
Açlık grevine giren aktivistler gün boyunca bildiriler dağıttı. Kilise papazı Kürt tutsaklar için özel olarak kiliseye gelenlerle beraber dua etti. Açlık grevi önceki gün akşam saat 19:00’dan sonra dışarıya çadır kurularak devam etti. Papaz Kiliseyi kapattıktan sonra gece geç saatlere kadar aktivistler ile sohbet etti. Kilisede cumartesi ve pazar günü cemaatiyle özel olarak tuksaklar için dua edilecek. Kilise papazı, ayrıca İngiliz Anglikan Kilisesi Başpiskopos’unu bilgilendireleceği ve Başpiskopos’dan diğer kiliselere bu eylem için bilgi verilmesi icin istekte bulunacağını söyledi.
Almanya’nın Bielefeld kentinde faaliyet yürüten dernek, parti ve kurumlar açlık grevlerine dikkat çekmek amacı ile kentin kalabalık yerlerinden biri olan Galeria Kaufhof’un önünde bilgilendirme standı açtı.
CAN YILDIZ/MURAT MANG / LONDRA/BIELEFELD
Sessizlik utancına tepki
Kürt tutsakların 12 Eylül’den beri Türkiye cezaevlerinde başlattıkları süresiz dönüşümsüz açlık greviyle ilgili görüşlerine başvurduğumuz akademisyen, sanatçı ve sivil toplum örgütü temsilcileri, Türk ve Avrupa medyasının duyarsızlığına dikkat çekiyor.
Paula Darwish (müzisyen): Türk ana akım medyasının, açlık grevlerine ilişkin haber yapmaması ve kamuoyunu bilgilendirmemesi, bir çok insanın hayatını kaybettiği bir savaşı uzatmaktan başka bir işe yaramıyor. Mahkumların talepleri barışcıl çözüm önerilerini kapsıyor. Türk medyası, bu meseleyi kamuoyuna taşımalıdır.
Joost Jongerden (akademisyen): Adalet Bakanı Sadullah Ergin, grevi bırakmalarını söyledi ama bu, onun ve partisinin elindedir. Açlık grevleri, AKP’nin Kürt meselesini çözme konusundaki yetersizliğinin ve beceriksizliğinin göstergesidir. Mahkumları böylesi bir greve iten başlıca nedenler, Abdullah Öcalan üzerinde devam eden tecrit ve anadilde savunma ve eğitim hakkının tanınmamasıdır.
Thomas McGee (araştırmacı- akademisyen): Haftalardır devam eden böylesi kolektif bir grevin uluslararası medyada yer almaması bana inanması çok güç bir durum gibi geliyor. Etrafımdaki eğitimli Avrupalı kişilere bu olaydan bahsettiğimde böylesi geniş çaplı bir protestonun medyada yok denecek kadar az yer almasına inanamıyorlar. Uluslararası medyanın öne çıkıp devletsiz Kürtleri ve haklı mücadelelerini sahiplenmesi gerekiyor.
Kani Xulam (Amerikan Kürt Bilgi Ağı’nın kurucusu): Açlık grevine katılan herkesi teker teker saygıyla selamlıyorum. Direnişçi ruhlarıyla toplu yürüttükleri eylem karşısında diz çöküyorum. Böylesi büyük bir direnişin er ya da geç yürekleri burkup fikirleri değiştirmesine vesile olması için dua ediyorum.
Thomas Schmidinger (akademisyen): Türkler ve Kürtler arasındaki çatışmalara barışcıl bir çözüm ancak anlaşma ve müzakereler ile mümkün olabilir. Türk Hükümeti gerçekten barışcıl bir çözüm istiyorsa görüşmesi, müzakerelere başlaması gerekir. Aksi takdirde çatışmalar ve böylesi ölümcül eylemler devam edecektir.
Derya Bayır (akademisyen-hukukçu): Ölüm orucu eylemliliklerini doğru bulmamakla birlikte insanların politik ve hukuksal olarak bu kadar sıkı bir çember içine alındıklarında kendi bedenleri üzerinden hak arama veyahut politika yapma gibi bir noktaya getirilmiş olmalarının, Türkiye’nin ‘sınırlı demokrasi’ anlayışının bir ürünü olduğunu düşünüyorum. Umut ediyorum bu açlık grevleri bir an önce biter ve Türkiye’de bir daha bu tür eylemlere gerek duyulmayan bir demokrasi ve hukuk sistemi yaratılır.
Katharina Brizic (araştırmacı-akademisyen): Açlık grevine giren eylemcilerin maruz kaldığı muamele ve tüm bu yaşananlar karşısında sadece derinden kaygılanmakla kalmıyorum. Her şeyden öte, Avrupa medyasının tüm bu gelişmeler karşısında tamamen tepkisiz kalmasından, kısmen bile olsa haber konusu yapılmamasından, Avrupa’nın üst düzey yöneticilerinin bu konu hakkında tek bir kelime bile bahsetmemesinden dolayı kendi adıma utanıyorum. Böylesi bir “sessizlik”, herhangi bir ülkede böylesi bir durumun daha da ciddileşmesine destek olmak anlamına gelecektir ve kesinlikle bizim toplumlarımızın da geleceğini olumsuz yönde etkileyecektir.
Prof. Dr. Philip Kreyenbroek: Toplu açlık grevleri, büyük sonuçlar doğuracak tarihi bir durumdur. Şayet Türk yetkilileri bu duruma hemen bir çözüm bulamazlarsa, tarihsel açıdan baktığımızda bu tarz eylemlerin Kürtler açısından çok daha büyük kazanımların öncüsü olacağını söyleyebiliriz.
Nazmi Kırık (oyuncu): Talepleri, milyonlarca Kürt’ün talepleridir.Bu insani taleplerin bir an önce kabul edilmesi gerekmektedir. Ben de greve katılan mahkumların dışarıdaki sesi olacağım.
Eylem Güler (avukat): İngiltere’de yaşayan ve görev yapan Kürt bir avukat olarak Avrupa’daki bütün Kürtleri dayanışmaya çağırıyorum. Gerekirse parlamento karşısında grev yapıp, bizi temsil eden vekillere ulaşmalıyız. Mevcut tüm parti ve kurumları bu grevlerden haberdar etmeliyiz. Anadillerini talep eden yüzlerce mahkumun sesini, Avrupa medyasının duyması için elbirliğiyle mücadele etmeliyiz.
ÖZLEM GALİP / LONDRA