
Rusya’nın arabulucuğunda, Ocak sonunda Moskova’da Esad rejimi ile muhalefet arasında yapılan 4 günlük Suriye görüşmeleri sonuç alınamadan sona ermişti. Zira, Esad rejimini temsil eden Beşar Caferi başkanlığındaki heyet, Rojavalı Kürtlerin siyasi temsilcisi Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) de içinde yer aldığı muhalif temsilcilerinin görüşlerini ve önerilerini dikkate almayarak, kendi yol haritasının uygulanması konusunda ısrarcı olmuştu. Kürtlerin taleplerini dillendirmek üzere toplantılara katılan Rojavalı heyette yer alan PYD Paris Temsilcisi Halid İsa ile görüşmelerin seyrini, taleplerini ve rejimin yaklaşımını konuştuk.
Moskova’daki Suriye görüşmelerine hangi taleplerle katıldınız?
İlk talebimiz, Suriye’nin dört bir yanında kadın, erkek, genç, yaşlı, Arap, Kürt, Süryani, Müslüman ve diğer tüm kesimlerin hukuki haklarının garanti altında alınmasını sağlayacak, tüm halkların eşit bir şekilde yaşayacağı demokratik, laik bir Suriye Cumhuriyeti’nin ön koşulu olan çoğulcuk, demokratik bir anayasa oldu. Bu anayasayla devlet dilinin sadece Arapça olmamasını, Kürtçe’nin de eklenmesini istedik. Yani tek devlet, tek millet anlayışının ortadan kaldırılması gerektiğini belirttik. Askeri alanda ise talebimiz, YPG/YPJ ve Asayiş‘in anayasal bir zeminde, demokratik-laik Suriye Cumhuriyeti’nin savunma güçlerinden biri olarak kabul edilmesiydi.
Rejimin cevabı ne oldu?
Hiçbir talebimiz kabul görmedi. O kadar ilginçtir ki, rejim bize dönerek diyor ki, ‘Sen kendi evinde Kürtçe konuşuyor musun? Evet. Kimse konuşmanı yasaklıyor mu? Hayır. O zaman sorun yoktur.’ Yani ortada tek bir anlayış var, o da tek devlet, tek millet anlayışıdır. Rejim, ‘Devletimizin adı Suriye Arap Cumhuriyeti, dili ise Arapça’dır’ diyor. Uzun lafın kısası: Rejim aynı rejim, hiçbir değişiklik yok. Hiçbir talebimiz kabul edilmedi, bu anlamda hiçbir ilerleme yok.
Konferans’a diğer muhalif kesimlerden kimler katıldı?
Genelde aşiret reisleri ve rejime yakın sivil toplum temsilcileri katıldı.
İslami muhalefetten katılım oldu mu?
Hayır, İslami çevrelerden hiçbir katılım olmadı.
Peki Konferans’a katılan diğer kesimlerin talepleri ve sizin taleplerinize yaklaşımları nasıldı?
Diğer katılımcılar da demokratik bir Suriye talebinde bulundu. Örneğin tutsakların serbest bırakılmasını sağlayacak geniş kapsamlı bir af istediler. DAİŞ’e karşı mücadele yürüten tüm güçlerin desteklenmesini istediler. Başta Kürt halkı olmak üzere diğer halkların hak taleplerinin kabul edilmesi talebinde bulundular. Bu şekilde, bizim taleplerimizi diğer konferans katılımcıları da desteklemiş oldu.
Esad rejimi, Kobanê’yle ilgili ne diyor?
Kobanê konusunda rejim, Konferans boyunca hemen hemen hiçbir görüş bildirmedi. Yaklaşımları özetle ‘Kobanê de Suriye’nin bir kentidir’ şeklindeydi. ‘Suriye’nin her yerinde olduğu gibi Kobanê’de de DAİŞ‘e karşıyız’ diyorlar fakat Kobanê’de DAİŞ’e karşı kimin direndiğini, Kobanê’nin kimler tarafından kurtarıldığını söylemiyorlar. Kobanê üzerinden Kürt lafı bile etmiyorlar.
Konferansa ev sahipliği yapan Rusya’nın size ve rejime yaklaşımı nasıl oldu?
Rusya, sadece ev sahipliği yaptı. Aramızdaki görüşmelere herhangi bir müdahalede bulunmadılar, sadece gözlemci oldular. Fakat Konferans’a katılan NCB temsilcileri Rusya’yı tarafgir yaklaşımından dolayı eleştirdi.
Başka toplantılar gündeme alındı mı?
Evet, bir buçuk ay içinde Moskova’da ikinci bir konferans daha gerçekleştirilecek.
O zaman da bugün çağrılan güçler tekrar çağrılacak mı?
Evet.
Peki PYD olarak bir sonraki toplantıya da katılmayı düşünüyor musunuz?
Onu değerlendireceğiz. Rejimin bu konferanstaki tutumunu gözönünde bulunduracak olursak bir sonraki konferansa katılmamızın bir şey değiştirmeyeceğini düşünüyoruz. Ama yine de bakacağız. Katılıp katılmayacağımız henüz belli değil. Şayet katılacak olursak da duruşumuzdan ve taleplerimizden taviz vermeyeceğiz.
MUSTAFA İLHAN/AACHEN