Türkiye halkı her geçen gün biraz daha savaş politikalarının ve Kürt düşmanlığının sonuçlarına maruz kalıyor. Son olarak DAİŞ'in Atatürk Havalimanı'nda gerçekleştirdiği saldırıda en az 44 kişi yaşamını yitirdi. Halen yoğun bakım ünitelerinde ağır yaralıların olduğu söyleniyor.
28 Haziran akşamı Atatürk Havalimanı saldırısı haberi duyulduğu saatlerde, Hawar Haber Ajansı (ANHA), Türk ordusunun Grê Spî'ye saldırı düzenlediğini duyurdu. Günler öncesinden ise Lice'ye dönük başlatılan ve 'kenevir' operasyonu olarak yansıtılan haberleri takip ediyorduk. Ve Kuzey Kürdistan'ın değişik il, ilçe ve köylerine, kırsal alanlarına dönük operasyonlar, tutuklamalar, çatışmalar devam ediyordu.
Atatürk Havalimanı saldırısı anında kaç kadın katledildi, tecavüze uğradı...? Kaç çocuk tacize uğradı? Ve kimler ırkçı, anti demokratik politikalarla karşılaştı? Kaç kişi o gün savaşın karanlık yüzünü hissetti, bilmiyoruz. Bilmiyoruz, çünkü bunlar artık küçük olaylar olarak hayatımızda yer alıyor ne yazık ki...
O günkü fotoğrafın en belirgin yanı DAİŞ'in İstanbul'daki ve TSK'nin ise Kuzey ve Rojava Kürdistan'ına dönük saldırılarıydı.
Kürdistan'da bir yıldır Erdoğan-AKP ve TSK'nin yürüttüğü savaş bütün hızıyla devam ederken, saldırıların en son adresi Lice oldu. Şêx Said isyanından beri devletin mercek altında tuttuğu Lice, 90'larda da devletin büyük saldırılarına maruz kalmıştı. Onlarca insan katledilmiş, köyler boşaltılmış, yakılıp yıkılmıştı. 2013-1015 ateşkes sürecinde de Lice devletin saldırılarının merkezinde yer aldı. Bu saldırılar Licelilerin daha fazla örgütlenmesine yol açmak dışında sonuç vermedi. Nitekim 7 Haziran seçimlerinde HDP yüzde 96.02, 1 Kasım seçimlerinde ise yüzde 95.8 oranında oy aldı. Şimdi ise Lice'de 'hint keneviri savaşı' veriliyor. Evet TSK, on binlerce askeri, F-16 ve helikopterleri ile 'hint keneviri' savaşı veriyor! Lice, Kocaköy, Hazro ve Hani ilçelerinin kırsalındaki 39 köyde operasyon yapılırken, Lice'ye bağlı 22 köyde ise sokağa çıkma yasağı var. Köyler boşaltılıyor, ormanlar yakılıyor. Perşembe günü de Lice'nin Mehlê mezrasında köyde çıkan yangını söndürmeye çalışan, 4 çocuk babası Erdal Kocakaya ve 24 yaşındaki Mevlüt Kocakaya işkence edilerek katledildi. Ardından da 4 kişinin daha infaz edildiği iddia edildi.
'Hint keneviri operasyonu' olarak kamuoyuna duyurulan operasyon da bunlar yaşanıyor. Bu yalanın herkesçe kabul edilmesi isteniyor.
Gel de inan... Yıllarca bu tür yalanlarla uyuşturulmuş, uyutulmuş kamuoyunu artık bu yalanlarla uyutmak mümkün değil. Kürdistan'da topyekün bir savaş yürütülüyor. Lice potansiyel tehlike görüldüğü için böylesi bir operasyon başlatıldı. Nasıl geçmişte sonuç alınmadıysa, bu operasyonlarla da sonuç alınmayacak.
Kürdistan'da Saray-AKP ve TSK ortaklığında savaş sürerken, Türkiye'nin batısında ise AKP ve MİT'nin besleyip büyüttüğü, koruyup gözettiği, kıyamadığı DAİŞ'in saldırısı gerçekleşti. Kürtlerin en küçük kazanımına bile tahammül edemeyen ırkçı zihniyet, yıllardır Suriye'de birçok çeteyi besledi. El Nusra ve Ahrar-uş Şam'a açık destek sunmaktan çekinmedi. DAİŞ'le olan ilişkisi alabildiğine deşifre oldu. AKP iç ve dış politikada dibe vurunca ve DAİŞ'ten ümidini kesince saldırılarını arttırdı. Muhtemelen önümüzdeki dönemde bu saldırılar devam edecektir. Bu saldırılarda AKP ve MİT'in bizzat payı olduğunu Türkiye kamuoyu çok iyi biliyor.
Yıllardır DAİŞ'in birçok kentte hücre evi ve canlı bomba atölyeleri kurulmasına göz yumuldu. Canlı bombalar kendini patlatmadan yakalanmayacağı en yetkili ağızlardan söylendi. Nitekim İstanbul patlamasında da canlı bombalar kendini patlattıktan sonra, parçalanmış bedenleri yakalandı.
Kısacası savaş politikaları ülkeyi kan gölüne çevirmiş durumda. Bu kan gölünü, ne 'hint keneviri operasyonu' adı altında yürütülen savaş temizler ne de bundan sonra DAİŞ'e karşı alınacak tedbirler. Ancak bizzat toplumun kendisi bu politikaları durdurabilir. Nasıl mı? Türkiye halklarının, ırkçı, faşist zihniyete karşı demokrasi mücadelesinde buluşması ile mümkün olabilir ancak.