Ancak son yirmi gün içinde Kobani'ye yönelik IŞİD çete grubu tarafından gerçekleştirilen saldırıların çok ciddi ve yeni plan olduğu bir kez daha açığa çıktı. Bunun tamamen bir Türkiye planı olduğu ve adım adım uygulanmaya başlandığı da tüm çıplaklığıyla her geçen gün biraz daha netleşiyor.
Türkiye’nin ünlü yazarları da Kobani’ye yönelik saldırıları dün köşelerine taşıdılar. Ancak Kobani’ye yönelik saldırılar biçiminde değil. Bu saldırıları planlamanın hangi amaçla yapıldığını ve Türkiye’nin bunu neye gerekçe yapmak istediklerini yazdılar.
IŞİD çete grubunun baştan beri Türkiye tarafından desteklendiğini, militanlarının büyük bir çoğunluğunun Türkiye üzerinden Suriye ve Rojava’ya geçtiği kamuoyuna çeşitli belgelerle yansıdı. Yine Türkiye’nin Cilvegözü'nden Serêkaniyê'ye kadarki sınır kapılarını Nusra ile IŞİD’e teslim ettiği uluslararası ve bölgesel tüm güçler tarafından biliniyor.
Türkiye'nin çetelere desteği, Beşar Esad ve yönetiminden kurtulmaktan çok Kürtlerin bir statüye kavuşmaması için olduğu aşikar. Türk devletinin üst düzey yöneticileri çeşitli dönemlerde yaptıkları açıklamalarla da bunu dile getirdiler.
Ancak bu konuda ulusal, bölgesel ve uluslararası güçlerle yaptıkları tüm planlar boşa çıkarılınca amaçlarına ulaşmadı. Ve uluslararası alanda Türkiye, Suriye ve Rojava’ya terör ve terörist ihraç eden bir ülke pozisyonuna geldi. Ve uluslararası güçler tarafından da şimdi Türkiye’ye bu gözle bakılıyor. AKP Hükümeti yönetimindeki Türkiye içeride ise ciddi bir yozlaşma, çürüme yaşadı. Bütün bu gelişmeler AKP iktidarının sona yaklaşıldığının işaretlerini verdi. Çünkü önümüzdeki birkaç gün içinde gerçekleşecek yerel seçimlerde büyük bir yenilgi alması bekleniyor. Ki BDP/HDP cephesinin şimdiye kadar yürüttükleri seçim çalışmalarında Türkiyeli halklar ve Kürdistan halkının gösterdiği kitlesel katılımlar bunu gösteriyor. Bu da seçimlerin galiba olarak feyzini Rojava Devriminden alan Türkiyeli devrimci demokratlar ile Kürdistan halklarının sadece seçimlerle dahi olsa devrim düzeyinde bir gelişme yaşayacaklarını gösteriyor.
İşte tamda böyle bir dönemde Türkiye çetelere verdiği her türlü desteğe rağmen Rojava’ya yönelik saldırılarda başarılı olmayınca AKP yönetimi şimdi de alttan alta askeri bir müdahaleyi, Suriye sınırlarındaki gelişmelerden dolayı tartışmaya açmış. AKP Hükümetinin bu amacını dün birçok Türkiyeli yazar köşesine taşıdı. Her biri ayrı bir pencereden bakarak nedenlerini ortaya koydu. Birçoğu olası böyle bir müdahaleye karşı çıkarken Taha Akyol kendince müdahalenin haklı gerekçelerini sıraladı ve geç bile kalındığını yazdı. Müdahalenin gerekçesi olarak işte Suriye’deki gelişmelerde ÖSO güçleri zayıflayınca bazı güçler bundan yaralanarak güçlendini de yazdı. Tabi Türkiye’nin güçlendirdiği IŞİD’i görmezden gelerek. Birde Kürtler Rojava diye bir şey olarak, güçlenerek çıktılar diyor. O yüzden TSK’nin gecikmeden müdahalede bulunmasını yazdı. Taha Akyol, AKP Hükümetinin planlarını açıkça ortaya seriyor. O yüzden bu planların pratikleşmesi için Kobani saldırılarının bilfiil AKP Hükümeti tarafından organize edilip örgütlendirildiğini de aslında itiraf etmiş oldu.
AKP Hükümeti de içeride ve dışarıda yaşadığı sorunlarının üstünü örtmek için böyle bir müdahalede bulunacağının işaretlerini veriyor. Yapılan açıklamalardan ve ABD’den gelen destek açıklaması bunu gösteriyor. Ancak bilinmesi gereken bu müdahalenin Suriye’deki çete gruplarına değil de Rojava’ya yönelik bir müdahale olduğudur. Diğer bir nokta ise ABD, AKP Hükümeti ile Türkiye’ye bitirmek için kendisinin göz alamadığı bataklığa Türkiye’yi sürüklemesidir.
Kürtler açısından ise böyle bir müdahale son derece tarihi bir fırsatı sunar. Zira hiçbir müdahale Rojava'yı izlediği politikadan geri döndürmeyeceği gibi aksine daha da kararlı hale getireceği biliniyor.
Öte yandan olası bir Türkiye müdahalesi zaten resmiyeti dışında hiçbir anlamı kalmayan Kuzey ile Rojava arasındaki sınırlar da tümden ortadan kaldırılmış olacak.
Sınırların ortadan kaldırılmasıyla Kuzey halkları bu müdahaleyi bir devrime dönüştürebilir. Ve zaten fiili bir devrim durumunun yaşanması demektir. Çünkü Newroz’daki Kuzey, Güney, Rojava ve Rojhilat'taki ayağa kalkış, özgürlükteki ısrar Kuzey’in de artık statüsüz kalmayı kabul etmeyeceğini gösteriyor. Bundan dolayı olası bir müdahale Türkiye’deki devrimci demokratik güçler ile Kürtler için devrimi gerçekleştirmeleri için bir tarihi fırsat sunar. O yüzden AKP yönetiminin alt yapısını adım adım örmeye çalıştığı bu müdahale Rojava’ya bir darbe olarak değil, kuzeyinde devrimi olacak. Ancak bir şartla Kuzey halkı ele geçen bu fırsatı değerlendirirse devrim olur….
Kuzey için fırsat
Rojava’da devrim gerçekleştiğinden bu yana Türkiye ve ittifak halindeki bölgesel ve özellikle işbirlikçi güçler devrimi hazmedemedikleri için devrimi yıkma yönünde her türlü oyunu, planı uyguladılar. Çeteleri saldırtmadan uluslararası ilişkiler ile yaptıkları özel ve yalana dayalı diplomasi ile devrime yönelik planlarını sürdürdüler. Şimdilik planlarının hepsi boşa çıkarıldı. Bu planlar Türkiye başta olmak üzere işbirlikçi Kürtlerin de gerçek yüzlerini açığa çıkardı.