Kürtlerin sözü…

Rojbin EKİN yazdı —

  • Köln mitingi evrenselleşen Kürt özgürlük mücadelesinin en net resmiydi. Apocu felsefenin, sadece Kurdistan’da değil dünya genelinde yarattığı etkiyi merak edenlere en tatmin edici cevaptı. Orada sadece Kürtler değil, Önder Öcalan şahsında Kürt halkının özgürlüğünü talep eden büyük bir enternasyonalist topluluk vardı.

Kürt halkının 15 Şubat uluslararası komplonun 25’inci yıldönümünü karşılama biçimi, bıraktığı etki günlerdir konuşuluyor. Varlığını ve özgürlüğünü sahiplenme kararlılığı çok güçlüydü. Görmek isteyenler için net mesajlar içeriyordu. Her şeyden önce yüzyıldır devam eden inkar ve soykırım politikalarına karşı “Ne yaparsanız yapın, bizi özgürlüğümüzden alıkoyamazsınız. İrademizi tutsak alamazsınız” dediler. O devasa kararlı kitleyi görenler şunu söyledi: “1999 yılının ruhu var. O zaman nasıl Kurdistan’ın dört parçasında ve yurtdışında Kürt halkı büyük bir serhildan ruhuyla ayaklandıysa, şimdi de aynı ruh var.”

Uluslararası komployu planlayan güçler, bundan 25 yıl önce Önder Öcalan’ı esaret altına alarak Kürt halkını da özgürlük hayallerinden, ideallerinden uzaklaştırabileceğini hesaplamıştı. Önderi teslim alınan bir halkın da teslim olacağını düşünmüşlerdi. Fakat ne bu plan ne de o plana dayanan hiçbir uygulama tutmadı. Kürt Özgürlük Hareketi de, dayandığı halk gerçeği de daha çok örgütlü hale geldi. Daha çok büyüdü ve sadece Kurdistan’da değil, Ortadoğu ve dünyada da etkisini, gücünü gösteren bir hareket haline geldi. Kuşkusuz bunu belirleyen İmralı duruşu, Önder Apo’nun direniş gerçeği, yaşam felsefesi, düşünce gücü ve üretimiydi.

İmralı mutlak tecrit koşullarını yaratanlar aynı zamanda Kürtlere yüzyıldır statüsüzlüğü, kimliksizliği dayatanlardır. İşte Kürtler tüm bu güçlerle, sonuçlarla hesaplaşmanın duruşu içerisinde. Bu süreci tarihi bir eşik olarak adlandırıyorlar. Faşizmin ulaştığı nokta, zulüm düzeni, Kürtlerin de özgürlük duruşunu, kararlılığını daha keskin hale getiriyor.

Rojava bunun en somut örneği. Son yılların en ağır saldırısına maruz kaldı. Hala soykırım saldırı ve tehditleriyle karşı karşıya. Ama Önder Apo’nun özgürlüğünü talep etmekten vazgeçmiyor. Düzenlenen 7 merkezi yürüyüşe yediden yetmişe herkes akın etmişti. Rojava’da dalgalanan görkem, özgürlüğündü. Daha ne kadar engellenebilir, Kürtlerin özgür yarınlarının önü ne zamana kadar alınabilir ki? Kürtleri teslim almak için denenmedik ne kaldı ki? Rojava hala buna yeltenmeye çalışan faşist ve soykırımcı güçlere karşı son sözünü söyledi.

Bakur Kurdistan son yılların en etkili mücadele tutumu içerisindeydi. ‘Büyük Özgürlük Yürüyüşü’nün büyük bir anlam gücü, ulaştığı her durakta bıraktığı güçlü bir etki vardı. Yalnız değillerdi, nicel bir kalabalık olmazsa bile, yürüyüşçülerin de ara ara hatırlattığı gibi onlarla birlikte milyonlar yürüyordu. Kürt’ü hala acıtan, tarihsel yarasına dönüşen hakikatlere dokunarak ilerlemek fiziksel olmazsa bile ruhsal olarak çoğaltmıştı yürüyenleri. Yürüyenler bir ülke, halk adına yürüdü ve zaten onlar da seçilmiş temsilcileriydiler. 1 Şubat’tan 15 Şubat’a kadar devam eden yürüyüş, 25 Şubat’ta düzenlenecek olan ‘Demokrasi ve Özgürlük’ mitinginin ön hazırlığıydı aynı zamanda. O mitinge davetti ve özgürlüğü sahiplenme çağrısıydı.

Köln mitingi evrenselleşen Kürt özgürlük mücadelesinin en net resmiydi. Apocu felsefenin, sadece Kurdistan’da değil dünya genelinde yarattığı etkiyi merak edenlere en tatmin edici cevaptı. Orada sadece Kürtler değil, Önder Öcalan şahsında Kürt halkının özgürlüğünü talep eden büyük bir enternasyonalist topluluk vardı. Önder Öcalan’ı kendisi için de önder görenler, kabul edenler vardı. 21’inci yüzyılın mücadele sloganını herkesten çok onlar haykırdı; “JIN JIYAN AZADÎ" Köln’de yankılanıp durdu. Kürtlerin inandığı değerler ve talep ettiği özgürlük dünya insanlığını hapseden kapitalist sisteme karşı yükselen ezilen insanlığın talebi aynı zamanda. Kapitalist moderniteye karşı demokratik moderniteyi benimseyen ve tercih edenlerin bir araya geldiği zemin oldu Köln. “Önder Öcalan’a Özgürlük Kürt Sorununa Demokratik Çözüm” talebinin yanı sıra mevcut sisteme karşı mücadeleyi yükseltme kararlılığı açığa çıktı. Umut, coşku ve her şeyden önemlisi kararlı bir duruş vardı.

Kürtler 2024 yılının mücadele rengini böyle belirlemiş oldu. Şimdi faşist ve Kürt soykırımcı güçlerin anlamaktan kaçındığı gerçeği şu sözlerle özetlemek mümkün: Kürt halkının özgürlük ısrarı devam edecek, mutlak tecride karşı özgürlük tek seçenek...

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.