CHP’nin 1924’te ortaya koyduğu zihniyet ve siyaseti bugün AKP’nin sürdürdüğünü kaydeden PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, “Kürtleri Türkleştirmek, Kürt varlığını tarihten silmek, Kürdistan’ı yutmak” için herşeyin denendiğini söyledi. Kalkan, Ulusal Kongre temelinde bütün Kürt örgütlerini birliğe ve ortak mücadeleye çağırdı.

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, gündemdeki gelişmeleri ANF’den Ersin Çelik’e değerlendirdi. Oldukça uzun ve kapsamlı söyleşinin bazı bölümleri özetle şöyle:


Tehlikeli ve karanlık süreç

Türkiye’de devlet ve hukuk yok, Tayyip Erdoğan çetesi var. Günlük olarak Tayyip Erdoğan’ın emir ve talimatlarıyla iş yürütün bir çetedir. Bazı kurumları, AKP faşizminin kirli yüzünü maskelemek için asma yaprağı olarak tutuyorlar. Ortada bir diktatör ve onun emirlerinin gereğini yapan bir çete örgütlenmesi var. 

Bu temelde her türlü hukuksuzluğu, ahlaksızlığı yapıyor; katliam, vahşet, baskı ve terörle Kürt varlığını ve mücadelesini yok etmeye çalışıyor. Daha fazla sürdüreceğini de söylüyor. Her türlü vahşetinin, katliamının gizli kalması, istediği gibi topluma yansıması için de bu kadar basın-yayını susturdu. Yalanları ortaya çıkmasın, faşist katliamları görülmesin, toplum bilinçlenmesin, yolsuzlukları, ülkeyi soyup soğana çevirdikleri görülmesin diye bunu yapıyorlar. 

Türkiye tehlikeli ve karanlık bir sürece girmiştir. Türkiye toplumu, aydınları, devrimci ve demokratları bu gerçeği görmeli. Faşizm karşısında susmak, parçalı durmak felakettir. Faşizm ancak direnilerek yok edilebilir. 


Siyasi koruculuk genişletiliyor

tAKP’nin “Aşiret temsilcileri” adı altında bir araya getirdiği bir grup korucu, kontra ve işbirlikçi üzerinden yürüttüğü çalışmalar, yeni bir politika değil. Kürt Özgürlük Hareketi’nin Kürt toplumu içerisindeki desteğini azaltma, sınırlandırma yaklaşımı. Yani Kürt işbirlikçiliğini ve ihanetini tavizle, baskıyla, terörle, korkutarak kendi safına çekip PKK’ye karşı, Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı öne sürerek mücadele etme taktiğidir. Köy koruculuğu adı altındaki sistem, askeri boyutudur. Kültürel, siyasi boyut için yazarları, sanatçıları yanına çekmeye, Kürtçe yayıncılık yapıp Kürt diliyle Kürt Özgürlük Hareketi’ni kötülemeye çalışıyorlar. Siyasi koruculuk da var; bazılarını milletvekili yaptılar, paraya boğdular, koçbaşı gibi kullandılar. Televizyon televizyon dolaştırıyorlar. PKK aleyhine konuşan cebi doluyor; ahlaksızca yiyip içiyor. Ortada bu şekilde dolaşan lanetlenmiş bir kesim var. 

Şimdi bu kesimi biraz daha genişletmeye çalışıyorlar. Bütün bunların baskıyla, tehditle korkutularak yapıldığı açıktır. 

Kürt Özgürlük Hareketi AKP denetimindeki seçimde bile Kürdistan’da yüzde 70-80 oy almış bir hareket. 40 yıldır gerillacılık yapıyor ve bu gerilla gökten mi besleniyor! Bu gerilla Kürdistan toprağından ve halkından besleniyor. 40 yıldır gerilla beslemiş, Türk faşizmini 40 yılda yenilgiden yenilgiye uğratmış bir hareketi ortaya çıkarmış bir halktır Kürt halkı. 


Özel savaş alet olmayın

AKP faşizmi bütün toplumu Amed zindanında uygulanan itirafçılık siyasetinin aleti haline getirmeye çalışıyor. Bu özel savaşa alet olunmamalı, uzak durulmalı, karşı çıkılmalı. Bu konuda cesur ve fedakar olunmalı. Hiç kimse yanlış hesap yapmamalı, AKP’nin sonu yakındır. 


Kürdistan’ı yutmak istiyorlar

AKP’nin kimsenin toprağında gözü olmayabilir. Fakat Kürdistan toprağında gözü olduğu kesindir. Onun bütün hedefi Kürt düşmanlığıdır, Kürt karşıtlığıdır, Kürt soykırımı ve katliamıdır. CHP’nin 1924’te ortaya koyduğu zihniyet ve siyaseti bugün AKP yürütüyor. MHP’nin Türk İslam Sentezci çizgisini bugün AKP yürütüyor. Onun için elbette ilk hedefi Kürtleri Türkleştirmek, Kürt varlığını tarihten silmektir. Kürdistan’ı yutmak, Kürt toplumunu asimile etmek, ezmek, katletmek ve bunun üzerinde bir Türklük yaratmak hedefleniyor.


Güçsüz, korku imparatorluğudur

Hiç kimse AKP faşizmini güçlü sanmamalıdır. AKP-Tayip Erdoğan’nın geldiği nokta bir korku imparatorluğu, bir korku faşizmidir. Bugün bu kişilik çok zayıf, onun için önüne Kürdü ezmeyi, Kürt soykırımını tamamlamayı hedef olarak koyuyor ama güçlenirse herkesi hedefler, herkes için tehlikeli olur ve herkese saldırır bir duruma gelir. Hitler güçlendiğinde nasıl ki bütün dünyaya saldırdıysa, Tayip Erdoğan da o gücü bulursa herkese saldırır.


Musul’da Kürtlük olmasın diye

Türk askeri sadece Başika’da yok, Güney Kürdistan’ın birçok alanında var. Irak’ın üçte bir kesiminin çeşitli yerlerinde mevzilenmiş Türk askeri gücü bulunuyor. Böyle Türk askerinin bulunduğu onlarca yer var. Şimdi sanki Türk askeri Başika’da varmış gibi göstermek istiyorlar. Bu yaklaşım doğru değildir. Irak yönetiminin, Türk ordusunun Başika’dan çekilmesini istemesi kadar doğru ve haklı bir tutum olamaz. Sadece “Başika’dan çekilmeli” dememeliler. Irak sınırları içerisindeki tüm Türk ordu ve MİT varlığı çekilmeli ve bunu herkes istemelidir. Kim bu askeri güç ve MİT varlığına alet oluyorsa suç ortağıdır. Güney Kürdistan’ın ve Irak’ın TC tarafından işgalinin suç ortağı haline geliniyor demektir. 

Başika’daki karargah Musul’daki DAİŞ egemenliğini korumak için bulunuyor, birinci vazifesi budur. Musul’un kendi denetiminden çıkmaması için kendine bağlı milis güçleri hazırlamış böylelikle Musul yönetimini elinde tutmak istiyor.  Kürtler Musul’da etkili olmasınlar diye bunu yapıyor. Musul’da bir Kürtlük var olmasın diye bunu yapıyor. Zaten 1926’da da İngiltere ile bu temelde anlaştılar. Musul vilayeti Kürtsüz bir vilayet konumuna düşürüldü. Buna rağmen Musul’un birçok kasabası Kürt’tür. Musul’un içerisinde Kürt mahalleleri var. 

Bu noktada özellikle de Kürtlerin Başika meselesinde duyarlı ve dikkatli olmaları gerekiyor. KDP yönetimi, Güney Kürdistan yönetimi adına yapılan açıklamalarda bu askeri varlığa çok fazla sahip çıkılıyor. Bu yanlış ve tehlikelidir.


Kürtlerin birliği hayatidir

Türk askeri varlığı devam eder, Musul üzerinde etkili olursa bundan en büyük zararı Kürtler göreceklerdir. Musul’da Erdoğan yönetiminin dayattığı bir rejim çıkarsa arkasından Güney Kürdistan’daki Kürt yönetimi yok edilecektir. Güney Kürdistan halkı, partileri ve yönetimi bunu görmelidir. 

Açık ifade ediyorum: Musul pazarlığı en çok Güney Kürdistan için tehlike arz ediyor. Hareket olarak bu tehlikeyi görüyoruz. Defalardır bütün Kürt örgütlerine çağrılar yapıyoruz. Zaman geçmeden, tehlike büyümeden, önü alınamaz bir duruma gelmeden gerekli birlik oluşturulsun, ortak Kürt politikası devreye konsun, gerekli güçler oluşturulsun ki yeni inkâr ve imha zihniyeti yenilgiye uğratılsın. Ulusal Kongre temelinde bütün Kürt örgütlerini birliğe ve ortak mücadeleye çağırıyoruz.  



 HABER MERKEZİ