İngiltere genel seçimlerinden hemen sonra İşçi Partisi eski lideri Ed Miliband’ın istifası üzerine boşalan genel başkanlık koltuğuna adaylığını koyan Jeremy Corbyn, PKK’nin ‘terör örgütleri listesi’nden çıkarılması ile ilgili olarak, “Abdullah Öcalan sorunun bir parçası değil, çözümün bir parçasıdır. PKK ve Öcalan olmadan barış sürecinde çözüme ulaşmak mümkün değil” dedi.

Jeremy Corbyn ile adaylık süreci, Ortadoğu ve Kürtleri konuştuk.  


Genel Başkan olursanız nasıl bir fark yaratacaksınız?

İşçi Partisi Genel Başkanlık seçimlerinde değindiğim en önemli konulardan biri kemer sıkma politikalarıdır. Muhafazakar Parti’nin birçok alanda yapacağı bütçe kesintileri, İngiltere’de zengin ve fakir arasındaki uçurumu daha da derinleştirecektir. Ben bunu değiştirecek; eşitsizliğe, yoksulluğa ve mahrumiyete son verecek yeni ekonomik politikalar üretmek istiyorum. 

Diğer önemli husus ise uluslararası politikalardır. Nükleer silahlara sahip olmamızı gerektirecek herhangi ahlaki, politik, mantıksal veya uluslararası bir durum söz konusu değil. Bu nedenle her zaman nükler silahlanmaya karşı duracağım. Daha huzurlu ve barışçıl bir dünyaya ihtiyacımız var ve Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’na dahil olan ülkelere katılmamız gerektiğini düşünüyorum. 


Adaylık süreciniz nasıl ilerliyor? Kazanacağınıza inanıyor musunuz?

Ben herhangi bir tahminde bulunmuyorum. Bu kampanyaya katılmamın sebebi; İşçi Partisi’nin genel seçimlerde neden kaybettiğini, nerede yanlış yaptığımızı, ekonomik ajandamız ve ne yönde bir gidişatımız olmalı konularını müzakere edebilmekti. Diğer adaylar ile birlikte ülkenin çeşitli yerlerinde yaklaşık 14 müzakereye katıldık. İşçi Partisi, diğer sosyalist gruplar ve onların değerleri ile tekrar bağını güçlendirmek zorunda. Bu şekilde ileriye doğru bakabiliriz. Ben gelişmiş bir ülke, gelişmiş bir ekonomi istiyorum. Genç insanların yeteneklerini, çevreci yüksek teknolojik endüstrilerde kullanalım. İleriye doğru bakalım, geriye doğru değil.


Avrupa’da solda yükselen partilerin elde ettiği başarıyı İngiltere’de de elde edebilmek için ne yapılmalıdır?

Seçim sonuçları İşçi Partisi için iyi değildi fakat seçimlerden bu yana İşçi Partisi’ne 40 bin kişi üye oldu. Şu anda 240 bin üyemiz var. Bunun yanı sıra parti faaliyetlerinde ve parti içi oylamalarda yer almak isteyen gönüllüler de var. Bu anlamda partide bir hareketlilik ve canlanma söz konusu. Fakat ne İşçi Partisi tek başına birşey yapabilir ne sendikalar, ne de diğer sosyal hareketler. Anlaşamayacağımız konular ve farklılıklarımız muhakkak olacaktır ama en azından hemfikir olduğumuz konularda birlik olabiliriz. Mesela; kemer sıkma politikaları, yoksulluk ve uluslararası barış... Bunu başarabilirsek mevcut durumu değiştirebiliriz. İşçi Partisi için umudum var ve bu konuda çok iyimserim. 


Uluslararası barış derken mesela İngiltere Suriye’deki savaşa müdahale etmeli midir?

Ben Afganistan ve Irak’a yapılan askeri müdahalelere karşı çıktım. İki yıl önce de Suriye’nin bombalanmasına karşı çıkmıştım. Yine Suriye’nin havadan bombalanması konusu gündemde. Bunun işe yarayacağını ya da bir fark yaratacağını sanmıyorum. Çünkü bu daha sonra kara kuvvetlerini Suriye’ye gönderip göndermeme sorununu gündeme getirecektir. Böyle bir durumda iyi ve kolay diye bir seçenek yoktur.  


Bu durumda DAİŞ nasıl zayıflatılacak ya da yok edilecek? 

DAİŞ’i zayıflatmanın bir kaç yolu var;

* Öncelikle yapılması gereken para kaynaklarının kesilmesi. Çünkü bu çeteye bir yerlerden çok büyük bir para akışı söz konusu. 

* İkinci olarak, silah tedariğinin kesilmesi; Batı’dan Körfez ülkelerine ve Suudi Arabistan’a ihraç edilmiş silah ve parçaları bulunmakta. 

* Aynı zamanda, bölgede diğer ülkeleri ve İran’ı da dahil ederek ulusların ittifakını kurmamız gerektiğini düşünüyorum, böylece Suriye’de politik çözümü ve istikrarı sağlamış oluruz. 


Bunlar yeterli mi?

En azından savaş nedeniyle göç eden insanların evlerine geri dönmelerinin yolu açılmış olur. Şu anda 2 milyonu aşkın mülteci var. Tabi Libya’da da istikrarın sağlanması gerekiyor çünkü göç edenler sadece Suriye’den göç etmiyor. Savaş bölgesi ülkelerden göç eden insanlar umutsuzca hayatta kalmaya çalışıyor. Bu insanlara yardım etmek ve desteklemek için daha fazlasını yapmamız gerekiyor. 


Kobanê’de/Rojava’da DAİŞ’e karşı mücadele veren Kürtler nasıl desteklenmelidir?

DAİŞ’in Kobanê’de Kürt güçlerine saldırması inanılmaz bir trajedi. Kürtleri mücadelelerinde tabiki desteklemeyliyiz.


Peki nasıl desteklenmeliler?

Suriye ve bölgede gelecekte yapılacak anlaşmalar ve çözüm için Kürtlerin tanınmaları konusunda desteklenmeleri önemli bir gelişme olacaktır.


Kürt Hareketi ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Birinci Dünya Savaşı sonunda Kürt halkına çok büyük haksızlık yapıldı. Kürtlerin hak ve özgürlükleri, kendi kaderlerini tayin hakları inkar edildi. Maalesef bu sorun günümüze kadar uzandı. Şimdilerde Türkiye’de Kürt halkı ulusal düzeyde temsiliyet hakkına kavuştu. 1983 yıllarında Türkiye’yi ilk ziyaret ettiğimde, Kürtler politika sahnesinde yer almıyordu bile. Bu büyük ve olumlu bir gelişmedir.


PKK’nin ‘terör örgütleri listesi’nden çıkarılmasını olumlu buluyor musunuz?

Abdullah Öcalan sorunun bir parçası değil, çözümün bir parçasıdır. Eğer uzun vadeli bir çözüm hedefleniyorsa bu sürece PKK ve Öcalan da dahil edilmek zorunda. PKK ve Öcalan olmadan barış sürecinde çözüme ulaşmak mümkün değil.


Türkiye’de yapılan genel seçim sonuçlarını yorumluyorsunuz?

Kürt halkının tanınması gerekiyor. Modern Türkiye’nin çok kültürlü ve çok dilli bir etnik yapıya sahip olduğunu artık kabul etmek gerekiyor. AKP bu konuda Kürtler ile angajman sağladı, ancak genel seçim sürecinde geri adım atıldı. Türkiye’de seçimlerden çıkan sonuçlara saygı duymamız gerekiyor ve sonuçların son derece ilginç olduğunu düşünüyorum. Ülkenin güneyinden ve doğusundan azımsanamayacak derecede Kürt milletvekili seçildi. Bu milletvekillerinin, Türkiye’de kalıcı barışın sağlanmasında, ulusal politika ve devlet yönetiminde çok önemli roller oynayabileceğine inanıyorum.


Corbyn'ın KCK davası gözlemleri


İngiltere’den KCK davasına giden gözlemci heyette yer alan Jeremy Corbyn, 22 Ekim 2010’da Morning Star gazetesindeki köşesinde dava ile ilgili gözlemlerini paylaşmıştı. Corbyn, özetle şunları dile getirmişti: “Kürt halkı 1919 yılında yapılan Versay Antlaşması ile uluslararası güçlerce resmen tanındılar, ancak bu tanınma 1922 yılında belirlenen İran, Irak, Suriye ve Türkiye sınırları ile son buldu. Kürt Hareketi bu dört ülkede dil ve kültürlerinin tanınması için ısrarlı bir mücadelenin sahibi oldu. 

Kürt kimliğinin tanınması için binlerce insan hayatını kaybetti. Dünyada çok sayıda sorun var, ancak bunlar siyasi çözüm ve diyaloglarla çözülebiliyor. 

Yargılanan BDP’liler dışında bin kişiden fazla BDP üyesi cezaevlerinde haklarında yazılacak iddianameyi ve yargılanmayı bekliyor. PKK lideri Abdullah Öcalan’ı Marmara denizindeki bir adaya hapsetmek, legal bir parti olan BDP yöneticilerini hapse atmak, barış ve adalet getirmez. Bu, genç ve öfkeli Kürtlere tüm politik yolları kapatır.”



İşçi Partisi Genel Başkanlığı seçimi yarışında birçok sosyalist grubun yanısıra ülkenin en büyük sendikası olan Unite Sendikası’nın da desteğini arkasına aldı. 

Gençlik yıllarından bu yana aktivist olan Corbyn, 1983 yılında 30’lu yaşlarda Londra’nın Kuzey İslington Bölgesi milletvekili oldu ve 32 yıldır aynı bölgede milletvekilliği yapıyor. 

Nerede sol eğilimli bir eylem varsa Corbyn protestocular ile birlikte yüzünü gösteriyor. En son Londra’da 250 bin kişinin katıldığı kemer sıkma politikalarına karşı yapılan yürüyüşte yer aldı.

Corbyn, Britanya’nın Kuzey İrlanda’daki statüsünü sonlandırmak için destek olmuş aynı zamanda Cumhuriyetçi Sinn Fein lideri Gerry Adams’ı Parlamento’ya davet ettiği için eleştirilmişti.

Savaşı Durdurun Koalisyonu Başkanı da olan Corbyn, Morning Star gazetesinde düzenli yazıyor.


YASEMİN KAZAN/LONDRA