Türk devletinin vermiş olduğu sözleri yerine getirmediğine dikkat çeken Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Washington’dan mesajı verdi: İdlib terör yuvası.
Her defasında İdlib’de kendisine bağlı çete grupları hakkında söz verip bu sözleri yerine getirmeyen Türkiye’ye, Rusya’nın tepkisi artıyor. Son haftalarda Suriye ile birlikte İdlib’e yönelik bombardımanı hızladıran Rusya’nın Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İdlib ve çevresi için “terör yuvası” açıklaması yaptı.
Sergey Lavrov, “Ne yazık ki bölgedeki Türk meslektaşlarımız henüz terör eylemlerine bulaşmamış silahlı muhalifleri El Nusralı teröristlerden ayırt etmeye yönelik sorumluluklarını yerine getirmedi” dedi.
Washington ziyaretinin ardından gazetecilere konuşan Lavrov, “İdlib terör yuvası haline geldi. Ne yazık ki bölgedeki Türk meslektaşlarımız henüz terör eylemlerine bulaşmamış silahlı muhalifleri El Nusralı teröristlerden (yeni adı Heyet Tahrir El Şam-HTŞ) ayırt etmeye yönelik sorumluluklarını yerine getirmedi” ifadelerini kullandı.
ABD’de vaat etmişti
Bunun zor bir iş olduğunun farkında olduklarını ileri süren Lavrov, “Vaktinde Obama yönetimi siyasi diyaloga hazır olan militanları El Nusralı teröristlerden ayıracaklarını belirtmişti ancak bu vaat yerine getirilmedi. Obama yönetimi bunu yapamadı” diye konuştu.
Washington’ın vaadini yerine getirmemesi nedeniyle ABD ile El Nusra arasında bir ilişki olduğundan şüphelendiklerini belirten Lavrov, “Şüphemiz El Nusra’nın Suriye’nin meşru (Devlet Başkanı Beşar Esad) Esad yönetimine karşı kullanılmak için korunduğu yönündeydi” diye belirtti.
Sputnik’in geçtiği haberde, örgütün İdlib’deki gerilimi azaltma bölgesini kontrolü altına aldığını kaydeden Lavrov, şunları söyledi: “Sadece kontrol altına almakla kalmayıp, buradan Suriye ordusu mevzilerine, sivil altyapılara ve Rusya’nın Hmeymim Hava Üssü’ne saldırı gerçekleştirdiler. Bu saldırıların her birine yanıt veriyoruz. Ancak elbette sonsuza dek bu durum böyle kalamaz, nihayetinde bölgenin teröristlerden tamamen temizlenmesi ve bölgenin tamamı üzerinde meşru hükümetin kontrolünün yeniden sağlanması gerekiyor.”
Lavrov’un Türkiye’ye yönelik mesajlarını Washington ziyareti sırasında vermesi de dikkat çeken bir gelişme. Zira, Türkiye’nin İdlib’de çeteleri açıktan desteklemesi ve bu denli rahatlığı, ABD ve Türkiye’nin diğer batılı müttefiklerinin İdlib konusunda kendisine verdiği destekle bağlantılı.
İdlib kentinin de içinde bulunduğu İdlib vilayetinin büyük bir bölümü Türk devletinin kontrolündeki El Kaide kökenli Heyet Tahrir El Şam’ın (eski adı El Nusra) kontrolünde bulunuyor. İdlib’de bazı alanlarda Ahrar El Şam, Hurras El Din ve Doğu Türkistan İslam Partisi gibi Türkiye destekli El Kaide kökenli radikal dinci çeteler bulunuyor.
Soçi’de verilen sözler tutulmadı
Rusya’nın bahsettiği ‘teröristleri birbirinden ayrıştırma’ ise Türk devletinin sadece bu çeteler arasında bir isim değişikliğinden ibaret. Söz konusu çeteler isimlerini değiştirerek Türk askeri ve MİT’in kontrolünde çok rahat birbirine dönüşebiliyor.
Türkiye, Rusya’ya bu çete grupları konusunda daha önce verdiğ hiç bir sözü tutmadı.
17 Eylül 2018’de Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın Soçi kentinde buluşmuş yaptıkları anlaşmaya göre, İdlib vilayeti çevresinde Rus-Suriye askerleriyle çeteler arasında 15-20 kilometre derinlikli ‘silahlardan arındırılmış alan’ konusunda anlaşmaya varılmıştı. Buna göre söz konusu hatta, Türk devleti çetelerini belirlenen sınırlara çekecek, bu bölgeyi ağır silahlardan arındıracak, Türkiye HTŞ gibi çete örgütleriyle mücadele edecek ve ‘teröristlerle’, ‘ılımlı muhalifleri’ ayrıştıracaktı. Ancak beklendiği gibi Türkiye geçen yıl vermiş olduğu sözü tutmadı. Türk devleti sözlerini tutmadığı gibi İdlib-Hatay sınırı, çetelerin rahat geçiş güzergahına dönüştü. Çeteler, çok rahat bir şekilde Türkiye’ye giriş çıkış yapabiliyor. Türk hastanelerinde tedavi olabiliyor, ticaret yapabiliyor ve her türlü lojistiğini karşılayabiliyor.
İdlib’i çevreleyen 12 ‘Türk askeri gözlem noktası’ ise gelinen aşamada çetelere her türlü desteği sağlayan karakollara dönüşmüş durumda. Zaman zaman Suriye ordusu ve Suriye devlet yetkilileri de bu gerçeği yüksek sesle dile getirip tepki gösteriyor.
İdlib, zaman zaman Türk devleti ve Rusya arasında krize dönüşüyor. Türkiye’nin yükümlülüğünü yeri getirmemesinden dolayı Rus hava kuvvetleri ve Suriye ordusu bu yılın mayıs ayında İdlib’de geniş çaplı bir temizlik operasyonu başlattı. Özellikle İdlib-Hama arasında çok sayıda köy, kırsal bölge ve kent Suriye’nin denetimine girdi.
Ağustos ayının sonunda ise Rusya ve Türkiye’nin devreye girmesiyle birlikte çetelerle Suriye ordusu arasında ‘ateşkes’ ilan edildi. Ateşkesin ise son derece sunni dengelere dayandığı ve yapay olduğu daha başından beri belliydi. Zira, yaklaşık 2 haftadan beri İdlib’in özellikle güney alanlarına yönelik Rusya ve Suriye’nin yoğun bombardımanı var.
Bağdadi suikasti Türkiye’yi suç üstü yakaladı
ABD ordusu, bir çok savaş suçuna imza atmış olan Ebubekir El Bağdadi’yi 27 Ekim’de İdlib’de, Türkiye sınırına 4 kilometre uzaklıkta ve Türk askeri gözlem noktasında çok yakın bir köyde öldürdü. Bağdadi’nin, Baxoz’da Suriye Demokratik Güçleri’nin (QSD) Derêzor operasyonundan kaçıp İdlib’e gittiği açıklanmıştı. Bağdadi’nin öldürülmesi, Türkiye-DAİŞ ilişkileri ve İdlib’de Türk devletinin çetelerle ilişkilerini bir kez daha gün yüzüne çıkartmıştı.
HABER MERKEZİ