Kutsal devlet iflasta
KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik, salgın sürecinde ulus-devlet modelinin toplumsal yarar üretmediğinin görüldüğünü, kutsal devlet anlayışının iflasa sürüklenmeye başladığını söyledi.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik, 1 Mayıs’a ilişkin MA’dan Selman Güzelyüz’e değerlendirmelerde bulundu. Bozgeyik, salgında en fazla etkilenen kesimlerin işçiler, emekçiler ve kadınlar olduğunu; hafta sonu ve resmi tatillerde ilan edilen sokağa çıkma yasakları döneminde dahi işçilerin çalışmaya zorlandıklarını söyledi. Bozgeyik, “Salgını ve yönetememe krizini birlikte ele aldığımızda, artık tüm kesimleri etkileyen bir evreye doğru gidiyor” dedi.
Kutsal devlet anlayışının iflası
Bu yılki 1 Mayıs’ta, salgın sürecinde devletin işçi ve emekçi kesimlerin yanında olmadığının daha fazla görünür olacağını belirten Bozgeyik, şöyle devam etti: “Bu açıdan kutsal devlet anlayışı iflasa sürükleniyor. Açıklanan ekonomik tedbir paketlerinde işçi ve emekçilerin asgari taleplerinin karşılanmaması sonucu işçi ve emekçiler devletten bir beklenti içine girmiyor. Bu noktada farklı bir toplumsal yaşam ve yönetim biçimi tartışmaları da açığa çıktı.”
Sendikal alanın sorumlulukları
Bozgeyik, “yeni toplumsal düzen” tartışmalarına ilişkin sendikal alanın sorumluluklarına dikkat çekerek, şunları söyledi: “Salgın sürecinde ortaya çıkan sonuç, ulus-devlet modelinin toplumsal yarar üretmediğidir. Salgınla birlikte dünyanın birçok yerinde kapitalizm tartışılmaya başlandı. İşçiler, emekçiler, kadınlar, gençler, bütün olarak toplumsal kesimler açısından, demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçülüğe dayanan, kar ve sömürü amacı gütmeyen bir toplumsal yaşamın kurulacağına dair tartışmalar yürütüyoruz. Yeni bir toplumsal yaşam talep edenlerin güçlü ve örgütlü bir durumda olması gerekiyor. Yeni bir toplumsal yaşamın inşa edilebilmesi için başta biz emek ve meslek örgütlerine, muhalif kesimlere önemli sorumluluklar düşüyor. Bu anlamda yeni bir yaşam arzuluyorsak örgütlenmeyi, mücadeleyi ve dayanışmayı örgütlemememiz gerekiyor. Yeni örgütsel formatlarda, yeni yol ve yöntemlerle ortak mücadelenin geliştirilmesi şarttır. Eğer biz kendimizi örgütleyemezsek, yeni yol ve yöntem bulamazsak, kapitalizm geliştirmiş olduğu yol ve yöntemlerle yoluna devam edecektir. 1 Mayıs’a giderken bu kriz halini kendi lehimize çevirme olanaklarımız var. Eğer birleşirsek, örgütlü ortak mücadele geliştirirsek, yeni toplumsal yaşam biçimini inşa edebiliriz.” ANKARA