Yerel seçimler yaklaşırken bütün partilerin seçim çalışmaları da hızlanıyor. Basına yansıyan adaylar, aday dedikoduları ötesinde derinde kıyasıya devam eden bir mücadele var. Bu mücadelenin bir yanı seçimlere yönelik olmakla birlikte esas olarak özgürlük ve demokrasiden yana olan tüm güçlerin birleşip kazanması sorunudur.

Erdoğan-Bahçeli diktası 7 Haziran 2015 seçimlerinde bozguna uğradığı günden beri açık ve sıkı bir işbirliği yapıyorlar. Bu işbirliğinin amacı kendi diktalarını sürdürebilmek için en başta HDP olmak üzere demokrasiyi ve özgürlükleri savunan, halklarımızın temel haklarını savunan tüm kişi ve kurumları susturmak ve ezmektir. Bu amaçla hem içeride hem de dışarıda her türlü saldırıyı gündeme getirdiler.

AKP-MHP çetesinin bu kadar kaba, bu kadar hukuk dışı saldırıyı gündeme getirmesi güçlü olduğu için değil zayıfladığı için, cesaretinden değil yıkılma korkusundandır. Onlar bu saldırılarıyla halkların kurtuluş umutlarına darbe vurmak, halkları susturmak, umutlarını kırıp tüketmek ve teslim almak istiyorlar. Onlar ülkede mezar sessizliğini egemen kılmak istiyorlar. Ama direniş sürdükçe umudunuzu tüketmeyin.

Sayın Öcalan’a uygulanan tecrit ve onun sesinin kısılması bu saldırıların ilk ve en kaba örneğidir. Onun susturulması diyalog-müzakere ve siyasi çözüm isteyen herkesin susturulması ve kapkara savaş lobisinin ülkeye egemen olması demektir. Zaten onun susturulmasından sonra zulüm dalga dalga halkın her kesimine yaygınlaştırıldı.

Yıllardır çocuklarının cenazelerini isteyen Cumartesi Annelerinin Galatasaray’daki nöbet eylemi şimdi polis işgaliyle engelleniyor. Kayıp yakınları İHD İstanbul Şubesinin önüne hapsediliyor.

OHAL darbesiyle ve KHK’lerle temel insan hakları gasp edildi. Halkın seçtiği HDP eşbaşkanları, vekiller, belediye eşbaşkanları zindanlara atıldı. Muhtarlar bile görevden alınıp yerine kayyım atanıyor. Halkın elinde kalmış tek demokratik kırıntı olan yerel yönetimler de devletin kontrolüne alınmak isteniyor.

Akademisyenlerin savaşa karşı çıkan ve barış isteyen açıklamaları vatana ihanet sayıldı. Onlar da üniversitelerden atılıp zindanlara tıkıldı.

İşçilerin sendika-sözleşme ve grev hakları kaba ihlallerle, zorbalıkla engelleniyor. Birikmiş alacakları bile ödenmiyor. Sendikacılar da, avukatlar da zindana atılıp susturulmak isteniyor.

Medyada muhalif ses kalmadı. Bütün medya TRT ile saraya bağlı olarak ortak yayın yapıyor.

Ama umudunuzu tüketmeyin.

Özgürlük için çarpan tek bir yürek bile kalsa direniş sürüyor ve sürecek demektir.

Her türlü engele, baskıya ve zulme karşı çarpan milyonlarca yürek var.

“Her yürek devrimci bir hücredir”

O hücreyi hiçbir zaman susturamaz ve teslim alamazlar. Korkuları, hukuk dışı alçakça saldırganlıkları bundan ötürü artmaktadır.

Yaklaşan yerel seçimler bu nedenle önem kazanmıştır.

“Nasıl olsa sonuçları tanımazlar, seçtiklerimizin yerine yeni kayyım gönderirler” vb. sözler bir yana bırakılıp atanan kayyımlar sandıklarda geri postalanmalıdır. HDP oylarının oranı önemlidir. Ondan sonra gene küstahça kayyım göndermeye cüret ederlerse halk o zaman ne yapacağına karar verir.

AKP-MHP çetesi hala Kürdistan’a yapılan yatırımlardan ve açılan iş sahalarından söz ediyor. Onların yatırım dediği kışla, hapishane, mezarlık, karakol ve askeri hava alanlarıdır. Yaptıkları da yetmediği için bütün ülkeyi zindana ve mezarlığa çeviriyorlar.

Efrîn’de halkın kümeslerdeki tavuklarını bile çalanlar şimdi de zeytinliklerini gasp edip zeytinyağı ihracatına başlamışlar. Benzeri saldırganlıkları Güney Kürdistan’a yönelik olarak da yapıyorlar.

Erdoğan diktası halkların iradesine saygılı olup siyasi çözüm aramak yerine bu iradeyi kırıp halkların umudunu tüketmek istiyor. Bu amaçla her türlü “dış güç” ile işbirliği ve suç ortaklığı yapıyor.

Ama umudunuzu tüketmeyin. Umutla çarpan her yürek devrimci bir hücredir. Umutla çarpan tek bir yürek bile kalsa biz kazanacağız demektir. Öcalan üzerindeki tecride karşı Leyla Güven’in başlattığı direniş bunu bir kez daha gösteriyor.

Onca zulme rağmen kırlarda, şehirlerde, zindanlarda ve sürgünlerde özgürlük için çarpan on milyonlarca yürek var. Artık gün on milyonlarca yüreğin topyekun mücadele ve direniş günüdür.