Türkiye Barış Meclisi Diyarbakır Girişimi tarafından "Niçin, nasıl, kimin için barış" çalıştayı Diyarbakır Sümerpark Resepsiyon Salonu'nda yapıldı. Çalıştaya; Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü Hakan Tahmaz, gazeteciler Çengiz Çandar, Maya Arokan, Mete Çubukçu, Celal Başlangıç, Ali Bayramoğlu, Necmiye Alpay, Prof. Mehmet Bekaroğlu ve Dr. Uğur Işık'ın yanı sıra çok sayıda barış savunucusu ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı. Günboyu devam eden çalıştayda, "Barış: Dünya deneyimleri" ve "Barışa giden yol ve barışın dili" başlıklı iki oturumda tartışmalar yürütüldü. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Türkiye Barış Meclisi Diyarbakır Girişim üyesi Şemsettin Koç, Türkiye'de barışın gerçek anlamına hasret kalındığını ifade ederek, "Barış, düşmanlığın olmaması, kavgaların olmaması, kötülüklerin olmaması, savaşların olmaması ve insanların karşılıklı uyum, hoşgörü içinde bir arada yaşamasıdır. İşte biz Türkiye'de buna hasretiz. Dolayısıyla bunu sağlıklı kılabilmenin yollarını, arayışlarını yaratmak zorundayız" dedi.

"Barış" denildiği zaman Fırat'ın doğusundaki anlamıyla, batısındaki karşılığının aynı olmadığına işaret eden Koç, Fırat'ın batısında bölünme, parçalanma, egemenliğin kaybolması diye adlandırırken, Fırat'ın doğusunda demokrasi, özgürlükler, hak, hukuk, adalet ve eşitliğin herkes için eşit uygulanması olarak anlaşıldığına dile getirdi. Koç, "Son 30 yıldır her türlü anti-demokratik uygulamalara ve çatışmalardan dolayı yaşanan ölümlere rağmen çok önemli bir şey hala halklar, inançlar, kültürler birbirine düşman hale gelmedi" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye hapishanesi

Türkiye'nin cezaevi ülkesi olarak anıldığını belirten Koç, 130 bine yakın insanın cezaevinde olduğunu hatırlattı. Koç, şunları söyledi: "Türkiye'de hırsızlar, katiller, uyuşturucu tacirleri ve çeteler kolayca serbest bırakılabilirken, aralarında milletvekili, belediye başkanı, gazeteci, aydın, öğrenci ve seçilmişler olarak ovada siyaset yapan binlerce Kürt ve Türk cezaevinde. Biz katliamlara alışkın hale geldik. Ama bu katliamları gerçekleştirenler hakkında hiçbir soruşturma çözüme ulaşmadı. Roboskî, Güçlükonak, Sivas katliamları bunların önemli örnekleridir. Bir ülkede ekonominin önemli bir bölümü savaşa, silaha, güvenlik politikalarına harcanırken, adaletten, hukuktan ve özgürlüklerden bahsetmek mümkün değildir."

Kritik eşikten geçiliyor

Koç'un ardından konuşan Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü Hakan Tahmaz ise, Türkiye'nin kritik bir eşikte bulunduğunu belirterek, bu kritik eşikte herkesin geldiği noktayı iyi görmesi ve gözden geçirmesi gerektiğini dile getirdi. Yapılan çalışmalara rağmen barış için yeterli sonuç elde edemediklerini ifade eden Tahmaz, "Bu yeterli sonuçları elde edemediğimiz için dün Hatay'da linç girişimi, bir hafta önce Sinop ve Samsun'da linç girişimleri yaşandı. Bugünkü kritik aşamayı aşabilmenin ön koşullarından bir tanesi herkesin bir önceki pozisyonunu, bir önceki söylemini terk etmesidir" diye konuştu.
Bu sürecin kalıcı çözüme ulaşması için çözümden yana, bütün toplumsal dinamiklerin sürece katılabileceği bir zeminin yaratılması gerektiğini dile getiren Tahmaz, "Bugün İmralı'da Abdullah Öcalan'ın almış olduğu inisiyatifle başlamış olan süreç aslında bizi silahlardan, savaştan, çatışmadan arındıracak kritik bir sürece doğru itiyor. Bize düşen bu kapıyı sonuna kadar zorlamak olmalıdır" diye belirtti.

Bu kez olacak mı?

Tahmaz'ın ardından moderatörlüğünü Dr. Uğur Işık'ın yaptığı "Barış: Dünya deneyimleri" başlıklı oturumda Gazeteci-yazar Cengiz Çandar, değerlendirmelerde bulundu. Çandar, "Yakın tarihte İmralı Adası'nda Abdullah Öcalan'ı merkez alarak başlayan ve bugüne kadar olan görüşmelerde farklılıklar gösteren görüşmeler var. Fırat'ın doğusunda en azından bir merak ve ilgi var. Bu kez bu iş olacak mı? şeklindeki bu duygu Fırat'ın batısında, doğusundan daha fazla. Kürtler bu işin çok büyük sıkıntısını çekmiş, nice zulümle karşılamış olmalarına rağmen ve üstelik yıllardır üzerinde ısrarla durulan bu iş, 'Abdullah Öcalan'la yapılmalıdır' durumu bu kez gerçekleşir gibi gözükürken, Kürtlerde son derece tedirgin, dikkatli ihtiyatlı, temkinli ve mesafeli tavırla yaklaşım var" dedi. İmralı'daki görüşmelere kısaca değinen Çandar, Kuzey İrlanda deneyimini anlattı.

AMED