Onlara göre, Gezi eylemleri, çözüm’ü engellemek için düzenlenen tarihi bir “entrika”.
İşin içinde “emperyalizm” var.
Kemalist kolonizatörler, vatan için bekçilik yapıyorlar.
İslami (AKP) kolonizatörler, “milli irade”yi diriltmek için, kendilerine karşı havaya kalkan elleri kırıyorlar.
Dünya kamuoyu, eylemlere katılan CHP’lileri hiç desteklemedi.
Dünya basını, orta katman ailelerin çocuklarının, biraz Che, bir o kadar sosyalizm ve özgürlük talepleriyle başlattıkları yürüyüşü desteklediler.
Masum ve temiz kalpli çocuklar yürüdüler.
Kir pas dünyasını reddeden, yaşamak isteyen gençlik.
Ne 60 ne 70 ne de 80 geleneğinden geliyorlar.
Tümünün toplamı hikayeleri dinlediler.
Dünü biliyorlar.
Ama organik bağları yok.
Bundan dolayı da “siyasi abi”ler onları devasa bir zemin olarak gördüler.
Ve bundan dolayı da yıllardır taban kaybeden sol, Gezi Parkı eylemcilerini eğitmek için seferber oldu.
Gezi Parkı’nın müdavimleri arasında, Kürt nüfusunun en kalabalık olduğu kent İstanbul’daki gençler de katıldılar.
Ellerinde Kürdistan bayrakları vardı.
Kendilerine komşu ancak Kürdistan’dan bihaber Türk gençleriyle Park eylemlerinde tanıştılar.
İşte bu gençler polis darbesi yaşadılar.
Türkiye’da askerler değil, polis darbe yaptı.
Türkiye donanımlı bir polis devletidir artık.
Kemalistler de başta olsaydılar, başka bir biçimde olsa bile, direnişçileri şiddetle bastırırlardı.
Çünkü Türkiye’de yapısal bir değişim yok.
Erdoğan, Kürt sorununda dün çözüm getirmedi, yarın da getirmeyecek.
Ancak “süreç” durmayacak.
Bu konuda Diyarbekir’deki “Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı” sonuç bildirgesinin ikinci maddesine işaret etmek istiyorum: “Kürdistan halkları kendi tercihleriyle statülerini (özerklik-federasyon-bağımsızlık gibi) belirleme hakkına sahip olduğunu, Kürdistan halklarının kendi kaderini tayin hakkının sadece Kürdistan halkının kararına ve onayına bırakılması Konferansımızda ortaklaşılan bir ilkedir. Konferansımız Kürdistanın bir statüsü olmadan Kürt sorununun nihai olarak çözülemeyeceğini karar altına almıştır”.
Bu Erdoğan’ın çözümü değildir; Erdoğan hala Kürtler’in tersi adam!
Barzani, KNK’nin 13. Kongresi’ne gönderdiği mesajda, Öcalan’ın özgür olması gerektiğini belirtmişti.
Yakın bir gelecekte Hewler’de Kürdistan Ulusal Konferansı’nın yapılacağı kesinleşiyor.
Kürdistan’da başka bir süreç var.
Gezi Parkı Gençleri’nin direnişi, Türkiye’deki antisosyalist/komünist devlet politikasına karşı önemli bir başlangıç.
Türk devletinin ikinci geleneksel politikası “anti-kürdizm” biçim değiştirerek devam ediyor.
Kürtler var.
Ama Kürtler “adam”dan sayılmaz.
Susan Kürt, adapte olan Kürt kabul edilir, ama onun da kıymeti harbiyesi yok.
Uzaktaki Kürdistan “Türkiye’nin arka bahçesi”.
Gerisi, Türklük. Yani Erdoğan’ın deyimiyle “Milli İrade”.
Böylece, yükselen Kürdistan’ın başka diyarlarda ve özellikle de İstanbul’daki gençlerin ufkunu açan bir umut olduğunun altını çizmek istiyorum.
Kürtler’in tersi adam: Erdoğan
Kolonizatör yazarlar, Gezi Parkı’nın genç eylemcilerini harekete geçiren “mekanizma”yı buldular.