- Kürtler, bu entegrasyon sürecinde ulusal haklarının bilinciyle hareket ederek kendi statülerini yaratmadıkça, hiç kimseden statü vermesini beklememeli. Kürtler, statülerini önce kafalarında netleştirmeli.
- Kürtler, ulus olarak bir statüye kavuşmak istiyorsa önce dillerini çocuklarına sevdirip öğretmeli. Köylerinin Kürtçe adlarını kullanıp meşrulaştırmalı.
- İş yerleri ve ofislerinin tabelasından, reklam panosuna, çarşıdan pazara kadar Kürtçeyi görünür kılmalılar ki resmi bir statü kazanmanın mücadelesinde başarıya ulaşabilsinler.
ZİNAR YILDIZ
Kendi kimliğinin ve bunun gerekliliğinin farkında olan her Kürt'ün iliklerine kadar hissedip çok yalın ifade etmeye çalıştığı gibi tarihi ve kritik bir süreçten geçiliyor. Kürtlerin karşısında I. Dünya Savaşı öncesi ortaya çıkan koşullara benzer, hatta onu da aşan fırsatlar var. Diğer yandan ise I. Dünya Savaşı sonrası varılan anlaşmalarla yüz yüze kalınmasına yol açan çok ciddi riskler de söz konusu. Kürtler içerisinde bir çok aydın, yazar, siyasetçi, hatta herhangi bir Kürt yurtseveri de bu durumun farkında. Farkında olmak ile hazır olmak arasında ise çok ciddi fark var. Kürtler, bu fırsat ve tehlikelere karşı ne kadar hazır?
Şu anda her dört parça Kürdistan için ciddi riskler kapıda olsa da daha bir kaç ay önce uçurumun eşiğinden dönen Rojavayê Kurdistan için tehlikeler, henüz ortadan kalkmış değil. Kürtler, Rojava’da bir soykırımın eşiğinden dönerken şimdi ulusal, kültürel, siyasal ve savunma haklarını bir statüye kavuşturmanın mücadelesini veriyor. ‘Entegrasyon' denilen süreçle birlikte Kürtler, 15 yıldır kendileri ve beraber yaşadıkları halklar için kurguladıkları sistemi, Suriye’de yasal bir zemine kavuşturmaya çalışıyor. Peki Kürtler, bu noktada gerçekten kendi ulusal haklarının ne kadar farkında ve bu hakları ne kadar yaşıyor?
Rojava'da Kürtçe çabası
15 Mayıs Kürtçe Dil Bayramı, Rojava'da ayrı bir anlama sahip. Özellikle 2009’lardan itibaren Rojava’da Kürtçe üzerine çalışmalar yoğunlaştı ve halk içerisinde Kürtçeye ilgi gelişti; 2015'ten itibaren de bütün okul müfredatları Kürtçe hazırlanarak ilk okuldan üniversiteye kadar Kürtçe eğitim ve öğretime geçildi. Özerk Yönetim Kürt diline ayrı bir önem veriyordu. Sadece eğitim ve öğretim dili olması değil, Özerk Yönetim alanlarında Arapça ve Süryanice ile beraber resmi dil olması bakımından da Kürtçenin gelişmesi ve yaygınlaşması için ciddi bir zemin vardı. Tüm resmi kurum yazışmalarının Kürtçe olması; hastanelerde, belediyelerde, mahkemelerde, basın-yayın kurumlarında, kültür-sanatta Kürtçenin yaygınlaşması önünde hiç bir engel kalmadı. Aradan geçen yılların ardından Kürtçe gerçekten hak ettiği yere ulaşabildi mi?
Kürtçe çabasına muhalefet
Şu anda Rojavayê Kurdistan, Kürtçe konusunda yeni bir sınavın eşiğinde. Entegrasyon sürecinde Kürtlerin bir statü kazanabilmelerinin en temel ayaklarından biri, Kürt dilinin kabulü ve eğitim dili olarak okullara yerleştirilmesi. Peki Kürtler, bu konuda önceki sınavı geçtiler mi? Şunu hatırlatalım; öncelikle 2015'ten itibaren Özerk Yönetim Eğitim Komitelerinin okullarında başlatılan Kürtçe eğitime, sömürgeci hiçbir müdahale yokken bile içeriden muhalefet edildi. Hatta 'çocuklarımızın geleceğini karartıyorsunuz, çocuklarımızı cahil bırakıyorsunuz' gibi kendi ulusal diline ve geleceğine güvensiz ve inançsız yaklaşan bazı kesimler vardı; çocuklarını BAAS rejiminin okullarına göndermeye devam ettiler. BAAS rejimine ait okulların olmadığı alanlarda ise özel kurslarla kendi çocuklarını BAAS rejiminin müfredatına göre eğitip, ardından Şam ve Halep’e sınavlara gönderdiler. Bunlar arasında bazı Özerk Yönetim yetkilileri ve çalışanları bile vardı.
Yaşam ne kadar Kürtçeleşti?
Son günlerde en fazla gündem olan ve Kürtler içerisinde rahatsızlık yaratan Arapça tabela tartışmasına bakalım. Doğal olarak Kürtler, kendi bölgelerindeki idari kurumlarda kendilerini ifade eden tabelaları görmek, resmi yazışmaları kendi dilinde yapmak ve kendi dilinde hizmet almak istiyor. Bu hassasiyeti, kendi yaşam alanlarında ne kadar gösterebiliyorlar? Örneğin Qamişlo ya da Hesekê’de bir avukat, kendi bürosunun tabelasını Kürtçe yazıyor mu? Qamişlo veya Dêrik çarşısında dükkanlar, iş yerleri, hastahaneler Kürtçe tabela asmışlar mı? Yazışmaları Kürtçe mi? Dükkanların, mağazaların tabelaları ve reklam panoları Kürtçe mi? Kürtler, kendi yaşamlarını ne kadar Kürtçeleştirdi?
Geçtiğimiz günlerde Suriye’de kayıtlı olmayan Kürtlerin kayıt işlemleri başladı. Bu süreç de Kürtler açısından kritik bir eşikti ama dikkat çeken bir husus; kayıt işlemleri sırasında Kürtçe köy, kasaba ve kent isimlerinin kullanılmamasıydı. Bu konu, hiç gündeme de gelmedi. Dêrikliler, kendilerini Malikiyeli (devlet tarafından Derikê verilen isim); Tirbespiyêliler, kendilerini Qahtaniyeli; Çilaxalılar, kendilerini Cewadiyeli olarak yazdırmaktan rahatsızlık duymadı. Diğer iller için de aynı durum söz konusu.
Dolayısıyla Kürtler, bu entegrasyon sürecinde ulusal haklarının bilinciyle hareket ederek kendi statülerini yaratmadıkça, hiç kimseden statü vermesini beklememeli. Kürtler, statülerini önce kafalarında netleştirmeli.
Kürtler, ulus olarak bir statüye kavuşmak istiyorsa önce dillerini çocuklarına sevdirip öğretmeli. Köylerinin Kürtçe adlarını kullanıp meşrulaştırmalı.
Dükkanlarında, iş yerlerinde, çarşıda, pazarda Kürtçeyi görünür kılmalılar ki resmi bir statü kazanmanın mücadelesinde başarıya ulaşabilsinler.