İngiltere Gündemi


Kuzey İrlanda’da her yıl 12 Temmuz’da düzenlenen geleneksel Protestan yürüyüşü ilk defa bu sene olaysız geçti. Protestanların yürüyüşü hemen hemen her yıl şiddet olaylarına sahne oluyordu ki bu sene olaysız geçmesi herkesi çok şaşırttı. Örneğin daha geçtiğimiz sene başkent Belfast’a yürüyüşte görev almak üzerine Kuzey İrlanda’nın dışından yüzlerce polis getirilmişti. Yürüyüşe katılan Protestan ve Katolik gençler günlerce birbirleriyle ve polisle çatışmıştı. Göstericiler polise taş, tuğla ve molotof kokteyli yağdırırken, polisler de göstericilere gaz ve plastik mermiyle müdahale etmişti. Aralarında bir milletvekili olmak üzere onlarca kişi yaralanıp göz altına alınmıştı.
Temmuz ayının 12’si Kuzey İrlanda’da birlik yanlısı Protestanlar için önemli bir gün olarak kabul ediliyor ve her yıl geleneksel olarak yürüyüş düzenleniyor. Peki 12 Temmuz Kuzey İrlandalı Protestanlar için neden önemli?
12 Temmuz 1690 yılında Protestan III. Wilhelm’in orduları Katolik II. Jacques’in ordularını mağlup eder. Bu olayın her yıl dönümünde, yani 12 Temmuz’da, Protestanlar, Belfast’ta 'Orange Order Yürüyüşü’ adını verdikleri yürüyüşler yaparak 300 yıllık zaferi kutlarlar. Ancak Kuzey İrlanda'da Katolik kesimler, Protestanların her yıl 12 Temmuz’da düzenledikleri 'provokatif bir eylem’ olarak görüyorlar.
Kuzey İrlanda'da halen Katoliklerin büyük bir kısmı İrlanda ile birleşme yanlısı, yani Birleşik İrlanda hayalini kuruyorlar. Protestanların çoğu ise Britanya Krallığına bağlı kalmaktan yana. Her iki kesimde senenin belirli günlerinde yürüyüşler düzenliyorlar ve bu yürüyüşlerde karşıt gruplar arasında mutlaka çatışmalar yaşanıyor. Polislerin de katılımıyla bu çatışmalar daha da hiddetleniyor. Kuzey İrlanda’daki yürüyüşler ve geçit törenleri ülke için öyle büyük bir sıkıntı haline geldi ki hükümet, (İşçi Partisi hükümetteydi o zaman), farklı grupların ulusal yürüyüşlerinde kontrolü sağlamak adına 1997 yılında bir komisyon oluşturdu. Çünkü 1995’deki 12 Temmuz yürüyüşü çok şiddetli çatışmalarla son bulmuştu. Komisyonun görevi iki karşıt grup arasında bir uzlaşı sağlamak. Devlet sekreterliği tarafından belirlenen komisyon üyelerinin tamamen bağımsız oldukları düşünülürken, komisyonun suçlu bulduğu eylemciler mahkemelerde yargılanıyor.
Hatırlamak gerekirse, başkent Belfast’taki belediye binasında normalde sürekli dalgalanan Birleşik Krallık bayrağının, artık sadece özel günlerde dalgalanması için ortaya atılan bir yasa değişikliği teklifi, ülkede büyük bir kriz yaratmıştı ki bu sene ki yürüyüşün çatışmalı geçeceğini düşünmemek naiflik olurdu. Ancak 3000 civarında güvenlik gücünün görev altığı yürüyüş olaysız sona erdi. Protestanlar bunu kendi başarıları olarak atfederek ikinci bir zafer yaşıyorlar. Protestanların bu suni zafer hissiyatı Cumhuriyetçileri kızdırıyor. Haklı bir şekilde. Neden mi?
Kuzey İrlanda, nüfusunun çoğunluğunun Kelt kökenli Katolik olmasına rağmen yüzyıllardır Anglikan İngilizler tarafından resmen sömürülen topraklardır. 1600’lü yılların başlarında İngiliz ve İskoç yerleşimcilerin İrlanda adasına gelerek Katolik İrlanda halkını yönetimleri altına aldılar. Yeni yerleşimciler ile İrlandalılar arasında çatışmalar yaklaşık yüz yıldır devam ediyor. 1972 yılında 14 Katolik sivilin Britanya askerleri tarafından silahlı olduklarını iddia ederek öldürüldüğü, öldürülenlerin üzerinden silah çıkmamasıyla beraber insanlığın yine kaybettiği yerdir Kuzey İrlanda. Tarihe Kanlı Pazar olarak geçen bu katliamın üzerinden ancak 38 yıl geçtikten sonra İngiltere hükümeti resmen özür diledi. 1981’de Kuzey İrlandalı milletvekili Bobby Sand açlık grevinde hayatını kaybetti. 3600 kişinin yaşamını kaybettiği çatışma süreci 2005 yılında İRA’nın (İrlanda Cumhuriyet Ordusu) silahları bırakmasıyla son buldu. Ancak Cumhuriyetçilerin Birleşik İrlanda hayali halen devam ediyor. Protestanlar ise Birleşik Kraliyete bağlı olma isteklerinden vazgeçmeyecekler. O halde bu sene ki 12 Temmuz yürüyüşünün olaysız geçmesi, Kuzey İrlanda’ya barışın ve huzurun geldiği anlamına gelmiyor. Böyle düşünmek sorunun üstünü örtmektir; kanlı tarihi yok saymaktır.