Babamızın, dedemizin mezarını, ziyaretgahlarımız 3-5 kişinin karı uğruna yerinden kaldırıyoruz, bu tam bir zulüm.
Dersim'de Peri Suyu üzerine Türk devletinin inşa ettiği 9 baraj yüzünden birçok yerleşim yeri, köy, ziyaretgah, mezarlar, yaban hayatı, yollar yok oldu. Özellikle Kiğı barajından ötürü Kiğı Kalesi, Pırehankan Ziyaretgah suyun altında kaldı.
Kiğı'da yaşayan doğa aktivisti Yunus Gürbey, “Kiğı barajının alanı sit sayılabilecek bir alandır. Orada binlerce yıllık Kiğı Kalesi bulunmaktadır. Yine çeşitli endemik bitkilerin, hayvanların yaşadığı bir alan. Kiğı Kalesi’ni de baraja dolgu yapılması için taşları dinamitle patlattılar. Alan, Kiğı’nın en eski yerleşim yeri olarak biliniyor. Dağın yamacında kilise var, orada da ciddi bir tahribat var. Bölgede bulunan Topraklı Köyü, Abar Köyü ciddi bir tahribat gördü” ifadelerini kullandı.
Babamızın, dedemizin mezarı
“Barajın önü kesilmeden önce insanlara ‘Baraj suyu gelecek, mezarlarınızı buradan kaldırın’ dediler. Bu gerçekten trajik bir olay. Babamızın, dedemizin mezarını 3-5 kişinin karı uğruna yerinden kaldırıyoruz, bu tam bir zulüm” diyerek tepkisini dile getiren Gürbey, Alevilerin ziyaretgahlarından olan Pirehankan’ın olduğu bölgede de çok ciddi tahribatlar yaşandığını ifade etti.
Kiğı barajının gerisinde bulunan ve Alevi inancında çok önemli yeri bulunan Pirehankan Ziyaretgahı da barajdan ötürü tahrip oldu.
Mazgirt'ten Kiğı'ya kadar
Bu baraj silsilesinin Mazgirt’in güneyinden Kiğı’ya kadar devam ettiğini ifade eden Gürbey, “Peri suyunun Küçüksu Vadisi’nde yapılmak istenen bir barajın hukuksal mücadelesini verdik. Bu barajın yapılacağı alan da birinci derece sit alanı sayılabilecek bir yerdi. İki kaplıcanın olduğu ve çeşitli endemik bitkilerin olduğu bir alandı. Şirket, halkın bu tepkisini görünce geri adım atmak zorunda kaldı” diye konuştu.
Askerler ormanları yakıyor
Gürbey, yazları bölgede çok ciddi orman yangınları olduğunu belirterek, oramnların askerler tarafından yakıldığını ifade etti.
Gürbey, “Ormanlar güvenlik gerekçesiyle yakılıyor. Yangınların olduğu bölgeler yasaklı olduğu için müdahale edenler olsa bile eksik kalınıyor. Çünkü can güvenlikleri öz konusu. Gidip doğrudan müdahale etme şansları yok. Bir vatandaş hayvan yükü kadar kuru odun götürse müdahale ediliyor ama yandığı, tahrip edildiği zaman aynı tavır sergilenmiyor” diyerek sözlerini tamamladı. BİNGÖL