İnsan bazen akıl tutulması yaşar. Algısı, bilinci felce uğrar. Ama bu, genelde kısa süreli olur. Bir şok anıdır gelir geçer. Ama bazılarında bu kalıcı oluyor. İçlerindeki kin, nefret, komplo nefes aldıkları sürece yakalarını bırakmaz. Ne var ki, bu hastalıklı ruh zamanla bütün bendene işler ve içten içe çürütür.
Kürtlerde de böyleleri vardır. Akılları tutulmuş, beyinleri işlevini yitirmiş, vicdanları kurumuştur. Ne yapsanız da, Nuh der peygamber demezler. Gariptir ama gerçekler gözlerinin önünde tezahür ederken bile onlar kördür, sağırdırlar. Bağırıp çağırırsınız, gerçeği görmeleri için bütün gücünüzle ikna etmeye çalışırsınız, ama yok onlar görmezler, görmek istemezler. Akıl tutulması bu, insanı böyle kör, sağır, vicdansız yapar ve öldürür işte.
Şimdi nerden icap etti, diyeceksiniz bu sözler. Şundan. Güney Kürdistan'da son bir haftadır KDP basını durmadan tehlike çanları çalıyor, ortalığı velveleye veriyor. Herkesi kendileri gibi kör, sağır sandıkları için de uydurdukları yalana herkesin inandığını sanıyor, dahası inanmalarını istiyor. Zira kendileri o kadar tekrarladı ki kendi yalanlarına kendileri çoktan inandılar bile.
Nedir peki bunların yalanı? Efendim, PKK, Süleymaniye’nin Ranya ilçesinde ayaklanma başlatacak, Güney Kürdistan'ın bazı şehirlerini ele geçirecek. Peki, nereden çıktı böyle bir şey? PKK gerillaları nerelere inmişler? Amaçları nedir diye soruyorsunuz? Yanıt yok, kimse bilmiyor. Ama belli ki Rudaw TV ve KDP yetkilileri biliyor.
Ama bu öyle geçiştirilecek, ‘olsun Rudaw’ın her zamanki yalanlarından biridir’ denilip üzerinden atlanacak bir yalan da değildir. Belli ki, bir yerlerde bir senaryo hazırlanıyor. Önce bunun kamuoyu algısı yaratılıyor. Herkes bu yalana ikna edildikten sonra da bu uğursuz plan sahnelenmek isteniyor.
Bu son derece tehlikeli bir oyundur. Sadece KDP’yi, Rudaw’ı ilgilendiren bir akıl tutulması, bir körlük, bir vicdansızlık deyip geçiştirilemeyecek kadar önemlidir. Zira bu, tüm Kürtlerin kaderiyle oynamaktır.
Bu, "kuzey Irak’ta yaptığımız hatayı, kuzey Suriye’de tekrarlamayacağız" diyen, her gün kuzeyde Kürtleri tarihleriyle birlikte katleden, Rojava’da gerçekten de dediği gibi Kürtlerin statü elde etmemesi için, insanlık düşmanı çete örgütlerini besleyerek Kürtlere saldırtan Tayyip Erdoğan’ın Kürt düşmanlığına çanak tutmaktır.
Bu, yüz yıl sonra özgürlüğe bu kadar yaklaşmış Kürtlerin bir yüz yıl daha statüsüz ve özgürlüksüz kalmasına hizmet etmektir.
Belli ki, bölgede bu kadar etkili bir siyasi ve askeri güç olarak kendini kabul ettirmiş, uluslararası alanda kabul görmüş, bölge kaosunda en örgütlü ve direngen güç olarak ortaya çıkan Kürtlerin yeni bir komployla tekrar baş aşağı edilmesi amaçlanıyor. Böyle bir planın devreye konulması, hele hele bir Kürt örgütünün bunu kendi eliyle yapması demek intiharı anlamına gelir.
Kaldı ki, PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan böyle bir planın uydurma olduğunu, kesin ve net bir dille ifade etti.
Bir de, kurulduğu günden bu yana Kürt ulusal birliği için mücadele eden, ağır bedeller ödeyen, DAİŞ kanlı çete örgütünün Güney Kürdistan'a saldırısında da peşmergeyle aynı mevzilerde yer alan PKK’nin böyle bir şeyi yapması bir yana, düşünmesi bile mantıkla, akılla izah edilecek hiçbir yönü yoktur.
Sonuç olarak, uluslararası ve bölgesel güçlerin pür dikkat kesildiği Kürdistan’daki mücadelenin, Kürdistan’ın ve bölgenin geleceğinin masaya yatırıldığı bir dönemde tüm Kürt güçlerinin ulusal değerler etrafında birlikte hareket etmesi beklenir. KDP’nin bu tür senaryoları gündeme taşıması, dahası kendi ülkesinde diktatörleşen, dünya siyasetinde hiçbir saygınlığı kalmayan, tüm ittifaklarını bir bir yitiren, içte de demokrasinin kırıntısına dahi tahammülü olmayan, ezcümle bütün devlet dinamikleriyle bataklığa batan Erdoğan’ın politikalarına yatıp böyle bir çılgınlığa soyunması akılla izah edilemeyecek bir durumdur.
KDP, kendisine dahi hayrı olmayan Erdoğan ve AKP politikalarına yedeklenmeyi sürdürürse ancak kendi sonunu getirir. Bu siyasetin Ortadoğu, Kürtler içinde artık hiçbir karşılığı yoktur. O açıdan bir an önce bu akıl tutulmasından, bu çılgın senaryolardan kurtulmalı ve gücünü Kürtlerin ulusal birliği için kullanmalıdır. Güncelinde, tarihin de Kürtlere dayattığı budur. Kürtlerin yapacakları en doğru şey de budur. Gerisi Erdoğan rüzgarına takılıp Ortadoğu fırtınasında buharlaşmaktır.