Türkiye’de adım adım geliştirilerek kendisini kurumsallaştıran bir faşizm ile karşı karşıyayız.
Faşizm tek sestir, tek renktir, tek bakıştır, tek iradedir, tek merkezdir. Faşizm aynı zamanda baskıdır, zulümdür, ezmedir, yakmadır, yıkmadır, kıyımdır, iradesizleştirmedir, teslim almadır, kişisizleştirerek değersiz bir toplum yaratmadır. İşte Türkiye’de böyle bir gerçeklik ile karşı karşıyayız.
Kurumsallaşan faşizm kendisini yeni bir evreye taşımıştır. Her türden olası çatlak sesleri de dahil bir köşeye atarak, tek bir ses ve tek bir irade olarak ortaya çıkabilmek için kendisini örgütlemektedir. Bunun için en küçük olasılıkları da dikkate alarak, saflarını netleştirmektedir.
Biz AKP ve Saray’ın içerisinde birçok çelişkinin var olsa da faşizm saflarını sıkılaştırmıştır. Karşımızda artık çok renkli ya da ara sıra cızırtı yapacak çıkartacak bir yapı yoktur.
Dikkat edelim kendisine sonuna kadar biat edenleri bile sürüden özenle ayıran bir faşizm yeni bir sürece girmeden önce bunu yapıyorsa bunun anlamı başkadır. Yeni bir saldırı dalgasına girişin hazırlığı olduğunu bilerek bu kurumsallaşan faşizme karşı tedbir almanın, karşı durmanın zamanıdır.
Faşizm bugün Kürdistan’da yüzünü birden fazla şekilde göstermektedir. Türkiye halklarına, aydınlarına, solcularına, sanatçılarına, farklı görüş sunanlarına, işvereninden tutun da işçisine karşı bir savaş açılmıştır. Kadına karşı geliştirilenler ise gözler önündedir.
Kendisini bu denli örgütlemiş ve kurumsallaştıran bir faşizme karşı bölük pörçük duruş mümkün mü?
Farklı tellerden direniş sonuç alabilir mi?
Rahatsız olan, kurumsallaşan faşizmin mutlaka gitmesinden yana olan, bunun için de gerçekten de kendi cephesinde karşı çıkanların kendilerine göre bir direnişle sonuç alması mümkün mü?
Ya da sol-sosyalist kesimler bu faşizme karşı nasıl duracaklar?
Herkes kendi cephesinde yapabilecek kadar iş yapma konusunda haklılık payları olabilir. Ama bu sıraladıklarımız, dizdiklerimiz eğer kurumsallaşan faşizme karşı rahatsız olduklarını ifade ediyorlarsa böyle ayrı durma lüksleri olamaz. Çünkü bu faşizm herkesi tek tek yutmaya soyunuyor. Ve ne kadarını yuttuğunu bizler günlük olarak görüyoruz. Adeta her yediğiyle daha da palazlanan, zıvanadan çıkan, kendini yitiren, kaybeden, çılgınlaşan bu faşizme karşı-gerekçelerimiz ne olursa olsun, kendimizi göre ne kadar haklı olursak olalım-yapılacak tek şey vardır, o da; birleşmektir.
Bunun için diyoruz ki zaman kurumsallaşan faşizme karşı bir araya gelmenin zamanıdır. Ortaklaşmanın zamanıdır. Bir olmanın zamanıdır. Ayrılıkları gözardı etmeden birleştiren hususları öne çıkararak birleşmenin zamanıdır.
Evet, zaman Gezi Ruhuyla çokluk ve farklılık içerisinde birlik olma zamanıdır. Her bir birleşenin, her bir çevrenin, her bir kesimin ve de her bir bireyin enerjisini sinerjiye çevirerek Kurumsallaşan Faşizmi karşı direnerek aşma zamanıdır.