
69.Uluslararası Cannes Film Festivali sona erdi. Festivalin en büyük ödülü olan Altın Palmiye’yi muhalif yönetmen Ken Loach, “I, Daniel Blake” filmiyle aldı. Ödül töreninde konuşan Loach, dünyada yaşanan adaletsizlikleri eleştirerek, “Başka bir dünya mümkün” dedi.
Dünyanın en önemli sinema etkinliklerinden biri olan Uluslararası Cannes Film Festivali’nin 69’uncusu sona erdi. Festivalin en önemli ödülü olan “Altın Palmiye”yi, Haziran ayında 80 yaşına girecek olan sosyalist yönetmen Ken Loach, “I, Daniel Blake” filmiyle aldı. “En İyi Yönetmen” ödülü ise daha önce “Altın Palmiye” de alan Romanyalı yönetmen Cristian Mungiu’nun oldu. 61. Berlinale’nin “Altın Ayı“ ödülünün sahibi Asghar Ferhadi ise “Forushande” filmiyle “En İyi Senaryo” ödülüne layık görüldü.
Loach’tan ‘umut mesajı’
Festivalin ödül törenine “işçi sınıfının yönetmeni” Ken Loach’ın yaptığı konuşma damga vurdu. Filmleriyle emekçilerin, yoksulların ve ezilen halkların mücadelesinin dili olan Loach, törendeki konuşmasında “umut” mesajı verdi. Sosyalist yönetmen, şunları söyledi: “Bir umutsuzluk döneminden geçiyoruz. Böyle umutsuzluk dönemlerinde aşırı sağ avantajlı olur. Biz yaşlı insanlar bunun ne gibi sonuçlar doğurabileceğini biliriz. Buradan bir umut mesajı göndermeliyiz. Başka bir dünya mümkün ve gerekli.”
Loach, aynı ödülü 2006 yılında da “Özgürlük Rüzgarı” filmiyle almıştı.
Ezilenlerin yönetmeni
Cannes’da Altın Palmiye’yi alan ve Yılmaz Güney’in aynı ödül törenindeki fotoğrafını andırır biçimde yumruğunu havaya kaldıran Ken Loach, yoksulların, ezilenlerin dünyasına çevirdiği kamerasıyla tanınan bir yönetmen.
İngiltere’nin Nuneaton kentinde 17 Haziran 1936’da doğan Loach, Oxford’da hukuk okudu ama -filmleriyle kotardığı hak savunuculuğunu saymazsak- avukatlık yapmadı. Sinemadaki ilk işi, 1962’de yönettiği Z Cars isimli televizyon dizisi oldu. 1967 yılında ise ilk filmi Poor Cow’u yönetti. Bundan sonrasında Loach, tam 20’si televizyon için olmak üzere tam 50 yapıma imza attı.
Loach’ın filmlerinde kamera, hayatın içinde gezinir gibiydi. Kimi zaman demiryolu işçilerini, kimi zaman İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu’nun (IRA) militanlarını, kimi zaman su hakkı için mücadele eden aktivistleri merceğe aldı. İnsan hikayelerine politik duruşunu, gözünü ekleyerek sosyalist gerçekçi sinemanın köşetaşlarından birine dönüştü.
Sosyalist yönetmeni özgün kılan bir başka yan da, bir süre önce bütün filmlerini internet üzerinden paylaşıma açması oldu. Başka yönetmenler “Aman korsana düşmesin”, “Aman kimse ücret ödemeden izleyemesin” derken Loach, filmlerini herkese ücretsiz sunmaya başladı. Politik görüşleriyle uyuşmadığı zamanlarda festivallerden çekilmeyi de göze aldı. Sözgelimi 2009 yılının Temmuz ayında Avustralya’nın Melbourne kentinde düzenlenecek festivalden İsrail’in sponsorluğu nedeniyle geri çekildi; “Şiddet üreten devletin gölgesinde sanat yapılmaz. Sanat, savaşa ve yok etmeye değil barışa ve insanlığa hizmet eder. İsrail, Ortadoğu’daki politikalarını gözden geçirmeli” dedi.
Loach, ödülü aldığı gün yayımlanan söyleşisindeki ifadesiyle, “anlatsan güzel olabilecek hikayeleri değil, anlatmak zorunda kalınan hikayeleri” sinemaya aktardı.
Festivalin ödülleri
Altın Palmiye: I, Daniel Blake - Ken Loach
Jüri Büyük Ödülü: It’s Just the End of the World - Xavier Dolan
Jüri Ödülü: American Honey - Andrea Arnold
En İyi Yönetmen: Graduation - Cristian Mungiu ve Personal Shopper - Olivier Assayas
En İyi Senaryo: The Salesman - Asghar Farhadi
En İyi Kadın Oyuncu: Jaclyn Jose
En İyi Erkek Oyuncu: Shahab Hosseini
Onursal Altın Palmiye: Jean-Pierre Léaud
Altın Kamera: Divines - Houda Benyamina
En İyi Kısa Film: Timecode - Juanjo Gimenez
Kısa Film Özel Ödülü: The Girl Who Danced With The Devil - Joao Paulo Miranda Maria
ALİ GÜLER/ANF/CANNES