BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, „Kürtlerin tüm haklarını vereceğiz“ diyen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile „Hükümet, halkı kazanacak politikalara hız vererek ve yeni anayasa bağlamında daha kapsamlı demokratik çözüm arayışlarını koruyarak etkili bir güvenlik konsepti uyguluyor“ diyen Başbakan’ın Siyasi Başdanışmanı ve AKP Milletvekili Yalçın Akdoğan’ın özünde aynı şeyleri söylediğini ve AKP Hükümeti’nin „entegre strateji“ adını verdiği yeni konseptle Kürt halkını asimile ederek, sadece bireysel haklara endeskli bir baskı ve sindirme politikasını yürüttüğünü söyledi. Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü de „Hükümet özetle ‘liberal, düzen içi Kürtle anlaşıp, muhalif Kürt’ü ve PKK’yi imha edeceğiz’ diyor. Ancak bu şematik olarak makul görünse de gerçek hayatta karşılığı olmayan bir düşünce“ dedi.

AKP stratejisini anlatıyor

AKP Hükümeti’nin etkili isimleri son günlerde birbirini ardına açıklamalar yapıyor. Kamuoyunda oldukça tartışılan bu açıklamaların ilki geçtiğimiz günlerde Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’dan gelmişti. Aynı zamanda ‘Milli Birlik Projesi’nin Koordinatörü olan Atalay, açık ve net konuştu: „Sınır ötesi operasyonlardan, KCK operasyonlarına hepsi koordinasyon içinde, tartışılmış, kararlaştırılmış, planlanmış ve yürütülmektedir. Çalışmamız aynen bu şekilde devam edecek. Kış operasyonlarımız da devam edecek, ara vermiyoruz ve vermeyeceğiz.“

Akdoğan ve Arınç aynı gün konuştu


Önceki gün ise hem Başbakan Yardımcı Bülent Arınç hem de Başbakan’ın Siyasi Başdanışmanı ve AKP Milletvekili Yalçın Akdoğan, Atalay’ın „entegre strateji“ olarak açıkladığı yeni konsepte ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akdoğan, AA’ya yaptığı açıklamalarında asker ve polisin gerçekleştirdiği ortak operasyonlarla PKK’nin kımıldayamaz hale getirildiğini savunarak, „Kırsaldaki nokta operasyonlar, kötü arazi şartlarında oluşan ‘Kandilcikler’i ortadan kaldırıyor. Şehirdeki milislere yönelik müdahaleler, toplumsal provokasyonlara set çekiyor „ diyerek, aralıksız devam eden askeri harekatlar ile ‘KCK operasyonları’nın amacını özetledi. Konsepte ilişkin ise Akdoğan „Hükümet, halkı kazanacak politikalara hız vererek ve yeni anayasa bağlamında daha kapsamlı demokratik çözüm arayışlarını koruyarak etkili bir güvenlik konsepti uyguluyor“ dedi.
Bütçe görüşmelerinde Hükümet adına kapanış konuşması yapan Bülent Arınç ise özetle „Kürtlerin bütün haklarını vereceğiz“ dedi.

Birbirini tamamlıyor

Arınç ile Akdoğan’ın sözleri birbirine tezat gibi görünse de aslında aynı stratejinin parçası. Bu görüş, BDP’nin Grup Başkanvekili Hasip Kaplan ile Mersin Milletvekili Ertuğru Kürkçü’ye ait. Hükümetin yeni stratejisi konusunda görüşüne başvurduğumuz BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, Meclis’teki bütçe görüşmelerinin sonrasında kendisinin de bizzat dinlediği kapanış konuşmasını yapan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın sözlerini olumlu anlamda bir strateji değişikliği olarak görmediğini söyledi.
Bülent Arınç’ın sözlerinin bu şekilde algılanmasının yanılgı olduğunu dile getiren Kaplan’ın gerekçesi şöyle: „Doğru olan konsept olarak yazdıkları şeylerdir. Yani Yalçın Akdoğan’ın açıklamaları ile Bilal Çetin (Vatan yazarı) ve Abdulkadir Selvi’nin (Yeni Şafak) köşelerine yansıyan; bastırma, sindirme, dağıtma ve yok etme hareketinin sonuna kadar yapılacağı, sonra da Kürt kimliği ve hakları konusunda adım atılacağıdır. Bu konuda söyledikleri tek birşey var: bireysel haklarla yetinin... Yani ‘TRT Şeş‘i verdik, evinizde de Kürtçe konuşuyorsunuz, daha ne istiyorsunuz, oturun oturduğunuz yerde!’ diyorlar. Bu açıdan bakıldığı zaman Başbakan Yardımcısı olarak Arınç’ın bütçede yaptığı konuşma ‘Kürt kimliğini tanıyoruz’ düzeyindedir. Bu zaten 1993’te Demirel ve İnönü zamanında yapılmıştı.

Toplumsal haklar tanınmalı

Temel problem kimliği tanıdıktan sonra bunun gereğini yapmaktır, altını doldurmaktır; anadilde eğitim, kimlik, kültürel hakların anayasal güvenceye alınması, yasakların sona ermesi, siyasi temsilin adil sağlanması, parti kapatmaların sona ermesi, seçim barajının düşürülmesi, düşünce özgürlüğünün sağlanması konusunda adım atmaktır. „

Başbakan’ın sözleri esastır

‘KCK operasyonları’nın hala devam ettiğini hatırlatan Kaplan, önemli bir ayrıntıya dikkat çekti: „Bu operasyonlar sürdüğü müddetçe Bülent Arınç’ın söylemi kişisel bir söylem düzeyinde kalır. Hükümet adına konuşsa da bu böyledir. Şu an itibariyle Hükümetin uyguladığı politika yeni konseptir, 1990’lı yılların farklı bir versiyonu olarak bütün yasal alanı denetim altına alıp dağıtmak, yasal alanda çalışanları yıllarca içerde tutmak. Dağda, taşta, havada da operasyonları tüm gücüyle sürdürmek üzerine kurulu bir politikadır. Yani Arınç’ın bir iki söylemine aldanmamak gerekir. Şu an Başbakan Yardımcıları ve Siyasi Danışmanı konuşmalar yapıyor ve bu konsepti açık açık koyuyorlar ortaya. Ancak tecrübelerime dayanak şunu söyleyebilirim, tüm konularda AKP’de bir tek Başbakan’ın söylediklerine itibar etmek lazım.“

Kürtler direnecek


Başbakan Yardımcı Beşir Atalay’ın yeni konseptin adını „entegre strateji“ olarak açıkladığını hatırlatan BDP Grup Başkanvekili, „Entegre planı ne demek? Kürtleri asimile edip, mevcut düzene, sisteme eklemlemek demek. Ancak Kürtler bu sisteme entegre olmayacak. Tüm alanlarda direnişini ve demokratik mücadelesini sürdürecektir“ şeklinde konuştu. 

Eskiden bombalıyorlardı şimdi tutukluyorlar

Kaplan, hem Akdoğan hem de Arınç’ın ‘açılıma son vermedik, sürdürüyoruz’ söylemlerinin yapaylığına işaret ederek, şunları söyledi: „Meclis’teki tüm önergelerimiz reddediliyor, görüşmelerimiz reddediliyor.  Her gün bir operasyonla uyanıyoruz. En son gazetecileri hedefleyen operasyonlarla karşı karşıya kaldık. Yani biz bunu iyi niyet olarak göremeyiz. ‘Sizin iyliğiniz için sizi tutukluyoruz, sizin iyliğiniz için avukatları, belediye başkanlarını içeri atıyoruz’ anlayışı bizim asla kabul etmeyeceğimiz son derece baskıcı, 90’lı yıllarda uygulanan bir yöntemdir. Biz bu yöntemi daha önce gördük, yaşadık. Eskiden Özgür Ülke’yi bombalıyorlardı, binaları yok ediyorlardı, şimdi bina içindekilerini tutuklayarak yok etmeye çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız.“

BDP yetkili kurullarını toplayacak


BDP olarak bu strateji karşısında Meclis dahil her alanda mücadele etmeye devam edeceklerini belirten Kaplan, „Meclis Grubumuz, Parti Meclisimiz, Merkez Yürütme Kurulumuz toplanarak, yeni gelişmeler ışığında, son baskı ve operasyonları da dikkate alarak, son durumu ve yeni strateji karşısında ne yapacağımızı tekrar değerlendireceğiz“ dedi. „Şu anda çok yoğun bir gündemle karşı karşıyız“ diyen Kaplan, tüm bu toplantıları en kısa sürede yapmak istediklerini söyledi.

Anayasa paketi Ocak ayında


BDP Grup Başkanvekili „Yeni anayasa konusunda daha önce BDP olarak ‘masadan kalkan biz olmayacağız’ demiştiniz. Hala aynı noktadamısınız? Anayasa’da ne olmasını istiyorsunuz, bu konudaki öneri paketinizi ne zaman açıklayacaksınız?“ sorumuza ise şu yanıtı verdi: „Evet hala aynı noktadayız. Tüm olanlara rağmen yine de masadan kalkan biz olmayacağız. Biz çalışmalarımızı sonuna kadar yürüteceğiz. Anayasa çalışmalarımızı, STK’lere, partilere ve halka doğru genişlettik. Tüm kesimlerin görüşlerini alarak ortak bir öneri paketi hazırlamak istiyoruz. Biz bu konudaki çabamızı sürdüreceğiz ve tarihe not düşeceğiz. Şu anda yılbaşına kadar Anayasa Komisyonu’nda çalışan arkadaşlarımız veri topluyor. Yılbaşından sonra bu verilerin değerlendirilmesine geçilecek. Tüm bu çalışmalar sonuçlandığında BDP olarak daha somut açıklamalarda bulunacağız. Kürtlerin anadilde eğitim ve tüm kimlik ile kültürel haklarının anayasal güvenceye alınması ve yönetim şekli olarak da Demokratik Özerklik istiyoruz.“


Yol temizliğinde ısrarlı

Kaplan, yeni anayasa öncesinde bazı yasalarda „yol temizliği“ yapılması konusundaki önerilerinin arkasında olduklarını belirterek, Terörle Mücadele Yasası başta olmak üzere Türk Ceza Kanunu’ndaki ifade özgürlüğünü yasaklayıcı maddelerin ve seçim barajının düşürülmesi gibi konularda ise darbe döneminden kalan Siyasi Partiler Yasası‘nda değişiklik yapılmasında ısrarcı olduklarını söyledi.

Kürkçü: Entegre Kürtle çözmek istiyorlar

BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü de Hükümetin stratejisinde bir değişiklik olmadığı görüşünde. Arınç’ın sözlerini bu şekilde algılamanın yanlış olacağını belirten Kürkçü, şunları söyledi: „Ben Bülent Arınç’ın kendi payına Hükümet politikalarını biraz daha liberal yorumladığını düşünüyorum. Bu nüansın dışında her iki açıklamanın (Akdoğan ile Arınç’ı kastediyor) ya da her iki açıklama düzeyinin birbirini tamamladığı kanaatindeyim. Özetle Hükümet şunu demek istemektedir: Bizim Kürtlerle bir sorunumuz yok, bizim PKK ile çok sorunumuz var. Düzen içi Kürtlerle anlaşıp PKK’yi imha edeceğiz... Taktik budur. Bunu şöyle de tercüme edebilirsiniz; PKK sadece bir silahlı güç olarak burada kast edilmiyor. Sistem karşıtı bir muhalefet olarak da kastediliyor. Dolasıyla ‘düzen içi Kürtlükle politik bir anlaşma yapılabilir ama muhalif, sosyalist Kürtlükle hiçbir düzeyde anlaşma yapılamaz’ denmek isteniyor. Dolasıyla Bülent Arınç’ın bu nispeten liberal yorumu, yanıltıcı bir izlenim oluşturabilir. Ancak Arınç, bence bu sözleri bizlerin de Meclis’te çıngar çıkartmayacağımız bir şekilde ifade etmek istedi o yüzden de biraz daha liberal bir yöne doğru kaçtı. Ancak biz yapılanları başından beri izliyoruz ve söyleneni anlıyoruz. Bülent Arınç hali hazırdaki siyasetin, Kürt toplumunun büyük kesimini ikna etmeyeceğini hissettiği içindir ki aslında daha uzlaşmacı bir yoruma da yer olduğu tartışmasını bize yansıtmış oluyor. Demekki hala bu konuda da bir tartışma var.“
„Nedir bu tartışma“ sorumuza ise Kürkçü, „Tartışmanın esasını şöyle özetlebiliriz. ‘Radikal Kürt muhalefeti aut, liberal muhafazakar Kürtlük in.’ Fakat bu şematik olarak makul gözükse de Kürt toplumunun bütün siyasi eğimlerine mensup insanlar son derece organik bir yaşam sürdükleri için bence böyle bir ayrımın da pratikte gerçekleştirilemeyeceğini, insanların birbirlerinden katagorik olarak ayıramayacağını dolasıyla bu kağıt üzerinde onlara mantıklı gözüken şeyin siyasi ve toplumsal hayatta sürekli sorun üreteceğini de söyleyebilirim“ yanıtını verdi.
Hükümetin bu baskıcı konseptle bir yere varamayacağının geçmiş pratiklerle çokça görüldüğünün altını çizen Kürkçü, yapılması gerekeni şöyle özetledi: „Bence yapılacak şey, aslında bütün tartışmayı kesecek olan şey, Kürtlerin özerklik hakkını kabul ederek masaya oturmaktır.“
Kürkçü, böylesi bir yeni konsepte odaklanmış bir Hükümet’le karşıya karşıya olduklarını belirterek, „Ama Hükümette buna yönelik bir eğilim görmüyorum“ dedi.

ÇİÐDEM DEMİREL - HABER MERKEZİ