
Kürt sorunuyla ilgili tartışmalar Türkiye’de siyasetin de, aydınların da, sivil toplumun da Kürtlere nasıl yaklaştığını ortaya koymaktadır. Sıra Kürtlere geldiğinde demokratik ölçüler de değişiyor. Dünyada başka halklar için layık görülünler Kürtlere layık görülmüyor.
En son Bülent Arınç Kürtçe eğitimin gerekli olmadığını söyledi. Kürtçenin bir medeniyet dili olmadığını vurguladı. “Kürtçe eğitim görseler ne olacak ki! Ne işlerine yarayacak ki!” dedi. Aslında bu bir itiraftır. Siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel alanda Kürtçenin kullanımı konusunda bir baskı kurulduğunun itirafıdır. Kürtçenin bu alanlarda işe yaramayacağı hem de büyük bir bilgiçlikle dillendiriliyor. Kim çocuğunu kolejlerden alıp Kürtçe eğitim yapan okullara gönderirmiş! Açıkça Türkçe eğitim görmeyenlerin bu ülkede karnı doymaz; siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel ve başka alanlarda bir yere varamaz diyor.
Türk devleti Türkiye’de öyle bir sistem kurmuştu ki Türkleşmeden hiçbir yere varılamazdı. Kürtlük inkar edilmeden, Türkleşmeye koşmadan, Türkiye’de bir hademe bile olunamazdı. Bu nedenle insanlar kendilerini Kürtlükten kurtarıp Türkleşmeye koşuyorlardı. Asimilasyon ve Türkleşme bu koşullarda gelişiyordu. Sonunda Türkiye’de öyle bir siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel ortam yaratıldı ki, artık zor başvurmadan, gönüllü Türkleşmeye koşuluyordu. Bu ortamda insanlar Kürtlüğünden söz etmeyi gerekli görmüyordu. Çünkü Kürtlük başa bela hale getirilmişti. Herkesin görebildiği biçimde Türkleşmeye meyil etmeden karın bile doyurulmazdı.
Türkiye’de bu durumu bilmeyen yok. Şimdi bu ortam belirli oranda aşılmış. Ancak bu defa somut olarak bu durum yaratılıyor. Dün Kürtleşme karın doyurmazken, Kürtlükle bir yere gelmek mümkün değilken şimdi bu durum Kürt dili açısından ileri sürülüyor. İşte bu durum Kürt sorununda özde bir şey değişmediğini ortaya koyuyor. Dün Kürt yok denilerek, Kürtlük ve Kürtlerin değerleri bitirilmek istenirken; şimdi “Kürt yoktur” söylemi bırakılarak aynı amaca ulaşılmak isteniyor. Zaman zaman “Kürt var” denilse de esas olarak Kürtlere yine tek kapı olarak Türkleşme kapısı açık bırakılıyor.
Daha önce Hüseyin Çelik, Bülent Arınç’tan daha açık bir biçimde Kürtçenin fazla bir işe yaramayacağını söyledi. Kürtlerin derdinin anadilde eğitim değil, aş ve iş sorunu olduğunu söyleyerek Kürtlere nasıl yaklaşıldığını gösterdi. Aş ve iş sorunu sadece Kürtler için değil, dünyadaki tüm insanlar için gereklidir. Ama dünyada hiç kimse kendi kimliği, kültürüyle yaşamak, anadilde eğitim görmek ve kendi kendini yönetmekten vazgeçmiyor. Aş ve iş ile Kürtçe eğitimi karşı karşıya koymak tam bir inkarcı zihniyettir ya da kasaba politikacılığıyla toplumu aldatmak ve gerçekleri gizlemektir.
Önceki on yıllarda Türkleştirme açıkça savunuluyordu. Türkiye’de hukuki, idari, siyasi, sosyal sistem bunu dayatıyordu. Ancak bugün durumun farklı olduğunu söylemek Kürtleri aldatmaktır. Bugün önceki dönemlerden daha fazla Kürtlerin Türkleştirilmesi için bir sistem kurulmuştur. Asimilasyon ve Türkleştirme projesi eskisinden daha hızlı geliştiriliyor. Şimdi Türk devleti ve AKP bu gerçekler ortamında bu durumu “Kürt var” örtüsü altında sürdürüyorlar. Bülent Arınç’ın konuşması bu gerçeği bir daha ortaya koymuştur. Kürt sorununa nasıl bakıldığı Bülent Arınç’ın bu konuşmasında görülmelidir. Bunun dışında zaman zaman süslü laflar söylenmesi sadece bu gerçeği gizlemek için yapılan şeylerdir.
Kürtler kendi kendini yönetmeyi ve anadilde eğitimi kültürel soykırımı, yani Türkleşmeyi ortadan kaldırmak için istiyor. Türk devleti ve dönemsel devlet AKP “ben bu haklar tanımam” diyor. O zaman sorarlar: senin diğer hükümetlerden farkın nedir? Çünkü Kürtler kendi kendini yönetmeden, anadilde eğitim olmadan, Kürtçe kamu alanında kullanılmadan, Türkleştirmenin de bir insanlık suçu olan asimilasyonun de durdurulması mümkün değildir.
Bülent Arınç merdi Kıpti gibi yiğitliğini anlatırken hırsızlığını ele vermiştir. İyi de yapmıştır.