Sevgili kardeşlerim: Saflığından mıdır, dindarlığından mıdır yoksa dağlı olduğundan mıdır bilinmez; ama mazlum Müslüman Kürt milletinin tarihin akışı içerisinde, kendisinden zulüm ve haksızlık görmediği hemen hiç bir kavim yoktur.
Asırlarca kendisi ile kader birliği yapmış Türkler mi Kürde zulüm yapmadı?
İyi günde, kötü günde, savaşta, barışta el ele gönül gönüle koşuşturdukları Araplar mı Kürde zulüm yapmadı?
Her Allah’ın günü Kürtleri doğuştan olan haklarını istedikleri için idama mahkum eden Farislar mı Kürde zulüm yapmadı?
Bu yeşil Firavunlar Kürtlere acımasız zulüm ve soykırım yaptılar. Bu zulmü yaparken de yüce İslam dinini kendi kirli politikalarına alet ettiler.
ÖRNEK:
- Saddam Hüseyin Irak’ta uyguladığı kitlesel bir katliam olan “ENFAL OPERASYONU” 23 ŞUBAT 1988’de ve 6 EYLÜL’e kadar sürdü. Tam bir soykırım yaşandı. 180.000 kişi hayatını kaybetti.
Bu operasyonun bir parçası olan “HALEPÇE” 5.000 kişi hayatını kaybetti. Bine aşkın köy ve kasaba ortadan kaldırıldı.
Saddam Hüseyin Kürtlere karşı geliştirdiği “SOYKIRIMA” “ENFAL” dedi!
Soykırımı Kur’an’a dayandırdı. Kürtlerin kanı-canı, malı, mülkü, eşi ve çocukları Müslüman Arap’lara helaldir dedi!
Dünyanın neresinde olursa olsun, ister Filistin’de, ister Pakistan’da, ister Bosna’da olsun, Müslümanların burnu kanasa bütün İslam aleminde ve Türkiye’de Müslümanlar tepki gösterir!
Sel ve deprem gibi felaketlerde yardım kampanyaları açar! Ama Saddam Hüseyin’nin Kürtlere karşı tırmandırdığı SOYKIRIMA karşı Müslümanların küçücük bir tepkisi dahi olmadı. Türkiye’de de benzeri daha ağır zulümler Kürt halkına yapıldı.
ÖRNEK:
1937’de DERSİM’de 40.000 Alevi Kürdü Türk devleti tarafından kimyasal gazlarla mağaralarda hunharca katledildi.
ÖRNEK:
Uludere (Roboskî)’de Türk savaş uçakları tarafından bombalanarak 34 Kürt genci hunharca katledildi.
ÖRNEK:
Kürt şehirleri olan CİZRE, SUR, ŞIRNAK, NUSAYBİN ve VARTO’da Türk savaş uçakları tarafından bombalandı!
Tabir caizse taş üstünde taş baş üstünde baş bırakılmadı! Yüzlerce insan hayatını kaybetti. Kürtlerin Cenazelerine işkence yapılarak cenazeler haftalarca sokakta bırakılmak zorunda bırakıldı!
ÖRNEK:
Kürtlerin seçilmiş iradeleri olan eşbaşkanları, milletvekilleri ve Belediye Başkan’larını tutuklayarak Kürt halkının iradesini gaspetmiştir!
Yıllarca varlıkları dahi inkar edildi, dilleri yasaklandı, asimile edilmeye çalışıldı! akat ne acıdır ki, yine İslam ümmeti sesini çıkarmadı.
Ey Türk, Ey Arap ve Ey Faris yoksa Kürt halkı Müslüman değil mi?
Sevgili kardeşlerim: Üzülerek ifade etmem lazımdır ki, bu tarihi bir gerçek olup kesinlikle aksi iddia edilemez.
Nedense yeryüzünde Fars’i, Arab’i, Acem’i, Türk’ü ve bütün kavimler doğal hak ve hukukundan bahsettiği zaman herşey normal göründüğü halde, sıra Kürde gelince en samimi bildiğimiz Müslüman kardeşlerimiz bile nedense öcü görmüş gibi küplere binerler!
Kürtlerin Müslüman komşularından “Türk, Arap ve Faris” sıradan bir ferdine Kürtler sizin sahip olduğunuz ulusal haklardan herhangi birisine sahip olmalı mıdır diye sorduğumuzda tamamen ulusal kaygılardan ve dini kılıflarla bin bir dereden su getirerek Kürtlerin bu haklardan mahrum olmalarını dillendirmektedirler!
ÖRNEK 1: KÜRTLERE:
Efendim bizler aynı Allah’a, aynı Peygamber’e, aynı Kitaba inanan ve aynı Kıbleye yöneliyoruz, ırkçılık yapmayın?
Oysa asıl ırkçılık ve milliyetçiliği onlar pratikte yapıyorlar!
ÖRNEK 2: KÜRTLERE:
Efendim bizim düşmanlarımız kafirlerdir, emperyalistlerdir, siyonistlerdir Onlara karşı birlik olmamız gerekir?
Oysa pratikte onlarla müttefiktirler ve onlarla her türlü askeri, siyasi anlaşmaları bulunmaktadır!
Yine İran; Rusya ve Çin’le her zaman bir arada ve birlikte hareket ettiğini ibretle görüyor ve müşahade ediyoruz!
Oysaki Rusya ve Çin devletleri ehli kitap bile değildir! İran’ın yerine Kürtler olmuş olsaydı hemen kafir ilan edilir ve Rusya’nın veya Çin’in bir uydusu olduğu algısını yayarlardı! Tıpkı şu anda Kürtlere 2. İsrail algısını yaymaya çalıştıkları gibi!
Kendilerine herşey “HELAL” ama Kürde ise “HARAM”!
1948’de İsrail devletini ilk tanıyan İslam devleti Türkiye olmuştur! Sonra ise tüm Arap ülkeleri olmuştur! Şimdi soruyorum: Ey Müslüman Türk, Ey Müslüman Arap ve Ey Müslüman Faris
İSRAİL kimdir?
Sizler yapınca “HELAL” Kürtler yapınca “HARAM” öyle mi?
ÖRNEK 3: KÜRTLERE:
Efendim dış güçler bizi birbirimize düşürmek istiyorlar buna fırsat vermeyelim?
Madem öyle olmasını gerçekten istemezsiniz, o halde Kürtlerden gaspettiğiniz tüm hakları hemen iade edin ki, o korkulan durumlar gerçekleşmesin?
Başka bir ifadeyle Peygamber’imizin “Sizden biriniz kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe İman etmiş olamaz” hadisini pratik hayatınızda Müslüman Kürt kardeşiniz için uygulayın?
Nüfusu 200.000 olan Kıbrıs Türklerin, bir milyonluk Çeçenlerin, iki milyon Boşnakların, yüzbin Abazanın, iki yüzbin Kosovalının, ikiyüz binlik Makedonyalının ve üç milyonluk Filistinlinin ayrı bir devlete sahip olmasını istediğiniz doğru değil midir?
Şimdi bize söyleyin ey Türk, ey Arap ve ey Faris dünyada hangi millet vardır ki nüfusu 50 milyon olduğu halde bugün devleti de yok, özgür yaşamı da yok. Ve bütün ulusal haklardan mahrum bir şekilde dilleri, kimlikleri, mezhepleri, vatanları yasak ve bölük pörçük edilmişler.
Yüzbinlik millete/topluluğa özgürlüğü ve devleti layık gören, 50 milyonluk Kürt halkına hangi hakla layık görmemektedir?
İki milyar İslam ümmeti içinde yalnızlığa, çaresizliğe itilen Müslüman Kürt halkı genciyle yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle sayısız zulümlere uğramış ve bugünde vicdandan, insaftan, merhametten yoksun” YEŞİL FİRAVUNLARIN” çizmesi altında zulüm acısıyla inlemektedirler!
Unutmamak gerekir ki, İslam İman ve adalet ilkeleri olmaksızın ayakta duramaz!
Müslümanlar arasında adalet ilkesi yok olup gitmişse, zaten Müslümanlıktan da söz etmek mümkün olmaz diye düşünüyorum. Bir devlet kafir bile olsa adalet sayesinde ayakta durabilir, ama Müslüman bile olsa adaletten yoksunsa yıkılmaya mahkumdur!
İslam ümmeti içinde yalnızlığa ve çaresizliğe itilen Müslüman Kürt halkı, ümmetten beklediği kardeşliği ne yazık ki görmemiştir! Gördüğü zulmün tamamını kendi Müslüman kardeşinden olmuştur!
Ümmetten soruna ilişkin umduğunu bulamayan Kürtler eğer bugün kurtuluşu gayri İslami ideolojilerde ve hatta batılı ülkelerde görürse bilelim ki bunun asıl suçlu ve sorumlusu İslam ümmeti ve YEŞİL FİRAVUNLARININDIR”
Günümüzdeki “YEŞİL FİRAVUNLARIN” zulmüne karşı direnenlere selam olsun.
* Demokratik İslam Kongresi (DİK) Şura Üyesi, Muş Din Adamları Derneği Başkanı