‘Adaletin küçüldüğü ülkelerde, 

büyük olan artık suçlulardır.’


Toplum büyük bir değerdir ve siyaset biliminin temel kaynağını oluşturur. Ama toplum bilinci toplumun kendisinden öte, partilerin kendilerini toplumdan üstün tutarak kutsallığını topluma dayatmasıyla anlamsızlaştırılır. Toplum siyaset sahiplerini var etmek ve yüceltmek için var; tersi düşünülemez… Bu kabul gören durum, kalabalıkların alkışlarıyla dediği kesik siyasetçilerin beynine cesaret taşıyor. Kutsal siyaset, kutsal partiler ve onların kutsal liderleri yaratıkları sölpük toplumsal yığınlarla hedeflerine hızlı adımlarla ilerliyor. 

***  

Hiçbir kaidenin halk adına hayat bulmadığı gerçeğini dillendiren liderler, tüm yanlışlarını halkın çıkarı için yaptığını söyleyerek algı oyunlarından asla vazgeçmiyorlar. Bu alışık olduğumuz siyaset oyunu, kendisini hep tekrarlarken, zamanın ne kadar değerli olduğunu, kimimizi unutur duruma getiriyor. Toplumsal hafıza yavaş adımlarla ilerlerken, gericilik çok hızlı biçimde yaygınlığını egemenleştirerek, ötekileştirmenin kaldırım taşlarını döşemektedir. 

***  

Gücünü tek zihniyette sabitleştirmek isteyen sinsi gericilik, artık sınır tanımadan gitmek istediği yere varmak istiyor. Kırk yılın hayali on beş yılın pratiğiyle şuursuzluğunu ilan etmiştir. Artık her yol bu “Kutsal Devlet” için sakıncası olmayan sevaplardandır ve bu kutsallığa gerekli „lider“ de artık ayakları yere basan bir diğer kutsallıktır. 

Gevşeyip kendini koyuvermiş kitleler, Türkiye’nin „kayıp önderini“ bulduğunu sanarak, nasıl bir felaketin eşiğinde olduklarını anlamaktan uzak, bir devlet oyunuyla karşı karşıya olduklarını bilemeyecek kadar uyuşmuş biçimde, devletin kutsallığına inancını yitirmiyor. Bu önemli etmen, hızını alamayan siyasetçilerin temel gıdasıdır.

Siyasette zaman kavramı önemli bir faktör olarak değerlendirilmesi gereken olgulardandır. Gericilik sinsice, on beş yılın sonunda vardığı gücün örnekleriyle „Milli İrade“ ve „Tekçilik“ adına fütursuzca egemenliğini doğru, halkçı, özgürlükçü, eşitlikçi kesimleri bertaraf ederek ilerlemek istiyor. Her şeye gizlice başlayan, yavaş ilerleyen bir pratikle ve ağır sonuçlar doğuracak bir sürat alan gericiler, karanlık ve hastalıklı bir geleceğinin fotoğrafını göstermekten kaçınmıyorlar. 

‘Türk tipi siyaset’, ‘Türk tipi başkanlığın’ temel hedefi, bunalım geçiren bir sistemin yenilenmesinden başka bir şey değildir. Tek amacı ilerici, aydınlık projeleri olanları ortadan kaldırabilmenin yetkileridir. Gericilik geriye giderek, kendine yakışanı yapıyor.

***  

Dünyada, doğal olarak; toplumlar gericiliğin hortladığı zamanlarda, doğru tespitleri olan, yol göstericiliği özgürlükçü olan kurum ve partilerle ret duygularını seçime zorlarlar. Doğru olan aydınlığın dillenmesi ve onun adına yapılan mücadelenin etrafında kenetlenmektir. İnsanlık her zaman doğruyu en zor anlarında seçerek gericiliğe geçit vermemiştir. On beş yılın vardığı sonuç bu haldeyken, bir on beş yıl daha otuz yaş edecekken ve doğarak tanıklık eden ve büyüyerek şekillenen bir neslin nasıl olacağına şimdiden kafa yormaya gerek yok.

Dayatılmak istenileni şimdiden görerek, „Milli İrade“ ve „Tekçilik“ yerine „Özgür İrade“ ve „Çoğulculuğu“ direncin temel taşları yapmak, önemli bir görev gibi görünüyor.