Türkiye Cumhuriyeti devleti Kürt sorununda ve bunun dışındaki diğer tüm sorunlarında da alışılagelmiş tipik reflekslerini her ne kadar yöntemsel farklılıklarla hala tekrarlıyor olsa da, zihniyetinde minimal düzeyde de olsa bir değişimin yaşandığını kabul etmemek, bilimsel olmadığı gibi eşyanın doğasına da aykırı oluyor.
12 Eylül askeri darbesinin ürünü olan anayasanın, bugün tartışılıyor olabilmesi bu minimal değişimin en iyi göstergesidir. Mevcut bu anayasanın değiştirilmesi gerektiği konusunda gerekli olan dönüştürücü gücün ve mücadelenin Kürt Özgürlük Hareketi tarafından gün yüzüne çıkarılmış olduğu da, hali hazırda bu konuda en yetkili aydınlar tarafından da artık dile getiriliyor.
Ancak bu anayasa çerçevesinde yapılan tartışmalar esnasında bu kadar Kürt siyasetçisinin ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin siyasi soykırım operasyonları kapsamında tutuklanarak, etkisizleştirilmeye ve konu dışına itilmeye çalışılması, kirli hesapların varlığına işaret ediyor.
Kürt halkının kanı ve canı ile yarattığı bütün kazanımları, Kürtleri kapsamayacak bir şekilde kabullenmek ya da hayata geçirmeye çalışmak, düşünce hırsızlığıdır. Bir halkın Önderini susturmaya çalışmak ise, bunun zaten en tepeden uygulanması biçimidir. Böylesi gelişmelerin yaşandığı bir ortamdan çıkacak bir anayasanın biz Kürtleri kesinlikle kapsamayacağını tahmin etmek de zor olmasa gerek.
Çok kesin bir yargı olduğunu söyleyebilirsiniz. Ancak, Kürt sorunun önceki dönemlere oranla bu kadar açık bir şekilde tartışılıyor olabilmesi, T.C. devletinin bir lütfu değildir, aksine Kürt Özgürlük Hareketi‘nin bir kazanımıdır. Fakat tartışılmaya çalışılması olumlu bir gelişmedir eğer olumlu sonuçlar ortaya çıkarabiliyorsa. Hergün yüzlerce kişinin tutuklanması ve Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’la yapılan görüşmelerin engellenmesi durumu da olumlu sonuçlar olamayacağına göre burada bir iyileşmeden ve samimiyetten bahsetmek saflık olur.
Herkesin bu bağlamda şu an yaşadığımız süreci anlaması için şöyle bir on yıl öncesi ile şimdiyi karşılaştırması gerekiyor. Bu süreçte en bariz farklılık sorunu konuşuyor olabilmemiz. Fakat sorunu konuşmak ya da konuşabilmek, çözmekle aynı anlama gelmiyor. Günlük hayatımızda yaşadığız sorunlarımız da bile, tartışma anında hissettiklerimizi söyleyebilmemiz sadece ruhsal bir rahatlamaya, bir deşarj olmaya yarar. Bu durum, yani sorunu tartışmış olmakta, eğer biliçli gerçekleştirilmiyorsa, eylemselliği zayıflatır, çünkü sorunun çözümü ile ilgili birşeyler yapmışsınız gibi yanıltıcı bir his uyandırır.
Dolayısıyla,  önemli olan bu tartışmaların bir daha yaşanmamasını sağlayabilecek zeminleri yaratabilmektir. Bu da ancak ve ancak eylemsellik boyutunda gerçekleşen değişimler şeklinde kedini gösterir.
Devlet mekanizmasının eylemselliğine güncel bir örnek ile bakacak olursak, mecliste gündeme getirilen kadınların pantolon giymesini öneren düzenleme tartışmaları kapsamında, BDP’nin türban yasağının da bu konuya dahil edilmesini istemesinin ardından, yapılacak kıyafet değişikliği önerisi meclisin gündeminden tamamen çıkarıldı. Bu olay BDP’yi boşa çıkarmaya çalışmaktır, siyaset dışına itmektir yani diğer bir deyişle dışlamaktır. Kürt halkının kendi özgür iradesi ile seçtiği temsilcilerin mecliste dışlanması da Kürt halkının devlet mekanizması tarafından hala dışlandığının en bariz örneğidir.
Bu yaşanan gelişmelerin ışığında biz Kürtler kazanımların hayata geçirilmesi konusunda biraz yetersiz kalıyoruz galiba. Artık illaki birilerinin bize birşeyler vermesini beklemek yerine ona zaten hakkımız olduğunu bilince çıkarıp, neden hayata geçirmiyor ve kaderci bir yaklaşım ile hala beklemeyi tercih ediyoruz? Bu şekilde bir yaklaşım sadece başkalarının değirmenine su taşımaktan ileri gidemiyor.
Bilindiği gibi AKP Hükümeti tam da böylesi bir hükümettir, yani farklı kesimlerin kazanımlarının üzerine konabilen özelliği ile bugün iktidardadır. Bu durum her an farklı şekillerde, farklı kesimler tarafından da tekrar gerçekleştirilebilir. Böylesi durumlara karşı hazırlıklı olunması ise bir zarurettir. Nitekim böylesi durumlar karşısında ancak ve ancak kazanımlarımızı içselleştirerek ve pratikleştirerek karşı bir savunma gerçekleştirebiliriz.

gulistan_utkun@hotmail.de