparken sürekli IŞİD tehlikesiyle karşı karşıya ve savaşmak zorunda. Bunun dışında Türkiye tarafından tehdit söz konusu. Şimdiye kadar taciz atışları ile sınırlı kaldı. Ama geçen yıla kadar yani Amerika işin içerisine girinceye kadar bir savaş yürütüldü Rojava’ya karşı. IŞİD, El Nusra, ÖSO üzerinden Rojava’ya karşı örtülü bir savaş yürütüldü. O savaş sonuç getirmedi. Şimdi doğrudan tehdit aşamasına geçildi. Ancak, bu Türkiye’de belirli yerelde operasyon düzenlemekten daha farklı bir durum. Yani Rojava güçleri önemli bir saha deneyimine sahipler. Artık Amerika ile müttefikler. Amerika olmasa Rusya’yla müttefik olabilirler. O da bir ihtimaldir. Kürtler seçeneksiz değil. Bu yüzden Türkiye’nin bir takım hamleleri, garanti sonuçlar getirecek hamleler değil. Tehdidi, doğrudan pratiğe aktarması çok kolay seçenekler değil. 


DÎLAN BİÇER/HABER MERKEZİ




Halklar işgali kabul etmeyecek 


PYD Avrupa sözcülerinden Zuhat Kobanê, Türkiye’nin Cerablus’u işgal etmeyi düşündüğünü ancak bunu hem kendilerin hem de bu kentte yaşayan halkların kabul etmeyeceğini söyledi. 

Türkiye uzun süreden beri çok değişik senaryolar peşinde olduğuna vurgu yapan Kobanê, “Türkiye sürekli bu tür senaryoların peşinde. Tampon bölge önerdi ama uluslararası güçler bunu kabul etmedi. Rojava’yı işgal etme politilkalarını parça parça uygulamaya çalışıyor. Fakat biz parti olarak Cerablus’ta olacak müdaheleyi kabul etmiyoruz. Oradaki halklar ve güçler de bunu kabul etmeyecektir. Mesela Cerablus hattında 140 köy var. Bu köyler Kürtlerden oluşuyor. Orada Cephet el Akrad ve Türkmen güçleri var ve birlikte karşı direnişe geçecekler. Türkiye bu sinyali verirken, ‘Bizimle ortaklaşın’ tehdidinde bulunarak bir şeyler koparmaya çalışıyor. Fakat bu olmayacak. Herkes biliyor ki bu olamayacak. Türkiye bunu propaganda amaçlı yapıyor” dedi.  

Suriye Demokratik Güçleri’nin Hol bölgesinde IŞİD (DAİŞ) çetelerine büyük darbe vurduğunu söyleyen Zuhat Kobanê, bu güçlerin Şeddadi’ye kadar bir temizlik operasyonu yapacağını dile getirdi. Türkiye’nin IŞİD çetelerinin ağır darbeler almasında sonra kendisinin de bir kara operasyonunda yer alacağına dair mesajlar verdiğini dile getiren Kobanê şunları söyledi: “Ben de koalisyon güçleri birlikte kara operasyonu yapacağım, bizim güçlerimiz var mesajı veriyor. Fakat koalisyon güçleri bunu kabul etmeyecek. Türkiye’nin niyeti belli. Türkiye IŞİD’i vurmuyor. Hep Kürtleri vuruyor. Şimdiye kadar 5-10 kere YPG/YPJ’yi vurdu. Aslında bununla IŞİD’e mesaj verilmek istendi. 

Davutoğlu’nun IŞİD’le ilgili açıklamaları, “Biz size destek verdik, sizi ayakta tutuyoruz fakat siz rolünüzü iyi oynamıyorsunuz” mesajıydı. Federal Demokrat Suriye’ye doğru gidiyoruz. Rojava halkları federal bir bölge olarak geçecekler.”    


RAMAZAN MARANKOZ/HABER MERKEZİ