Bugüne kadar, özellikle de Kürt illerine gidip yaşanan Kürt gerçeğini yerinde gözlemleyen yazar, çizer, aydın ve akademisyenler genelde Kürtlerde yaşanan psikolojik kırılmaya dair tespitlerini yazıp anlattılar. Sorunun adı Kürt sorunu olunca, genel algıya göre kopuş psikolojisi yaşayanlar da yalnızca Kürtler idi!..
Ancak öyle görünüyor ki, bizzat Türk toplumunda “diğer topluluklarla birlikte olmadan” daha rahat yaşanabileceği türünde bir algının gelişmesi ve derinleşmesi durumu sözkonusu. Türk devlet erkanı, inkar ve imha siyasetine maruz bıraktığı Kürtlerin devletten psikolojik ve siyasi kopuşunu çok önemsemiyor gibi görünse de, Türklerin Kürtlerden psikolojik kopuşundan hayli ürktüğü görülüyor. Elbette ki bu, “devletin milletiyle bölünmez bütünlüğü”nün bozulmasından duyulan korkudur.
Son olarak Wan (Van) ve ilçelerinde yaşanan deprem ve yüzlerce Kürt insanının yaşamını yitirmesine ilişkin Türk medyasında açıktan yansıyan “Oh olsun!” biçimindeki tepkiler, bugüne kadar hep Kürtlerde geliştiği belirtilen kopuş psikolojisinin aslında Türk toplumunda da belli boyutlarda derinleştiğinin göstergesi. “Doğulu da olsalar...” biçimindeki dudak bükmeler ve kerhen yansıtılan ucuz “üzüntü duymalar” ile “polise taş atması kolaydı!..” tarzındaki “bu da size oh olsun; hak ettiniz!..” şeklindeki sıradan faşizan şarlatanlıklar; çağa, hak hukuk ve insanlığa dair algıları devlet politikalarıyla köreltilmiş Türk toplumunun önemli bir bölümünün zihin yapısının dışa vurumudur yalnızca.
Kürtleri iradesiz bir yığın olarak tutmak ve klasik inkar ve imha politikasıyla eritme veya yok etme anlayışına sahip devlet aklı, Türk toplumunda gelişen kopuşun “Kürtler bizden ayrılsın” şeklinde bir sonuca evrileceğinin kaygısına düşmüş durumda. Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli’nin, deprem felaketinde Kürtlerin yaşamını yitirmesine sevinilmesini “soysuzluk” olarak sert bir şekilde açıktan suçlaması da, Türk toplumunda gelişen “Kürtler ayrılıp gitsinler” algısına bir takoz koyma istemiyle ilgilidir. Bahçeli’nin, devlet bütünlüğünün sarsılması hatta Kürtlerin mevcut devlet yapısından ayrılmasının Türk kamuoyu tarafından tercih edilmeye başlanmasına duyduğu korku, Türk medyasına da, depremin ardından ikinci günkü manşetlerde görüldüğü gibi, toplumsal dayanışma vurgusunu ön plana çıkarma biçiminde yansıdı.
Dikkat edilmeli ki; Türk toplumundaki bu kopuş veya tepkinin yansıması Kürtlerinkinin tam tersi bir şekilde gelişiyor. Kürtlerde sadece kendilerine ait olanı isteme, kendi doğal haklarını talep edip Türk toplumuna karşı hiç bir kin ve düşmanlık refleksi gelişmezken; devletin ırkçı politikalarıyla zehirlenen Türk toplumunda açıktan Kürt düşmanlığı, Kürtlere karşı kin tutma, onun mahfolmasını isteme ve “bizden olmayan yok olsun” biçiminde bir kopuş gelişiyor. Bu yaşananlar, Kürtlerin ciddiye alması gereken tehlikeli bir sürecin gelişebileceğinin de göstergesidir.
Devlet, 90 yıldır her türlü şiddet yöntemiyle beceremediğini şimdi sivil kamuoyunu da harekete geçirerek gerçekleştirmeye ve kendisini o şekilde reorganize etmeye çalıştığı için, Türk toplumunda gelişen bu yeni psikolojik durum, Kürtlerin örgütsüzlüğü durumunda büyük bir Kürt kırımına da vardırılabilecek tehlikeyi barındırıyor. Bir deprem yardımının dağıtımını bile Kürtleri dışlama ve ötekileştirme üzerinden yapmaya çalışacak kadar etik ve insani değerlerden uzak mevcut AKP Hükümeti, Kürtlere karşı daha kapsamlı sivil saldırıların gelişmesinden hiç de rahatsız olacak bir yapı değil.
Sözün özü; Kürtlerin kendilerini sistemin her tür kirinden koparıp kendi öz gerçekliği, kimliği, rengiyle buluşması ve kendi iradesiyle geleceğine yön vermeye çalışması iyi ve gereklidir. Bununla birlikte, AKP Hükümeti’nin ırkçı politikaları sonucu Türk toplumunda daha da derinleşen Kürt düşmanlığı ve Kürtlerin kahrolması üzerine derinleşen psikolojik algı ise, oldukça tehlike barındıran bir sürecin gelişmesinin sinyali olarak okunabilir. Kürtlerin kopuşu, tamamen insani ve kendi iradesi ve değerleriyle yaşama istemini ifade ederken; Türk toplumunun kopuşu, Kürtlerin mahfolması istemi üzerine şekilleniyor.
Kürtler dikkatli, tedbirli olmalı. Tedbir, her yerde birlik ve örgütlü olmaktır.
Kürt kopuşunun belki kimseye zararı olmaz ama Türk kopuşu tehlike sinyali veriyor!..