Coğrafyanın verimliliği, yaşam koşullarının elverişliliğiyle birçok uygarlığın gelişmesine beşiklik ettiler. Kaynak oldular. Son yüzyılı saymazsak geçmişte yaşanan her türlü saldırıya karşın topraklarından hiç kopmadılar, koparılamadılar. 

Kürtlerin üzerinde yaşadığı coğrafyanın, yani Kürdistan’ın insanlığın maddi ve manevi değerlerinin neredeyse tüm ilklerinin yaratıldığı coğrafya olduğunu bugünkü bilimsel çalışmalar ve sonuçları da ortaya koymaktadır. Nan’ın anayurdu olan Kürdistan, ilk edebiyatın, ilk sanatın, ilk iyi, güzel ve toplumcu değerlerin; ilk inanışların, ilk yazının, ilk tekniğin, ilk bilimin, ilk zanaatın, ilk mimarinin ve ilk icatların yapıldığı coğrafya da oldu. 

Kürdistan ve Kürtler “insanlık için on beş bin yıl analık yaptı, gelişmeler sağladı ve gerekli olan her şeyi yarattı”. Batıyı Doğuya bağlayan köprü rolünü oynayacak bir yerde olması, optimal iklime sahip olması, tarım ve hayvancılığın en verimli sahalarına sahip olması Kürdistan’ın “tarihin ‘doğuran anası’, büyüten beşiği rolü” oynamasını kaçınılmaz kıldı. 

Nice saldırılar, taarruzlar gerçekleşti Kürdistan’a, talancı güçler gelip geçti, ama hiçbir zaman yerini yurdunu terk etmedi Kürtler; dağlarına sığındı, direndi ve varlığını sürdürdü. Bu coğrafyada var oldular ve köklerini derine saldıkça saldılar. Evrendeki her şey birbiriyle etkileşim halindeyse ve Kürdistan Kürt kültürünün yaratılmasında etkide bulunduysa, Kürt kültürü de Kürdistan coğrafyasını şekillendirdi ve bu coğrafya Kürtlerle var oldu, anlam kazandı. Binlerce yıl üzerinde yaşanılan topraklar toplumlara göre şekillenir ve onlarla gerçek değerine kavuşur. Toprak kültürü doğurur, belirler; kültür de toprağı şekillendirir ve ikisi birlikte var olur, birlikte varlığını sürdürür. Bu, her şeyin birbiriyle etkileşim içinde olması ve dengesini kurması yasasının bir sonucudur. 

Doğada var olan her şeyin; insanın, ağacın, çiçeğin, karıncanın, toz zerresinin evrenin varlığını korumadaki dengesi gibi kültür de bir doğasal gereklilikten ortaya çıkar ve insanlık için bir denge durumunu ifade eder. Her var oluşun bir nedeni, gerekliliği ve uygun koşullarını bulup filizlenmesi gibi. Gerçek bir bütündür ve Kürdistan Kürtlerle, Kürtler de Kürdistan’la gerçek anlamına kavuşur. 

Kürtleri yaratan coğrafya, bir de varlıklarını koruması için dünyanın en güzel, en görkemli dağlarını bahşetmişti onlara. Kürtler dağlarıyla korumuştu varlığını. Kimler fethetmek istemedi ki Kürdistan’ı? Semitik kökenli kabilelerden İskender’e, Roma’ya ve Bizans’a kadar onlarca yayılmacı güç cennet gibi toprakları denetimine alma saldırıları gerçekleştirdi. Ama hiç hiçbir zaman hiç kimse bu uğursuz emellerine ulaşamadı. 

Sonra 1071’de Alparslan Anadolu kapılarını açmak isterken Kürtlerden yardım istedi ve Kürtler de Türk-Kürt kardeşliği temelinde Alparslan’a destek verdi, ittifak kurdu. Orta Asya’nın bozkırlarından gelen Türk boyları Anadolu’ya yerleşecek, Mezopotamya’nın kadim halkı olan Kürtlerle yan yana, komşu ve kardeşçe yaşamını sürdürecekti. Kurulan bu ittifak Kürtlerin ve Alparslan’ın Malazgirt muharebesini kazanmasını sağladı ve bugün çokça dillendirilen kardeşliğin temelleri atıldı. 

Kürt Türk ilişkileri stratejik olarak bu temeller üzerine kurulur ve günümüze kadar bu gerçeklikle varlığını sürdürür. Çaldıran’da, Mercidabık’ta, Ridaniye’de Osmanlı’ya kazandıran ve Türk-Kürt kardeşliğini büyüten bu gerçeklik olmuştur. Güneyden ve doğudan Türklere gelen saldırıları Kürtler kırmış ve engellemiş, batıdan ve Kuzeyden Kürtlere yönelik gerçekleşecek saldırıları da Türkler kırıp engellemiştir. Kürtlerin ve Türklerin bugüne kadar varlığını sürdürmesindeki ortak strateji bin yıldır hep böyle olmuştur. 

Kurtuluş savaşında da, Çanakkale’de de ortaya çıkan zaferleri Kürtlerle Türkler birlikte sağlamıştır. 1919 ve 1920’lerde ortaya çıkan durum Kürtlerin ve Türklerin ortak yaşayacağı, demokratik Türkiye gerçeğinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. 1920’de kurulan ilk meclis kurucu meclis olması itibariyle Türkiye’deki tüm farklı etnik ve dinsel toplulukları içinde barındırmıştır. Bu irade temelinde oluşan 1921 anayasası Kürtlere açıkça özerk yaşamlarını kurma imkanlarını sağlamıştır.

Sonra kapitalist modernitenin fitnesi olan ulus-devlet Türklerin içine sokulmuş. Türkler de tek millet, tek devlet, tek dil, tek bayrak, tek din yaratmayı amaçlayan ulus-devlet kurmaya yönelmiştir. Böylece olan olmuş, tüm farklı inançlara ve halklara olduğu gibi bin yıllardır kardeşçe yaşadığı Kürtlere yönelik de bir kırım harekatı başlatmıştır. Ergani’nin Piran köyünde Şeyh Said’e, Zilan’da, Ağrı’da Dersim’de Kürtlere yönelik fiziki soykırım girişimlerinde bulunmuştur. Kürtleri siyasal, sosyal, kültürel, toplumsal alandan tümüyle silmeye ve Kürtlük adına ne varsa yok etmeye yönelmiştir. 1970’lere gelindiğinde bu amaçlarına büyük oranda ulaşmıştır. 

PKK ortaya çıkışıyla bu hesapları bozmuştur. Mücadele şiddetli, keskin ve acılarla geçmiştir. Ama sonuçta yok etme saldırılarına karşı bir var olma direnişi gösterilmiştir. Kürt Halk Önderi bu mücadele sonucunda Demokratik Ulus projesiyle tarihte olduğu gibi Kürtlere ve Türklere kazandıracak bir stratejiyi geliştirmiştir. Kesinlikle Türkiye’ye de, Kürtlere de kazandıracak olan proje demokratik ulus projesidir. Türkler geçmişte olduğu gibi bugün de Kürtlerle, Kürtler Türklerle birlikte demokratik yaşamlarını demokratik ulus temelinde sürdürebileceklerdir. 

AKP faşizmi bugün bu ulus-devletçiliği hortlatarak, milliyetçiliği şahlandırarak kardeşliği bozmaya çalışıyor ve bölücülük yapıyor. Demokratik Türkiye, özerk ve özgür Kürdistan’ın yaratılmasında halkların kardeşliğini ve birlikteliğini savunan HDP projesinin boşa çıkarılmaya çalışılması, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmak istenmesi bu kardeşliği bozmaya yöneliktir. CHP tutarlı davranır ve eğer ki AKP ile dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda bir pazarlığa gitmezse büyük ihtimalle dokunulmazlıkların kaldırılması referanduma gidecektir. Türkiye halkları da Kürtlerle Türkleri bölmeye çalışan AKP’ye bu referandumda şamarı vuracaktır. 

Unutmamak gerekir; Türkiye Kürtler olmadan ayakta kalamaz. Kürtler de Türkiye içinde, ama demokratik özerk yaşamlarını sağlayarak varlıklarını sürdürebilirler. 


Rohat Baran