
Ana tema kölelik
Amerikan sinemasının temel uğraklarından biri Kuzey ile Güney’in birbirlerine karşı acımasızca yürüttüğü iç savaştır. Lincoln de iç savaş yıllarını işler. Film, bu yıllar içinde Başkanlık yapan Abraham Lincoln’un ikinci dönemine kamerayı çevirir. Başkan Lincoln’ün köleliği kaldırmaya yönelik çabaları, filmin merkezine koyduğu ana tema olarak işleniyor. Siyahilerin Amerikan toplumunda daha etkin noktaya gelmeye başlamaları ile birlikte kölelik, sistemin daha etkin işleyebilmesi açısından ortadan kaldırılması gereken bir noktadır. Böyle bir toplumsal zemine sahip sistemi değiştirecek, ‘erdemli’ duruşa sahip insanlar beklenmektedir.
Belki de 100 yıl sonra...
Lincoln, savaşın sürdüğü yıllarda köleliğin kaldırılması için anayasal değişiklik hazırlıkları yapar. Lincoln’ün, toplumsal hayatta karşılaştığı birçok olay bu yargısını destekler. Film, ilk başlardan beri Lincoln’ün kölelik karşıtı mücadelesinden örnekler sunar. Siyahi bir askerin Lincoln’le diyaloğu filmin kölelik karşıtı en güçlü argümanı olarak dikkat çeker. Diyalog şöyledir: “Beyazlar kendileri için savaşan, ellerinde silah olan siyahiler görmeye alıştılar. Artık siyahi askerlerle eşit ücret almayı anlayışla karşılıyorlar. Bir kaç yıl içinde siyahi teğmen ve yüzbaşı ya da albay da görmeye alışırlar. Belki de 100 yıl sonra seçimlerde oy da ...”
Her şey barış için
Ancak köleliğin kaldırılmasına toplum tam olarak hazır değildir. Lincoln’ün kabinesi arasında bile kendisi gibi düşünmeyenler vardır. Lincoln, bu konuda çok kararlı bir mücadele verir. Yasal olmayan yolları, köleliğin kaldırması ve barışın sağlanması için kullanır. Bu tavır, kirli siyaset dünyası içinde bir şeylerin değiştirilmesinin, her zaman için ‘dürüstlük’ içinde kalınarak yapılamayacağını da hatıra getirir. Ayrıca, ‘Doğduğumuz zamana uyuyor muyuz’ diyerek kafasında gerçekleştirmek istediği düşüncelerin zaman dışılığını da anlatmak ister. Lincoln, bütün karşı çıkışları bir kenara bırakarak, bütün davranışlarının barış için olduğunu ve bunun da partiler arası müzakere edilemeyeceğini söyler.
Kölelik ve barış içiçe
Filmde, kölelik ile savaşın bitişi birlikte ele alınan iki olgu. Köleliğin kaldırılması ile savaşın sona ermesi eş zamanlı şekilde ele alınıyor. Lincoln, eşitlik üzerine kurulu düşüncelerini Öklid’in iki bin yıl önce yazdığı kitaptan örnekle temellendirir ve şöyle der: "Aynı şeye eşit olan şeyler birbirine de eşittir." Bu söyleminin de dürüstlük ve adalet üzerinden gerçekleşmesi gerektiğini ifade eder. Siyahi bir kadının “oğlum özgürlük için savaştı ve öldü. Birlik mavisi için canını ortaya koydu” demesi de adalet tezinin diğer güçlü argümanı olarak izleyiciye sunuluyor.
Yasa iki fazlayla geçer
Anayasal değişiklik için taraflar bütün kozlarını kullanmaktadır. Süreç öyle bir zeminde gider ki evetçiler ile hayırcılar arasında gelgitler yaşanır. Özellikle hayırcılar cephesinden fireler, 13. Anayasa değişikliği olarak tarihe geçen yasanın çıkması konusunda belirleyici olur. Herkesin isminin okunmasının ardından oyunu beyan etmesiyle oylamanın sonucu ortaya çıkar. Kıyasıya bir oylamanın sonucunda sadece iki oy fazlayla, yasa meclisten geçer. Tarih 31 Ocak 1865’tir, artık ABD Anayasası’nda kölelik ve istem dışı çalıştırma kaldırılmıştır. Yasa kabul edildikten sonra halkın kutlamaları sürer ve beş gün sonra hepimizin bildiği son, Lincoln’ün başına gelir. Lincoln, bir tiyatro seyri sırasında suikaste uğrar.
ÖNDER ELALDI