Ermeni Soykırımının tanınmasına ilişkin karar tasarısı Almanya’da oylandı. Türklerin 1915 yılında gerçekleştirdiği Ermeni Soykırımı, Almanya devletinin resmi görüşü olarak kabul edildi. Bu kararın büyük oranda Avrupa devletlerinin görüşü ve ağırlıklı eğilimidir aynı zamanda.

Yıkıntılarından Türkiye Cumhuriyetinin doğduğu imparatorluğun yıkılırken yıktıkları arasındadır Ermeni halkı. Aynı zihniyet Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun da mayası olmuştur. Katliam gerçekleştirildikten sonra “Zozoları temizledik, sıra Lololarda” demişti faşist zihniyetin o dönemki sözcüleri. 

Ermeni halkına Zozolar diyordu faşist zihniyet. Halkları, kültürleri, toplumları ve inançları, bir bütün çoklukları kabullenemeyen faşist zihniyet her bir halka, inanca ya da kültürel gruba kendilerince küçümseyen, basite alan ve anlamsızlaştıran adlar takarak, bu halkların kendileri için benimsedikleri adları telaffuz etmeyerek soykırım uygulamalarının dilini de oluşturuyorlardı. Kart kurt, Zazalar, Zozolar, Lololar ve benzeri birçok adlandırma, etnik grupların ve alt kültürlerin inkar edilerek aşağılandığını, bunun yeni faşist egemen dilde de esas alındığını göstermektedir. 

Zozolar, katledilmiş, tüm ömürlerini verdikleri emeklerine el konulmuş, kutsal ibadetgahları yıkılmış ve talan edilmişti. Dahası, geriye kalanlar da kendi ülkelerinde misafir görülmüş, yabancılaşmaya ve yok sayılmaya tabi tutulmuşlardı. 

Zozolar katledildikten sonra bu arada sıra ‘din kardeşi’ dedikleri Lololara gelmişti. 

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda en fazla kullanılan ve devletin mayası olan, tam da bundan dolayı TC tarafından sürekli başvurulan yöntem: Önce yanına çek kullan, sonra karşına al, öldür. Bu yöntem birçok kişiye, komutana, halk öncüsüne ve etnik gruba karşı kullanılmış ve sonuç da almıştır. 

Sonrasında 1925’lerle birlikte Lololar dedikleri Kürtlere saldırılar başlamış, katliamlar, darağaçları, yok saymalar, inkar ve imhanın her türlüsü sergilenmiştir. O dönemden bu döneme kadar Kürtler üzerindeki örtülü kültürel soykırım sürüp gelmiştir. Kimi dönemler fiziki soykırım yöntemleri uygulanmakla birlikte ağırlıklı olarak örtülü bir kültürel soykırım uygulanmaktadır. Kürt varlığının dahi inkar edilmesi ve yok sayılan bir halkın yok edilmeye çalışılması, karşısında mücadele etmenin en zor olduğu durumlardan biridir. İşte Önder Abdullah Öcalan öncülüğünde başarılan budur. 

Yarım asra yaklaşan bir süredir çağdaş Lololar ayaklanmıştır. Öncelikle bilincinde başlayan ayaklanma tarih bilincinin yeniden yaratılmasıyla bir sisteme kavuşmuştur. Sömürge olma gerçekliğinin farkına varışla birlikte başlatılan mücadele, sömürge olmaktan kurtulma, özünde özgürlük eksenlidir. Ve bu özgürlük mücadelesi yarım asırdır büyüyerek, yayılarak ve derinleşerek sürmektedir. 

Bugüne yeniden döndüğümüzde şunu söylemek zor değildir. Ne Zozolar dedikleri Ermeniler yokedilmiştir ne de Lololar dedikleri Kürtler. Varlığını Kürt inkarı ve soykırımı üzerinden inşa eden bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’nin ömrünün yarısı, Kürtlerin inkar ve imha sistemi karşısında yürütülen amansız mücadeleyle dopdolu geçmiştir. Bu durum Türkiye Cumhuriyetinin bugünkü saldırganlığının da tarihsel ve varoluşsal temelini oluşturmaktadır. 

Faşist Türkçü zihniyet AKP önderliğinde Lololar dedikleri Kürtlerle uğraşırken beklenmedik bir şekilde Zozolar çıkıverdi ortaya. Bugün anlaşılan tek gerçek şu: Ne Zozolar temizlenmiştir ne de lololar. Lololar bugün 20.yüzyılın başındakine oranla binlerce kat daha fazla uğraştırmaktadır faşist Türk devletini. Hatta Lololar faşist devleti her şeyiyle uğraştıran ve tüm devlet yetkilerinin kullanılmasına rağmen bitirilemeyen, zorlu kış koşullarında direnişi yükselterek Lololuklarına devam eden bir topluluktur. Çağdaş lololar olan öz yönetim direnişlerine yürüyen Kürdistanlılar, bugün faşist saldırganlıkların odağı haline gelmişlerdir.

Kürtlerin eski bir deyişi vardır. “Bu daha lê lê” yani daha Lolo zamanı gelmemiş. Görünenlerin işin kolay kısmı olduğu, zor olan kısımların henüz gelmediğini anlatmak için kullanılan bir deyimdir. Aslında özgürlük mücadelesinin geldiği aşamaya ve faşist Türk zihniyetinin sadırganlığına baktığımızda, lê lê demeye devam edecek ve Lolo’yu bekleyecek bir zaman aralığının kalmadığını söyleyebiliriz. 

AKP faşizmi Cizre’de Sur’da, Nusaybin, Gever ve ülkemizin birçok yerinde katliamlar gerçekleştirmekte, halkımızı cenazelerini yakarak tümden varlığımıza dair izleri de silmek istemektedir. Ancak şu gerçek unutulmamalıdır. Ölüler yok edilemez. Öldürebilirsiniz, yakabilirsiniz, cesetleri parçalara ayırıp her birini bir kıtaya fırlatabilirsiniz. Ancak ölüleri öldüremezsiniz. Ölüler her zaman konuşur. Belki de yaşayanlardan daha fazla konuşur ölüler. Bugün 1915’te katledilenlerin sesi hala duyulmaktadır. Ve yarın Cizre’nin, Sur ve Nusaybin’in direniş ruhunu oluşturan onur şehitlerimiz konuşacak ve seslerini herkese duyuracaklar.