
Gözünüz aydın, AKP bitti, Erdoğan bitti, aklıma hep komik komik tekerlemeler gelip duruyor: Şu Erdoğan’ı muhalefetleştirsek de mi saklasak, muhalefetleştirmesek de mi saklasak, filan gibi. Ya da ne bileyim, Ayağını çaldığın oylara göre uzat. Bana soyadını söyle sana partini söyleyeyim.
Bu yazım biraz ameliyat olmuş da sağlığına kavuşmuş bir hastanın teşekkür ilanı gibi olacak.
Öncelikle Kürdistan illeri dışında oylarıyla faşizme ve diktatörlüğe karşı batıdaki partilere destek olan HDP seçmenine ve parti yönetimine teşekkür ederim. HDP seçmeni de, tabanı da yapabileceğinin en fazlasını yaptı.
HDP dışındaki diğer sosyalist partiler, şimdilik ve geçici olarak dünya görüşlerini bir kenara bırakarak destek verdiler, onlara da teşekkür ederim. ÖDP’den Alper Taş arkadaşımız, daha önce HDP ve CHP’den gelen vekillik önerilerini reddetmesine karşın bu seçimde elini taşın altına ciddi anlamda koymuştur ve İstanbul seçimlerinde ciddi pay sahibidir ve Beyoğlu seçmeninin uyanmasına neden olmuştur.
Bugüne değin ben dahil çok insanın eleştirilerini alan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu parti içindeki eleştirilere karşın aday belirlerken değişik ilçe ve bölgelerde, her kesimin oy verebileceği adayların seçiminde ciddi olarak taviz vermeden dik durmuştur. Partisine HDP üzerinden yapılan sataşmalara çok fazla yanıt vermeden tartışmayı tek taraflı bırakmıştır.
Belediye meclisi adayları tartışmasında Meral Akşener bütün adaylara sahip çıktığını açıklayarak belki de yaşamında ilk kez de olsa demokrasi dersi vermiştir.
Biz bu seçimlerdeki kaynaşmayı 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri sonrası yaşamadık. Faşizme ve diktatörlüğe karşı mücadele verirken, beraber mücadele ettiklerimizin siyasetlerini sorgulamak yerine, ilk hedefimizin faşizmi duraklatmak olduğunu ilk kez hep beraber anladık ve bu konuda çok ciddi bir tavır aldık.
Bu halk ilk kez toplu olarak faşizme karşı beraber mücadele edilmesi gerektiğini anladı ve kanıtladı. Bunlar durup dururken olmadı, Tekel işçilerinin direnişi ve onlara herkesin sahip çıkması bunun bir göstergesiydi. Kimse fazla yazmasa da Gezi Parkı direnişinin bu kadar muhteşem olmasında Tekel işçileri direnişindeki sahiplenmenin payı çoktur ve arkasından yine 7 Haziran seçimlerindeki sonuç gelmiştir.
Bu seçim sonuçları elbette Türkiye’ye bir gecede demokrasiyi ve barışı getirmedi, elbette yenilen faşizm daha da beter olacaktır ama şunu kanıtladı, bu halk gerektiğinde faşizme karşı birlik olur ve geçit vermez. Kolay değil, hırsızlığa karşın yendi, Binali Yıldırım’ın çenesini kapattı, Süleyman Soylu’yu odasına hapsetti, AKP şimdi durumu düzeltmekten çok partiden ve bulunduğu mevkiden kovulmamanın mücadelesini veriyor.
Anti demokratik kararlarla KHK’lı arkadaşları başkan yapmayabilir, İstanbul’da seçimleri yenileyebilir ama bu halkın onlara yanıtı bellidir: SIRADAKİ GELSİN…