Türkiye’deki iktidar sahipleri, Türkiye’nin ve Türkiye halklarının kaderini kendilerine bağlayarak, siyaseti ölüm kalım meselesi haline getirdiler. Seçimle geldikleri iktidardan, seçimle gitmeyeceklerini ortaya koymuş durumdalar. Kendi varlığını, Kürtlerin imhasında gören paranoyak bir diktatörün izlediği strateji, sanıldığından da derin ve kapsamlıdır. Türkiye’deki iktidar, dört parça Kürdistan’ın bütün Kürtlerini hedeflemiş bulunmaktadır. Rojava ve Güney Kürdistan’ı fiilen işgal ederek kalıcı hale gelmiştir. Kürtlerin birliğini bozarak, kendisine karşı gelişebilecek Kürt ittifakını bölüp parçalamak için yoğun çaba harcıyor.

Topyekün bir saldırı konsepti izleyen düşmana karşı Kürtlerin arayışları da sürüyor. Geç kalmış bir arayış olmakla birlikte olumlu ve değerli bir çalışmadır. Kürtler için ekmek ve sudan daha fazla gerekli bir çalışma olduğu bilinmelidir. Bu fırsatların tepilmesi demek, Kürtlerin kendilerine yapabileceği en büyük kötülük demektir. Kürt partileri arasındaki görüş ve düşünce farklılıkları, bireysel ve yerel kalışları, dar siyasi çıkarlarını gözetmeleri, ulusal birlik çalışmaları önünde ciddi bir engel oluşturmakla kalmıyor, düşmanın işgal saldırılarını daha da cüretkar hale getirmektedir. Kürt toplumunun ezici çoğunluğu, tabandan gelen bir dayatma ile ulusal birlik istemektedir. İşçisinden, köylüsüne, siyasetçisinden, sanatçısına kadar, kanaat önderlerinden din alimlerine kadar herkesin özlemi, beklentisi ve arzusu ulusal birliğin gerçekleştirilmesidir. Birlik yönünde açıklamalar yapmaktadırlar. Düşmanın saldırıları karşısında istenen ulusal birlik kurulamazsa, bu coğrafyadaki bütün Kürt kazanımları elden gidecektir. Bunun somut örneğini Güney Kürdistan bağımsızlık referandumunda gördük, Rojava işgalinde gördük.

Kürtlerin acilen ulusal birliğe ihtiyaç duyduğu bu dönemde, atılacak her adım söylenecek her söz birliğe hizmet etmelidir. Savaşın hüküm sürdüğü bir coğrafyada ‘Kürtlerin dağları, Kürtlerin tek dostu olduğu’ gerçeği unutulmamalıdır. Ama bugün dağlarımız da adım adım işgale uğramaktadır. Türk devleti Güney’in dağ zirvelerini işgal edip kalıcı hale getirmiş ve daha da geliştirmek istemektedir. Böyle bir düşman olduğu müddetçe hiç bir Kürt’ün yaşam güvencesi yoktur. Güney’deki ve Rojava’daki durumu belirleyen hiç kuşkusuz Kuzey Kürdistan’dır ve oradaki mücadeledir. Çünkü Kürtlerin baş düşmanı Türkiye’deki iktidar olduğu akıllardan çıkarılmamalıdır.

HDP belediyelerine atanan kayım, cebren el koymadır. HDP’yi siyasetin dışına itmek için var gücüyle çalışmaktadır. Siyasetten dışlamanın bütün yolları denenmekte, zorbalık da dahil bütün mekanizmalar işlemektedir. Kuzey Kürdistan halkı tam bir zulüm cenderesi içine alınmıştır. Her an herkesin başına bir tehlikenin geldiği bir süreçten geçmektedir. Kürtlere karşı yapılan zulümden herkes nasibini almaktadır. Türk hükümetinin Kürt düşmanlığı her parçada aralıksız devam etmektedir. Bu nedenle dört parça Kürdistan halkı düşmana karşı mücadele etmeli ve bunun arayışı içinde olmalıdır. Halkımızın başına musallat olmuş gerici, faşist bir düşmandan kurtulmanın tek yolu ulusal birliktir. Kürtlerin kurtuluşu birliğinde aranmalıdır. Bu birlik sıradan bir dayanışma birliği değildir. Bu birlik Kürt varlığını koruma birliği olmalıdır. Çünkü Kürtlerin varlığı tehlikededir. Doğuştan gelen hakların ortadan kalktığı bir dönemi yaşayan Kürtlerin birliği de var olma, varlığını koruma temelinde olmalıdır.

Ulusal birliğin sağlanması için siyasi partilere büyük sorumluluklar ve görevler düşmektedir. Yapıcı, kazanımcı bir dil ve üslup kullanarak kucaklayıcı olmak büyük önem taşımaktadır. Geçmişin olmuş, bitmişine takılarak birliğin zemini heba edilmemelidir. Kırgınlıklar dargınlıklar, küçük hesaplar, dönemin ruhuyla çelişmektedir. Halkımız büyük bir saldırı altında, ölüm kalım sürecinde olup, birlik ve dayanışma istiyorsa, siyasi partilerin görevi toplumun taleplerine uygun çözüm üretmektir. Hiç kimse bu sorumluluktan kaçamaz. Aksi takdirde tarih ve halk karşısında suçlu duruma üşeceklerdir.

Kürtlerin ihtiyaç duyduğu ulusal birlik sadece Kürtler için değil, Ortadoğu halklarının da ihtiyacını karşılayacak özeliklere sahiptir. Ortadoğu’da tarihin akışını değiştirecek güçte ve niteliktedir. Kürt birliği aynı zamanda Ortadoğu halkların birliğidir. Dört parça Kürdistan’daki ulusal birlik düşüncesi, bölgesel çapta demokrasinin gelişmesi ve kurumlaşması anlamına gelecektir. Bölgesel çapta değişime öncülük edecek bir misyon taşıyacaktır. Kürt ulusal birliği, Ortadoğu halklarının bir arada yaşama kültürünü geliştirecek ve demokratik toplumun inşasında model olacaktır. Bölgenin kaderi Kürtlerden, Kürtlerin kaderi de birlikten geçer.