
Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), Katılımcı Demokrasi Partisi (KADEP) ile Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) öncülüğünde hafta sonu Amed’de yapılan ‘Türkiye’de Kürdistan Konferansı’nın sonuç bildirgesi açıklandı. HAK-PAR Diyarbakır İl Başkanı Hasan Dağtekin’in okuduğu bildirgede, tarihsel arka planıyla Kürt ve Kürdistan meselesine dikkat çekilerek, çözüm yolundaki güncel adımların altı çizildi:
Direniş zorunluluğu
Kürt halkı, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana üzerinde yaşadığı ve adı ile özdeşleşen ülkesi Kürdistan’da her türlü insani ve ulusal haklarından yoksun bırakılmış, insanlık dışı baskılara maruz kalmış, büyük acılar yaşamıştır. Kürtlerle birlikte ve yan yana yaşayan Kürdistan halkları Ermeniler, Süryaniler, Mehelmiler, Araplar ve farklı inanç gurupları Ezidiler, Aleviler ve Sunni dindarlar da aynı kaderi paylaşmış; ret, şiddet ve inkar politikalarından fazlasıyla nasibini almıştır. Bir bütün olarak Kürdistan halkı ret ve inkar politikalarına karşı her seferinde haklı olarak direnmiş; ulusal onurunu korumak, haklarını kazanmak için inanç ve kararlılıkla mücadele etmiş bu uğurda büyük bedeller ödemiştir.
Siyasal statü haktır
Türkiye’de Kürdistan Konferansı, Kürdistan’da yaşayan halkların ve farklı inanç gruplarının kendi kendini çok renkli yapısına uygun olarak özgür bir şekilde yönetme hakkının olduğunu, millet olmaktan kaynaklanan bir siyasal statü hakkının bulunduğunu ve bu hakka Türkiye toplumunun saygı göstermesi gerektiğini tespit eder.
Kürdistani birlik örülmeli
Kürtler arası ilişkilerde karşılıklı saygı, farklılıkları kabul ve çok seslilik anlayışının inşa edilmesi gerektiğinin altını çizen Konferansımız, Kürt ulusal demokratik güçlerinin ve Kürdistan’da yaşayan diğer halklar ve inanç gruplarının yakınlaşması ve giderek Kürdistani birliğin örülmesi konusunda ortak bir irade ortaya koymanın gerekliliğini vurgulamıştır.
Konferansımız, Kürdistan’daki tüm partiler, örgütler, siyasal hareketler, halklar ve STK’lar ortaklaşarak Kürdistani bir güç birliğinin hukukunu oluşturmak için çalışmalara başlamıştır.
Tüm engeller kaldırılmalı
Konferansımız, hükümetin, tıkanan demokratik siyaset kanallarını açması, Kürtlerin ve farklı halkların Meclis dahil demokratik siyaset zeminini kullanmaları önündeki tüm engelleri kaldırması gereğine işaret eder.
Tanınma ve güvence
Türkiye’de yapılacak olan yeni Anayasa konusunu tartışan Konferansımız, özgürlükçü, demokratik ve eşitlikçi bir Anayasa yapmanın tek yolunun başta Kürt halkı olmak üzere, tüm halkların, dinlerin ve inanç gruplarının ulusal kimliklerini ve inanç özgürlüklerini tanımak ve güvence altına almaktan geçtiğini tespit eder.
Kürdistan Konferansı şart
Kürdistan’ın diğer parçalarıyla ilişkileri değerlendiren Konferansımız, yakın bir gelecekte Kürdistan Genel Konferansının her şart ve koşulda gerçekleştirilmesi için bir komisyon kurulmasını ve çalışmalara hemen başlanmasını kararlaştırır.
Güney’e saldırılar kınandı
Konferansımız, Türkiye ve İran’ın Kürdistan Federal Bölgesi’ne (Kandil’e) yapılan her türlü askeri operasyonları kınar.
Müzakereler devam etsin
Hükümeti barış ortamın sağlanması için gerekli tüm çabaları ve önlemleri almaya çağırır.
Silahların susması için, KCK Önderi Abdullah Öcalan ve farklı dinamikler ile başlatılmış olan görüşme ve müzakerelere, Kürt halkının özgür iradesiyle seçilmiş ve Kürtler adına siyaset yapan tüm kesimlerin dahil edilerek kesildiği yerden şeffaf bir biçimde devam edilmesini arzu eder.
Taraflara özveri çağrısı
Konferansımız, tüm askeri ve siyasi operasyonların derhal durdurulmasını, çözüm zemininin oluşması için en önemli koşullardan biri olarak görür. Tüm taraflara çatışmasızlık ortamının sağlanması için özveride bulunması çağrısında bulunur.
Sağlanacak bu barış ortamının demokratik, özgürlükçü, çoğulcu ve eşitlikçi bir Anayasanın yapılabilmesinin zeminini kolaylaştıracağına inanır.
Kongre kitaplaştırılacak
Öte yandan Konferansa sunulan önerilerin ve katılımcıların konuşmalarının önümüzdeki günlerde kitap halinde yayımlanacağı bildirildi.
AMED