Açlık grevi eylemini sürdüren DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, tecridin ortak sesle kırılacağını söyledi.
DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi protesto etmek amacıyla tutuklu bulunduğu Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevi 15. gününde sürüyor. Güven, açlık grevini avukatları aracılığıyla Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirdi:
”Başta Kürt halkı olmak üzere, çeşitli demokratik çevreler, insan hakları kuruluşları Sayın Öcalan üzerindeki tecridin bir insanlık suçu olduğunu biliyor ve kabul edilmezliğinin farkındalar. Yılları alan tecridin sonlandırılması için her dönem çeşitli eylemler geliştirildi.
Herkesin, aslında bu tecridin hepimizin barışına ve geleceğine uygulandığının bilincinde olduğunu düşünüyorum. Kadınların ve gençlerin özellikle bu farkındalığı yakaladıklarına inanıyorum. Dolayısıyla güçlü bir sahiplenmenin olduğuna ve olacağından kuşkum olmadığını bilmenizi isterim.
Mutlak tecrit son bulsun
2012 yılında cezaevlerindeki 68 günlük açlık grevi, yine 2016 yılında 50 Kürt siyasetçinin başlattığı açlık grevi önemli eylemlerdi. Kuşkusuz bu eylemlerin amacı sadece bir görüşme veya Sayın Öcalan’dan bir mesajın alınması değildir. Asıl amaç mutlak ağırlaştırılmış tecridin son bulması. Sayın Öcalan’a tanınan yasal haklar çerçevesinde koşullarının iyileştirilmesidir. Dolayısıyla benim eylemimin de kamuoyunca doğru ele alınması ve bu temelde desteklenmesi önemli olacaktır.
Valilik yasağına şaşırmadım
Diyarbakır Valiliği’nin yasak kararına hiç şaşırmadım. AKP iktidarının sık sık başvurduğu özel bir yöntemdir. Toplumu bu biçimiyle korkutmaya, sindirmeye çalışıyor. En demokratik ve sivil eylem biçimi olan Cumartesi Anneleri’nin oturma eylemine saldırmayı göze alan bir iktidar ile karşı karşıyayız. Şu gerçeğin çok iyi bilinmesi gerekir; Türkiye’nin batısında yaşanan tüm anti demokratik uygulamaların bin katı Kürdistan’da günü birlik yaşanıyor. Her evden en az 2 ya da 3 kişi tutukludur.
AKP sonuç alamaz
Örneğin Hakkari’den tutuklu olan 4 kardeşle mektuplaşıyorum. Bu durumun bir aile için ne demek olduğunu yaşamayan bilemez. Bu sadece bir örnek, daha bilemediğimi onlarca örneği var. Tüm acılara rağmen Kürt halkı değerlerine sahip çıkmayı bilmektedir. AKP güvenlikçi politikalarla, denenmiş, posası çıkmış yöntemlerle sonuç alamaz. Her yeri cezaevine çevirmiş yine de istediğini elde edemiyor, daha da saldırganlaşıyor. Kuşkusuz bu çok büyük bir yanılgıdır, kendini kandırmadır.
AKP Kürt halkının hassasiyetlerini dikkate almak zorunda. Temennim o dur ki; ilgililer ortak bir akılla bu realiteyi, doğru politikalar gerçekleştirerek, halkların ortak değerlerine hizmet ederler. Kuşkusuz bu konularda büyük sorumluluk devrimci, demokratik çevrelere düşmektedir. Bu çevrelerin yükselteceği sesler tecridi kıracak, halkların ortak yaşam ideallerini gerçekleştirecektir.
MA/AMED