
Türk ordusu gerillaya karşı savaşma gücünü kaybetmiştir. Asker artık gerilla karşısında savaşmıyor. Eğer ABD’den alınan ileri teknoloji olmazsa asker karakollardan zor çıkar. Uçak, helikopter, zırhlı araçlar, insansız keşif uçaklarıyla savaşı yürütüyor. Zaten kayıp verdiklerinde ya helikopterler gelmedi ya da keşif uçakları yoktu deniliyor. Bir milyonluk ordunun yarısı Kürdistan’da ama gerilla karşısında çaresiz kalmış. Zaten bir yıllık zavallı asker profesyonel gerilla karşısında ne yapabilir ki diyorlar. Bu nedenle şimdi özel ordu örgütleniyor.
Özel ordu için asker alacaklar, ama sadece 700 kişi başvurmuş. Gençler zorla askere giderken, aman tayinimiz Kürdistan’a çıkmasın diye dua ederken, çocukları Kürdistan’da olan aileler tezkereyi iple çekerken profesyonel askerliğe başvurunun düşük olması anlaşılır bir durumdur. Türkiye halkı da vatan savunması olmadığını bildiği bu savaştan bıkmış durumda. Bu nedenle yüksek maaşı olsa da kimse profesyonel asker olmak istemiyor.
Kürt halkı ise dünyada hiçbir halkın olmadığı kadar demokrasi ve Özgürlük Mücadelesi vermiştir. Arap halkı bir yılı özgürlük ve demokrasi baharı yaparken, Kürtler onlarca yıldır bu baharı yaşıyor. Hiçbir Arap ülkesinde verilmeyen bedeller verdi. Ama Türk devleti ABD ve Avrupa’nın desteğini alarak Kürtlerin baharını hep bastırmak istedi. Türkiye, Kürtlerin direnişi karşısında ABD ve Avrupa desteğiyle ayakta kaldı. Kürtlerin verdiği mücadeleyi hangi halk verseydi on defa özgür demokratik yaşamını kazanırdı. Ancak Türk devleti kendisini her bakımdan pazarlayarak Kürtlerin varlığını ve özgürlüğünü tanıma konusunda gerici direnişini sürdürmektedir.
Bir halkın varlığı uluslararası çıkarlara kurban edilmektedir. Hem de insanlığın ilk büyük değerlerini yaratan coğrafyanın halkı ve kültürü yok edilmek isteniyor. Bu nedenle sadece Kürtler değil, tüm insanlığa karşı suç işlenmektedir. Aslında Kürtler de Ermeniler gibi soykırıma uğratılmak istenmektedir. Güney Kürdistan’da üç şehir size verilmiş, bununla yetinin denmektedir. Aslında ABD de Türkiye ve İran gibi güney Kürdistan yönetimine üç şehirde sefahat içinde olmak istiyorsan PKK’ye karşı tavır al demektedir.
ABD ve Avrupa yeni bir soykırıma izin vermektedirler. Dün Ermeni soykırımına göz yumanlar bugün de Kürt soykırımına göz yummaktadırlar. Ermeni soykırımında esas sorumlu Almanya olmuşsa Kürt soykırımında da esas sorumlu ABD olacaktır.
ABD, PKK’ye neden bu kadar düşmanlık yapmaktadır? Kürt hareketi bugüne kadar ABD ile hiçbir biçimde karşı karşıya gelmemiştir. ABD hiçbir biçimde PKK halkımıza ve ülkemize şu saldırıda bulundu, şu zararı verdi diyemez. Bu nedenle ABD kendi yasalarını da çiğnemektedir. ABD’nin herhangi bir kurumu PKK’ye karşı bir savaş açmış değildir. Dışişleri bakanlığı raporlarında PKK’nin terörist gösterilmesi ise tamamen Türkiye’yi memnun etmek için alınmıştır.
ABD silahları sadece gerillalara yöneltmiyor. Uçak saldırılarında şimdiye kadar on sivil ölmüştür. Solin bebek, üçü çocuk ve bir gencin anne ve babaları ABD silahlarıyla katledildi. ABD keşifleri sonucu gerçekleşen hava saldırılarıyla yüze yakın gerilla katledilmiştir. ABD’ye dayanarak kimyasal gazlar kullanarak gerillalar katledilmiştir. Bu, ABD’nin sadece gerillaya değil, Kürt halkına karşı yürüttüğü bir savaştır. ABD Kürt halkının haklı mücadelesinin bastırılmasına çıkarları gereği ortak olmaktadır. Kürt halkına karşı işlenen tüm suçların arkasında ABD vardır.
PKK’nin ideolojik siyasi yaklaşımları farklı olabilir. Kürt halkı ABD’den ayrı bir siyasi projeyi benimseyebilir. Eğer demokrasi varsa herkes diğerinin düşünce ve siyasi tercihine saygı duymalıdır. Kürtler ne ABD’ye ne de başka bir güce karşı savaş açmıştır. Sadece ulusal varlığı ve özgürlüğü için meşru savunmasını yapmaktadır. Kürt halkının varlığını ve özgürlüğünü kabul etmeyen, Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini her türlü özel savaş yöntemiyle bastırmak isteyen bir Türkiye vardır.
Türkiye demokratik bir ülke değildir. Despotik, otoriter ve Kürtleri yok etmek isteyen bir sisteme karşı meşru savunma içinde olması ve direnmesi Kürtlerin hakkıdır. Hiç kimse Kürtlere bu zulüm düzenine karşı neden direniyorsun diyemez. ABD’nin birçok yerde desteklediği muhalif güçlerden yüz kat daha haklı bir mücadele vermektedir. Bir iktidar savaşı ya da devleti ele geçirme savaşı değil; Kürt halkı varlığını koruma ve özyönetim hakkını elde etmek için mücadele etmektedir. Bu da Türk devletine karşı verilmiş haklı bir mücadeledir. Türkiye ise bugün dünyada nüfusuna göre en fazla silahlanan bir ülkedir. Bu kadar silahı esas olarak da Kürtlerin mücadelesini bastırmak için almıştır. Zorla, şiddetle bir halkın en doğal haklarını bastırmak isteyen Türkiye’dir. Buna karşı direnen ve meşru savunma savaşı içinde olanlar ise Kürtlerdir. Son birkaç aylık Türk devletinin politikaları bile Kürtlerin meşru savunmasının ne kadar haklı ve kutsal olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.
ABD, Türk devletinin bu kirli savaşına verdiği askeri ve siyasi destekten vazgeçmelidir. Kürtlere karşı yürüttüğü bu haksız savaşı bırakmalıdır. Tarih karşısında soykırımcı ve soykırıma destek veren bir güç olarak anılmak istenmiyorsa Türk devletine verdiği desteği geri çekmelidir. Güney Kürdistan’la olan ilişkisi Kürtlere karşı bir soykırım savaşı içinde olduğu gerçeğini örtemez.