Yalan yok, Türkiye’de herkes demokrasi istiyor. Kime sorsanız demokrat olduğunu, diktaya karşı olduğunu söyler. Ama biraz eşeleyip deşelerseniz hiç birinin demokrasisinde Kürtlere yer yoktur. Kürtler ya baş eğer uşaklaşırsa ya da baş verir ölü Kürt olursa iyi bir vatandaş olurlar. Gene de uşaklaşanın gerçek hayatta, baş verenin de mezarda bile yeri yoktur.
Türkiye’de herkes özgürlükten, eşitlikten, adaletten yanadır. Ama Kürtler için değil. Türkiye’de herkes barıştan, kardeşlikten yanadır. Ama Kürtlerle değil.
Müslümanlar kendine Müslüman’dır. Sünnilik de, Alevilik de Türkler içindir.
Yüz senedir Kürtleri yok sayan ve yok etmek isteyen bir statüko kurulmaya çalışıldı, sökmedi. Şimdi bu statükonun miadı dolmuş, defin işlemleri yapılıyor. Ama hala bu değişimi durdurmak, dondurmak için kör bir inatla karşı koymaya kalkışanlar da var.
Siyasi kör ve nankör değilsek şunu rahatlıkla görebiliriz ki, ilk günden beri ve özellikle son kırk yıldır bu kölelik sistemine karşı en çok direnen ve en çok bedel ödeyen Kürtler olmuştur. Halen her türlü gericiliğe karşı, demokrasi ve özgürlük için en önde direnen Kürdistan halkıdır. Son yıllarda halkların başına bela olan katliamcı HİZBULLAH VE DAİŞ çetelerine karşı en önde direnen de Kürdistan halkı olmuştur.
Bugün Erdoğan etrafında birleşen ulusalcı-ırkçı-dinci-mezhepçi diktatörlük Kürt direnişi başta olmak üzere tüm muhalifleri susturmak ve toplumu tek tipleştirmek istiyor. Sıra Abdullah Gül, Arınç, Davutoğlu gibi AKP’lilere kadar gelecek gibi. Erdoğan, daha işin başında kuracağı sistem için Hitler’i örnek aldığını ilan etmişti. Bu doğrultuda adım adım da ilerliyor. Yeni Osmanlıcı, Abdülhamitçi dikta halklarımızı hem içeride hem de dışarıda savaşın-ateşin içine atmış bulunuyor. Buna karşı olan tüm güçlerin, tüm toplumsal kesimlerin savaşa karşı barış için, diktaya karşı demokrasi için birleşmesi ve direnmesi şarttır. Ancak bazıları ya hala bunun farkında değil ya da gizli Erdoğancılık yapmakta. Savaş kızıştıkça siyah-beyaz arasındaki tonlar iyice zayıflıyor ve kayboluyor.
MHP, her zaman AKP’nin destekçisi ve gizli ortağıdır. Bütün kritik dönemlerde Erdoğan’ın can simidi oldu. 7 Haziran seçimleri öncesinde, görünürde Erdoğan’a saldırıyor ve hırsızlıkların hesabını sormaktan, yüce divandan söz ediyordu. Ama 7 Haziran’da tek parti diktası sona erip Erdoğan’ın başkanlık rüyaları suya düşünce, ilk yardımına koşan gene Türkeş ve MHP oldu. Çok mu şaşırtıcı, hayır!
Baykal ve Kılıçdaroğlu CHP’si de MHP’nin ters izdüşümüdür. Onlar da ilk günden beri her kritik durumda Erdoğan’ın imdadına koştular. Kürtlere karşı bütün savaş tezkerelerinde beraber oldular. „Kürtlerle birlikte görünmeyelim“ deyip AKP ile, MHP ile, Ekmelettin ile birlikte oldular. HDP’lilerin tasfiyesi için „Anayasaya aykırı ama Evet“ demekten bile utanmadılar. Ruhlarını Yenikapı’da sattılar. OHAL darbesiyle Erdoğan diktasına teslim oldular. CHP içinde bu gidişata karşı çıkanları da susturdular. Böylece „Üçüncü MC“ kuruldu.
MHP bizi şaşırtmıyor. Ama demokratlık taslayan CHP ile, Erdoğan diktasına karşıyız diyen sol-demokrat kesimlerin bu konuda süregelen tavırları da üzücü ve tehlikelidir. Faşist diktatörlük DAİŞ çeteleriyle, Osmanlı Ocaklarıyla evimizin içine kadar girip katliam yaparken hala Kürtlerden kaçanlar demokrasi mücadelesi verebilir mi? Onlar bu tavırlarıyla kendi varlıklarını bile koruyamaz. Kürtlerden kaçanlar DAİŞ’in kucağına düşer.
Hala daha „Kürtlere hayır, Kürtlere evet ama PKK’ye hayır, PKK’ye evet ama Apo’ya hayır“ diye nefes tüketenler artık gerçekleri görmelidir. Yoksa sadece kendilerini kandırırlar.
Sorunlarımızı tartışalım, eleştirelim ama gerçeklere saygılı olalım.
Kürdistan halkının iradesini tanımadan barış, demokrasi ve çözüm olur mu? Bunun olanağı ve olasılığı var mı? Var diyen bir tek dürüst demokrat insan varsa tartışalım.
Yeni bir Türkiye, yeni bir Kürdistan ve yeni bir Ortadoğu kuruluyor.
Bu süreçte Kürdistan halklarının iradesini yok sayan ve yok etmek isteyenlerin kendilerinin yok olması kaçınılmazdır. Hiç kimse Kürtlerin yokluğu üzerine hesap yapmasın. Hiç birimiz böyle bir lükse sahip değiliz. Gerçekler en devrimcidir ve kazanan da gerçekler olacaktır.