
Leyla Dayangaç, ailesi korucu baskısıyla 1995 yılında Bedlis’in (Bitlis) Xizan (Hizan) ilçesinden göçtüğü Mersin’de dünyaya gelir. Mersin’de doğup büyüyen Dayangaç, 5 kişilik ailenin en küçüğüdür. Yaşadıkları göçten dolayı ekonomik sıkıntılarla büyüyen Dayangaç, okula gidemeyip tarlalarda çalışmaya başlar. 2011 yılında artık kendini sorgular ve halkına yönelik yapılan baskılara karşı öfkelenir. 5 arkadaşıyla birlikte 2013 yılında yönünü dağlara çeviren Dayangaç, yakalanır ve yaşı küçük olduğu için serbest bırakılır. Geldikten sonra içine kapanan Dayangaç, yeniden gitmenin arayışlarını arar ve 2014 yılında gider. Colemerg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) İlçesinde 28 Mart’ta girdiği çatışmada şehit düşer.
Yüreğindeki dağ aşkı
Dayangaç’ı anlatan anne Tevrat Dayangaç, Leyla’nın Mersin’de yıllarca demokrasi, özgürlük ve barış mücadelesi yürüttüğünü ama yüreğinde de kocaman bir dağ aşkı olduğunu ifade etti. Dayangaç’ın mücadele alanından hiçbir zaman uzak durmadığını aktaran anne Dayangaç, “Ben eninde sonunda özgür dağlara özgür arkadaşlarımın yanına gideceğim” dediğini aktardı.
Polis saldırısından sonra
Abla Fecer Dayangaç ise 2011 yılındaki “çözüm çadırı” eylemlerinde yer alan kardeşinin, çadıra yönelik saldırılara çok öfkelendiğini aktardı. Abla Dayangaç, sürekli olarak “Abla polis durduk yere niye saldırdı çözüm çadırı gibi bir yere” dediğini anlattı.
Buralarda duramayacaktı
Onun dağlara giderken yakalanması ardından hiç mutlu olmadığını belirten abla Dayangaç, kardeşinin sürekli, “Abla benim yolum özgürlük yoludur, yoldaşlarım gibi özgürlük savaşçısı olacağım” dediğini aktardı. Dayangaç, buralarda duramayacağını söylediğini ve yeniden yönünü âşık olduğu dağlara çevirdiğini anlattı.
DİHA/MERSİN