
Her yıl Avrupa Parlamentosu’da yapılan ve Kürt sorununun tarihsel ve güncel durumuyla geleceğe dair çözüm perspektiflerinin tartışıldığı, AB’nin sorumluluğunun hatırlatıldığı Kürt konferansının 11’incisi dün başladı. Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) tarafından örgütlenen konferansın, bu yılki gündeminde Türkiye’deki çözüm süreci ve Ortadoğu’daki gelişmeler var.
Avrupa Parlamentosu’nda “Ortadoğu’da kaos ve kriz: Yeni bölgesel düzen ve Kürtler” başlığı altında yapılan 11. Kürt Konferansı’nda Kürt sorunu, Ortadoğu’daki güncel durum, Türkiye ve barış süreci gibi konular çok sayıda politikacı, gazeteci ve araştırmacının katılımıyla konuşuluyor. Dün öğleden sonra başlayan ve bugün günboyu devam edecek olan konferansın çağrıcıları arasında Nobel Barış Ödülü sahibi Desmond Tutu, Shirin Ebadi, yazar Noam Chomsky, Leyla Zana, Yaşar Kemal ve Vedat Türkali gibi isimler bulunuyor. Bu yıl bizzat katılması beklenen Güney Afrikalı Desmond Tutu rahatsızlandığından dolayı katılım sağlayamadı. Konferansın açılışı geçtiğimiz yıl yaşamını yitiren Nelson Mandela ve Kobanê Şehitleri anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. Ardından EUTCC adına Kariane Westrheim, Avrupa Parlamenteri Gaby Zimmer ve KNK Yürütme Konseyi Üyesi Adem Uzun açılış konuşmalarını yaptı.
Tutu: Kürtler için dua ediyorum
Konferansa mesaj gönderen Desmond Tutu, katılamamaktan dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Tutu, “Ruhen aranızda olacağım. Aparerdheid ile mücadele ederken uluslararası topluluktan çok destek aldık. O yüzden diğer ülkelerde yaşayan dostların desteğini çok iyi biliyorum. Tanrıya Türkiye’de Kürt sorununu çözmesi için dua ediyoruz. Umarız Sayın Öcalan yakın zamanda serbest bırakılır ve Mandela gibi normal bir toplum içerisinde olumlu bir rol oynamaya devam eder. Tanrı sizinle beraber olsun” dedi.
Kobanê direnişine vurgu
Avrupa Birleşik Solu/Nordik Yeşil Sol İttifakı Grubu Başkanı da olan AP Milletvekili Gaby Zimmer, konuşmasında özellikle Kobanê direnişine vurgu yaptı. DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırılarının Batı’nın yanlış siyasetinin sonucu olduğunu ifade eden Zimmer, Batı hükümetlerinin seyirci kaldığını vurguladı. Konuşmasının devamında Türkiye’deki barış sürecine değinen Zimmer, “Bizim açımızdan PKK’nin terör örgütleri listesinden çıkarılması gerekir. Bu, Türkiye ve bütün bölgede barış ve demokratikleşme yönünde atılacak önemli bir adım olur” dedi. AP Sol Grubu olarak Türkiye’ye çağrıda bulunan Zimmer, şunları söyledi: “Türkiye doğrudan veya dolaylı DAİŞ desteğine son vermeli. PKK yasağı kaldırılmalı. Rojava bizim açımızdan iyi işleyen bir demokratik model, bu özerk yönetiminin tanınması gerekiyor.”
Uzun: AB çözümü desteklemeli
Zimmer ardından Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’un konferansa sunduğu yazılı mesajını okudu. Schulz mesajında Kobanê direnişe geniş yer verip konferansın başarılı geçmesini diledi.
Konferansın esas açılış konuşması ise KNK Yürütme Konseyi Üyesi Adem Uzun tarafından yapıldı. Çözüm sürecinde gelinen aşamayı değerlendiren Uzun, AKP’nin çözüm projesi olmadığını vurgularken, Avrupa Birliği’nin de bu konuda uzun vadeli ve kalıcı bir stratejiye sahip olmadığını eleştirdi. “Kürtler artık Ortadoğu’da faktör değil aktör konumuna ulaşmışlar. Bölgenin demokratikleşmesinde motor gücü olabilecek duruma gelmişler. Uluslararası politika ve ittifaklarda da rol oynayan bir güç, bir halk gerçeği söz konusudur” diye konuşan Uzun, Türkiye’nin ise politik stratejisini değiştirmemesi durumunda dışarıda tecrit, içeride daha fazla kargaşa yaşayacağı uyarısında bulundu. Türkiye’nin bu stratejisinin uluslararası barış açısından tehdit oluşturduğunu belirten Adem Uzun, PKK’nin çözümden kaçmadığının altını çizdi. Uzun, “Eğer AB çözüm istiyorsa PKK’yi ‘terör örgütleri’ listesinden çıkarmalıdır” dedi.
İlk panelin konusu süreç
Bugün de devam edecek konferansın ilk paneli açılışın ardından ‘Türk-Kürt barış sürecini güçlendirmek: Türkiye ve Bölge için yeni bir şans’ başlığı altında yapıldı. Güney Afrika’nın efsanevi lideri Nelson Mandela’nın da avukatlığını yapmış olan Uluslararası Barış ve Uzlaşma İnisiyatifi üyesi Essa Moosa ile KURD-AKAD Başkanı Dersim Dağdeviren’in moderatörlüğünü üstlendiği panele konuşmacı olarak Berghof Enstütüsü direktörü Hans Joachim Giesmann, Avrupa parlamenteri Rina Ranja Kari, yazar Hüseyin Yayman, araştırmacı Arzu Yılmaz ve avukat Marieke van Eik katıldı.
Öcalan’dan konferansa mesaj
Panel, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın konferansa sunduğu yazılı mesajın okunmasıyla başladı. Essa Moosa’nın okuduğu mesajda Öcalan şunları ifade etti: “İki yıla yakın süredir büyük bir umut ve kararlılıkla yürütmüş olduğumuz demokratik çözüm ve barış sürecinin müzakere aşamasına geldiği son derece tarihsel bir süreci yaşıyoruz. Bu demokratik müzakere süreci yüzyıllık bir sorunu adil ve kalıcı bir çözüme kavuşturmakla kalmayacak aynı zamanda ortaya çıkaracağı demokratik siyasal sonuçlar itibarıyle Ortadoğu barışına ve halkların demokratik ortak geleceğine büyük bir katkıyı da beraberinde getirecektir. Böylesine önemli ve anlamlı bir süreçte çözümden ve barıştan yana olan tüm demokratik kurum ve kuruluşların, demokratik sivil toplum örgütlerinin, siyasal kurumların gerek Türkiye’de gerekse de Avrupa merkezleri başta olmak üzere uluslararası alanlarda yürüteceği çalışmalar, tartışmalar, demokratik müzakere sürecine ivme kazandıracaktır.
Büyük yürüyüşe destek verin
Avrupa Parlamentosu’nda düzenlemiş düzenlemiş olduğunuz Kürt Konferansı’nı son derece anlamlı ve önemli bulduğumu, bunu çözüm sürecine önemli katkılar sunacağına olan güçlü inancımı belirtmek istiyorum. Avrupa Parlamentosu’nun bu tartışma sürecinin içinde yer alması, çözümü ilerletecek önerileri kendi gündemine alması kuşkusuz tarihsel bir öneme sahiptir. Avrupa Parlamentosu başta olmak üzere tüm karar organları çözüm sürecinde oynayacağı aktif rolle, hem insanlık tarihine bu insanlığın onur mücadelesine hem de halklar arası diyalog ve barışa büyük bir katkıda bulunacaktır. Avrupalı dostlarımızdan, çözümden yana olan saygın kurum kuruluşlardan, demokrasiye, özgürlüğe yüksek inancı bulunan Avrupa halklarından beklentimiz; yıllardır derin acıların yaşandığı bu toprakların artık bir demokrasi ve özgürlükler coğrafyasına dönüşmesi için yürüttüğümüz onur mücadelesinin yanında olmaları, bu yürüyüşe destek vermeleridir. Bu inancımız tamdır.
İnsanlık, 1. Dünya Savaşı galiplerinin, Ortadoğu’yu Sykes-Picot Antlaşması’yla pay edilişini tescilleyen sınırların eriyişine; emperyalist vasiler himayesinde inşa edilmiş yapay ulus devletlerin çözülüşüne; diktatörlüklerin rezilane çöküşüne; varlık ve ve kimliği inkar edilen Kürt ulusunun dirilişine tanıklık ediyor...
Ortadoğu’daki alt üst oluşların halkların ortak kurucu iradesiyle yeni bir düzene doğru dönüştürülmesi söz konusu olmadıkça kıyasıya sürüp giden mezhep ve din karşıtlıklarının müzminleşmesi ve dıştan gelen müdahalelerle derinleşen bir açık yara gibi ufunet saçması da pekala mümkündür. insanlar ve toplumlar arası ilişkilerin değişip dönüşmesi mutlaka bilinçli insan iradesinin örgütlü bir biçimde işlediği bir eylemselliği gerektirir.
Bu bağlamdan bakınca soru şudur: Böyle bir irade, böyle bir eylemsellik var mıdır? İnsanlığın yüzünü döneceği böyle bir tarihsel inisiyatif şekillenmekte midir?
Kürt ulusunun tarihsel rolü
Mütevazı bir parçası olmaktan gurur duyduğum Kürt ulusunun bu tarihsel rolü giderek artan bir girişkenlikle oynamakta olduğunu ileri sürersem, bunun ulusal bencillikten ileri gelen boş bir böbürlenme olmadığını düşüneceğiniz bir örnekle sözlerime somutluk kazandırmak istiyorum: Kobanê ve Şengal, Kürt sorununun ve Ortadoğu’nun bir özetidir. Orada bütün mazlumların gözünü kamaştıracak bir uyanış ve onur mücadelesi göreceksiniz.
Orada, kadının yaşamsal önemdeki belirleyiciliğini ve kendisini özgürleştirmeden bir halkı ya da dünyayı özgürleştirme iddiasının ne kadar hayattan uzak olduğunu bizzatihi bir mücadele pratiğinin içerisinden kavrayacaksınız.
Cehennem zebanilerine siper
Kobanê, Şengal kendileri için bir cennet bulmayı umut edenlerin, bir halka ve bölgeye dönük cehennem zebaniliğine soyundukları yerin adıdır. İşte oraya, yani Şengal’e, Kobanê’ye baktığınızda bir daha unutamayacağınız şey, bu cehennem zebaniliğine soyunan vahşet çetelerine, daha iyi bir dünya için bedenini siper eden demokrasi fedaisi genç kadınlar ve erkekler olacaktır. 21. yüzyılda kadınlar hala pazara sürülüyorsa, bu Ortadoğu’daki güçlerin değil ilerici insanlığın ya da bütün dünyanın utancıdır. Başta Avrupa halkları olmak üzere bütün dünya halklarına iletmek istediğim şey şudur: Biz, bir özgürlük ve demokrasi mücadelesi veriyoruz. İçinden geçmekte olduğumuz müzakere sürecini vardırmak istediğimiz noktanın ruhu, bizzatihi geliştirdiğimiz mücadelenin niteliğinde saklıdır. Konferansın başarıyla sonuçlanacağına olan inancımla bütün katılımcıları selamlıyor ve üstün başarı dileklerimi gönderiyorum.”
Konferansın bugünkü bölümünde konuşma yapacak isimler arasında PYD Eşbaşkanı Salih Müslim, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve Efrîn Kantonu Başbakanı Hêvî Mustafa bulunuyor.
Haber yayına hazırlandığı sıralarda konferans devam ediyordu.
SELMA AKKAYA/MERAL ÇİÇEK/BRÜKSEL