Fransa’nın Saint Avold kentinde 2001 yılından beri faaliyetlerini sürdüren Selahaddin-i Eyyubi Camisi Mele Kasım Ulusoy, Avrupa’da yaşayan Kürtlerin Türk camilerine girip de orada kendilerine yönelik hakaretleri hazmetmemesi gerektiğini söyledi.

Ulusoy ile camisinin faaliyetleri, çalışma şekli, Kürdistan ve Ortadoğu’da yaşanan son gelişmelere bakışlarını konuştuk. DAİŞ ve benzeri örgütlerin İslamiyete yaptıkları kötülükleri ve bu tür örgütlere karşı verilmesi gereken mücadele üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. 

 

İslamiyetin doğru öğrenimi zaruridir

Avrupa’daki Türk camilerinde gerçek İslamiyet yerine çoğunda ırkçı ideolojik faaliyet yürütüldüğünü dile getiren Mele Ulusoy şunları dile getirdi: "Kendi sistem ve isteklerine göre İslamiyetin klasik bazı yönlerini alıp ideolojileri ile harmanlayıp din diye halka aşılıyorlar. İslamiyetin özünde mazlumu savunmak ve haksızlığa karşı bir duruş var. Özellikle Türk camileri bunu bırakmış ve ezen, sömüren, insanların haklarını gasp eden, kendi dışında herkesi hor görüp Türk devletinin övmeyi ibadet sanıyor. Hakkını savunan, zulme karşı direnen, kendi kimliğini yaşamaya çalışan insanlara hergün küfür ve beddualar ediyorlar. Namaz kılmak için dindar Kürtlerin bu Camilere gidip hergün küfür ve hakaretlere tabi kalmaması gerekiyor. Türk camilerinde hutbelerde hergün ‘Allah düşmanı, teröristleri, PKK’yi kahretsin’ gibi sayısız küfür hakaretler edilecek ve bizim Kürtler de ellerini havaya kaldırıp ’amin’ diyecek, bu kabul edilebilir bir şey mi? Allah bile bu durumda bize bir tokat atar. Biz bu temelde St. Avold ve çevresinde ihtiyaç duyduğumuz için böylesine bir kurumu kurduk. Burada hem dini vecibelerimizi yerine getiriyor, hem de çocuklarımızın dinini doğru temelde öğrenmesi için çaba sarfediyoruz. Böylesi Camilerin gelişmesiyle sistemin kurduğu kirli din düzeninden temizlenme, gerçek müslümanlığın öğretilmesi ve dini ibadetlerin yerine getirilmesi için zaruridir.“

 

‘Güncel sorunları işliyoruz‘

Cuma günleri Müslümanlar toplanıp, dini vecibelerini yerine getirirken bir yandan da güncel sorunları tartıştığını söyleyen Ulusoy, ”Zaten hutbe de bunun için var. Güncel sorunları, yapılan haksızlıkları bu hutbelerde işliyoruz. Ülkende, şehirler yerle bir edilecek, çoluk çocuk yaşlı denmeden insanlar katledilecek, cenazeler günlerce yerde kalacak, insanlar diri diri yakılacak, hutbelerden başka bir şey anlatmak doğru olur mu? Başta bunu Allah kabul etmez. Zaten Kürdistan’da, Ortadoğu’da yaşanan bu vahşetin dışında birşey anlatırsak yaşanan sistemi kabul etmiş ve bu vahşeti onaylamış oluruz. Hutbelerimizde yaşanan bu zulümleri, ve insan haklarını, Allah’ın insanlara verdiği hakları dile getiriyoruz. Özgür olmayan, köleliği kabul eden, zulmün karşısında boyun eğen biri ‘müslümanım’ diyebilir mi?” dedi.

 

Kendi gücüyle ayakta

Cami olarak devlet ya da belediyeden hiçbir yardım almadıklarını belirten Mele Ulusoy, düzenli olarak aidat veren ve bağışta bulunan üyelerin desteğiyle ayakta kaldıklarını söyledi. Zaman zaman etkinlikler düzenlediklerini de söyleyen Ulusoy, "Camide buluşup acılarımızı kederlerimizi ve sevinçlerimizi paylaşıyoruz. Cenaze ve Mevlit gibi dini görevlerimizi yerine getirirken, halkımızın bağışlarını kabul ediyoruz. Nasıl ki Kürt davası, Kürt mücadelesi, Kürt halkının gücüyle ayakta kalıyorsa, bu cami de Kürt halkının mücadelesi ile ayakta kalıyor. Burada bir parantez açmak istiyorum, camimizi ayakta tutan en önemli güç kadınlarımızdır. Etkinliklerle en büyük katkıyı sağlıyorlar" vurgusu yaptı.

 

Her kuşaktan insanlar geliyor

Selahaddin-i Eyyubi Camisi‘nin herkese hizmet ettiğini, Kürtlerin dışında eski Yugoslavya göçmenlerinin gelip camide dini vecibelerini yerine getirdiğini söyleyen Ulusoy, Kürt camisi olduğu için de Türklerin gelmediğini sözlerine ekledi.  

Kuran-ı Kerim‘in "Oku” diye başladığını belirten Mele Ulusoy "Okuyup okutmak’ Allah’ın emiridir. Onun için biz burada eğitim veriyoruz. Din eğitiminin yanında, Kürtçe dil ve ahlak eğitimi de veriyoruz. Çocuklarımızın ileride karşılaşacakları sorunları aşmaları için eğitiyoruz. Eğitim dilimiz Kürtçe tabii. 30’un üzerinde çocuk haftada iki gün gelerek eğitim alıyor. Aslıda biz burada asimilasyona karşı bir mücadele de veriyoruz“ dedi. Ulusoy ayrıca çocuklar arasında kız erkek ayrımı yapmadıklarını karma eğitim uyguladıklarını da belirtti. 

 

En büyük darbeyi vuruyorlar

Din alimi sıfatıyla ‘sahtekarların‘ televizyonlara çıkarıp konuşturulduğunu söyleyen Ulusoy, “Bu insanlar dinlenmemeli. Müslümanlığa ve müslüman halka en büyük darbeyi bu tür tartışmalar veriyor. Bu tür tartışmalarla halkın gerçekleri görmesini engelliyorlar'' dedi.

"DAİŞ, El Kaide, El Nusra gibi örgütlerin Müslümanlığa verdiği zararı hiç kimse, hiçbir örgüt veya topluluk vermemiştir" diyen Mele Ulusoy, ’La İlahe İllallah’, ‘Allah-u Ekber’ diyerek insanları kesmek, kadınları kaçırıp satmak, kadınlara tecavüz etmek, kendi dininde olmayan, kendi düşüncesinde olmayan insanlara ‘ölüm’ demek, garibanın malına el koymak hangi dinde hangi kitapta yazar. Eğer namaz günde 5 defa farz ise, ahlak 24 saat farzdır. Bu örgütlerin ismi ne olursa olsun bunlarda ahlak yok. Bunlar insan değil ki Müslüman olsunlar. Bunlar kadını kendi ihtiyaçlarını karşılayan bir meta (mal) olarak görüyor, kendilerini doğuranın bir anne olduğunu görmüyorlar. Peygamberimizin "Cennet annenin ayaklarının altındadır” sözünü bilmiyorlar. Allahın, dinin, peygamberin, insanın en büyük düşmanı bunlardır.

 

Tarih nezdinde suçlu olurlar

"İslamiyete göre bir zaman gelecek ‘Deccal’ kalkacak, kendine bir sofra kuracak. Bu sofraya dini, imanı az, vicdanı zayıf insanlar oturacak diyen Mele Kasım, "İşte bugün o gündür. Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve benzeri ülkeler bu sofrayı ‘Deccal’ olarak kurmuş. Din adına hareket eden kesimler de bu sofraya oturmuş faydalanmaya çalışıyor, yaşanan vahşete sesini çıkarmıyor. Vicdanı, haysiyeti bir tarafa bırakmış Türk’ü, Arab’ı bir tarafa bırakalım, ama Kürt dindarlarına, Kürt imamlarına bir çağrım var! Bu vahşeti, bu zulmü, bu katliamları görmeden, ülken düşman potinleri altında ezilirken senin ne ibadetin kabul olur, nede sen gerçek anlamda müslüman olabilirsin. Bir an önce doğru yolu bulmalarını tasvip ediyorum. Yoksa vebali çok ağır olur, hem Allah nezdinde, hemde tarih nezdinde.”

Kasım Ulusoy son olarak da Kürtlerin haksızlığa karşı kutsal bir savaş verdiğini belirtti. Ulusoy sözlerini "Bugün Kürtlerin verdiği mücadele hak mücadelesidir, kutsaldır” şeklinde noktaladı.



ERKAN GÜLBAHÇE/SAİNT AVOLD