İngiltere’de 2018 yılında 39 bin 818 bıçaklı saldırı olayı yaşandı, 285 kişi (134’ü Londra’da) bu saldırılar sonucu hayatını kaybetti. Bu yılın ilk 6 ayında ise Londra’da 60 insan cinayete kurban gitti. Kürdistanlı Barış Küçük ise artan cinayetlerin son kurbanlarından.

 

ALADDİN SİNAYİC / LONDRA

15 Haziran 2019 tarihinde, 24 saat içerisinde Londra’nın farklı bölgelerinde Cheyon Evans (18), Eniola Aluko (19) ve Gleb Stanislavovitch Zhebrovsky (34) adlarında 3 kişinin bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi başkentte artarak devam eden bıçaklı saldırıları ülke gündemin birinci sırasına oturdu. Yaşanan kanlı hafta sonunun hemen ardından birisi Salı, diğeri ise Çarşamba günü iki kişi daha bıçaklı saldırı sonucu hayatlarını kaybettiler.

Avrupa Birliği’nden çıkış olarak bilinen Brexit, son iki yıldır İngiltere gündemini işgal etmiş durumda. Eski Başbakan David Cameron’u koltuğundan eden Brexit, yerine gelen Theresa May’in de başbakanlığının sonunu getirdi. Yaşanan belirsizlik ülke ekonomisini olumsuz etkilemeye devam ederken, iktidardaki Muhafazakar Parti yeni liderini ve başbakanını seçmeye kilitlendi.

Barış Küçük son kurbanlardan

Brexit anlaşma sonucu mu yoksa anlaşmasız mı gerçekleşecek, yeni başbakan kim olacak soruları gündemi belirlerken 2019 yılında, Haziran ayı itibariyle başkent Londra’da 60 insan cinayete kurban gitti. Bu cinayetlerin yarısından fazlası bıçaklı saldırılar sonucu yaşandı. 1 Haziran’da yaşanan bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Barış Küçük adlı Kürt genci de artan bıçaklı saldırıların son kurbanlarından.

39 bin 818 bıçaklı saldırı!

Ulusal İstatistik Ofisi’nin resmi rakamlarına göre 2018 yılında İngiltere’de 39 bin 818 bıçaklı saldırı olayı yaşanmış ve 285 kişi (134’ü Londra) bu saldırılar sonucu hayatını kaybetmiş.  Bunların büyük bir bölümünün çeteleşme, hırsızlık ve gasp gibi gerekçelerle yaşanıyor olması ülkede yaşanan sosyal krizin boyutunun korkutucu boyutlara ulaştığını gösteriyor. Sorunun daha vahim boyutlarından birisi de yaşanan bıçaklı saldırılarda hem katillerin hem de maktullerin çoğunun 18 yaş altı gençlerden ve çocuklardan olması.

Yaşanan bıçaklı saldırılarda hem katiller hem de maktullerin çoğunun 18 yaş altı gençler ve çocuklardan oluşması dikkat çekiyor. Sivil toplum örgütleri temsilcileri, eğitimciler ve uzman isimler, İngiltere’de korkunç boyutlara ulaşan toplumsal krizin nedenleri ve çıkış yolunu gazetemize değerlendirdi.

   

Şahbaz: Hükümet politikaları gençlere zarar veriyor

Eğitimci Oktay Şahbaz’a göre Muhafazakar hükümetin 2010 yılından bu yana yürüttüğü tasarruf politikalarından en çok zarar gören kesim gençler oldu. Şahbaz şunları belirtiyor: “Toplumun en dinamik ve canlı kesimini oluşturan gençlik hakkında bugün gelinen aşama gerçekten kaygı verici. Fakat bu duruma tesadüfen geldiğimizi düşünmek yada gençlik böyle bir yaşamı tercih ediyor gibi algı yaratmak yapacağımız en büyük haksızlık ve yanlış olur. İngiltere’de özellikle 2010 yılından buna, Muhafazakar Parti ve daha öncesi koalisyon hükümeti ile beraber hayata geçirilen Austerity, yani tasarruf politikasından en çok zarar gören kesimlerin başında gençlik geldi ve gelmeye devam ediyor.”

Soytemel: Dışlamak sorunları daha da derinleştiriyor

Aston Üniversitesi Sosyoloji ve Politika bölümünde öğretim üyesi olan Dr. Ebru Soytemel ise, bazı sorunlu gençlerin toplumdan tamamen dışlanmasının sorunları daha da derinleştirdiği görüşünde. Bir süredir İngiltere’de Kürt ve Türk toplumundaki gençler üzerine araştırmalar yürüten Soytemel; “Özellikle okulu terk etmiş, ailesiyle sorun yaşamış, evi terk etmiş ya da çeşitli nedenlerle suç islemiş veya belli gruplara katılmış genç erkeklere yönelik çok ciddi bir dışlama, damgalama olduğunu ve bu gençlerden toplumun ‘yüz karası’ olarak bahsedilmesi yaşanan sorunları daha da derinleştirmiştir” diyor.   

Çeşitlilik gözardı edilmemeli

Soytemel, en faydalı çözüm önerisinin öncelikle bu gençlerle konuşmak, onları damgalamadan ya da yargılamadan dinlemek ve onlara önem verildiğini göstermek olabileceğini belirterek şöyle devam ediyor: “Onlarla konuşurken de, herkesin hayattaki tercihinin ya da seçmesi gereken en doğru yolun illaki sadece üniversite okumak ya da avukat/mühendis/öğretmen olmak olmadığını hatırlamamız gerekiyor. Benzer bir şekilde, para kazanmaya çok hevesli gözüken gençleri ve alilerini de yargılamadan önce bu durumu geri planındaki koşullarıyla birlikte anlamaya çalışmak iyi olabilir. Son olarak Türkiyelilere hizmet veren kurumların düzenledikleri etkinliklerde gençlerin düşüncelerine, istek ve ihtiyaçlarına yönelik etkinlikler düzenlemeleri, kendi gündemlerini gençlere dayatmadan farklı sosyal ve ekonomik koşulları olan gençlerin katılımına özellikle önem veren, toplumsal cinsiyet ile ilgili sorunlara da hassasiyet gösteren çözüm önerilerine önem vermeleri gerektiğini düşünüyorum. Özellikle Londra’da gençlerin büyük çoğunluğu çok farklı kültürlerle, kimliklerle iç içe yaşarken onların bu çeşitliliğinin kendi toplumlarında göz ardı edilmemesi gerekiyor.”   

Sorun kapitalist sistemin kendisinde

Çoğunluğu Kürt ve Alevi gençleri tarafından gerçekleştirilen intiharlar üzerine doktora tezini tamamlayan, Westminster Üniversitesi Sosyal Bilimler Okulu akademisyeni Dr. Ümit Çetin’e göre ise yaşanan genç intiharları, çeteleşmeler, ve uyuşturucu kullanımı ile ticaretinin yaygınlaşması göçmenler arasında yaygın olan sosyolojik bir durum.“Aslında Alevi toplumunda eğitim en ön plandadır. Aileler çocuklarına sürekli okumaları kendilerini geliştirmeleri yönünde nasihat ederler. Fakat ortada aileyi ciddi anlamda pasif konuma getiren sorunlar var. O da sistem sorunu” diyen Çetin şöyle devam ediyor: “Kapitalist sistem sana sürekli daha çok kazanman ve harcaman gerektiğini, sürekli ve daha hızlı bir şekilde tüketmenin doğru olacağını aşılıyor. Trenlerde yolculuk yaparken reklamlara bakın, lüks tatil bölgelerinin tanıtımları var. Sistem sana sürekli olarak ‘ev al, araba al’ diyor. ‘Bir değil iki tane iş yerin olmalı, tek amacın para harcamak’ diyor. Neo liberal, kapitalist düşünce gitgide herkesi teslim alıyor. Aileler gelirlerini maksimize etmek zorunda kalıyor. Yaygın bir söylem olarak ailelerimiz bize; ‘Biz buraya senin için geldik, oku başarılı ol, maaşlı bir işin olsun’ derdi, ama şimdi bu durum değişti. Şimdi ailelerin de çocukları üzerindeki etkisi değişti.”

Mutsuz kuşak kazanılmalı

Çetin, gençlerin sorunlarına gençlerle birlikte yol bulunması gerektiğini de vurguluyor: “Kadının olmadığı yerde kadını, Kürdün olmadığı yerde Kürdü konuşmak gibi. Gencin olmadığı yerde gençlerin sorunlarını konuşuyoruz ve bu durumda gençlerin sorunlarını çözmede başarılı olamıyoruz. Bu gençler neden oralarda değil, tam da sorulması gereken soru bu olmalı. Geçenlerde bir festivale gittim, çocuklar ve aileler çoğunluktaydı ama genç katılım çok düşük bir düzeydeydi. Mutsuz olan, bu tarz sorunlar yaşayan gençler oralara gelmiyorlar ama mutlu olan gençler festivallere, etkinliklere katılıyorlar. Önemli olan o mutsuz kuşağı da kazanmak, mutlu etmek.’’

Green: Sorunu doğru tahlil edemiyoruz

Bıçaklı saldırılarla mücadele çerçevesinde çalışma yürüten Ben Kisella Trust adlı organizasyonun başkanı Patrick Green, bıçaklı suçlara karışan gençlerin sayısının büyüklere göre daha büyük hızla artmasının kaygı verici olduğunu ifade ediyor: “Yaşanan bıçaklı suçlarda gençlerin sayısında büyüklere göre çok daha fazla artış var. Bu bize sorunun gerçek kaynağına inemediğimizi ve doğru tahlil edemediğimizi gösteriyor. Şayet Ceza Yargılama Sistemi’nin bu sorunu çözeceğini bekleyip buna bel bağlarsak, ilk defa suç işlemiş birisinin hızlıca seri bir suçluya dönmesine kapı aralarız sadece. Soruna daha geniş çerçevede yoğunlaşıp, gençlerimize daha fazla yatırım yapmalıyız. Onları suçlardan uzak tutmak için daha fazla hizmet kanalları üretmeliyiz.”

Ovayolu: Eğitimdeki kesintiler çözümde engel

Eğitimci Birkan Ovayolu da devletin eğitim standartları ofisi Ofsted’in 29 okulda yaptığı bir araştırmanın raporuna dikkat çekiyor: “Rapor, özellikle okulların bıçaklanmaya dayalı sorunları çözme yöntemlerini araştırırken, eğitime ve sosyal servislere yapılan kesintilerin okulların sorunlara erken müdahale etmeleri veya önleyici çözümler bulmaları konusunda ne kadar yetersiz kaldıklarını gözler önüne sermekte. 2009-10 ve 2016-17 eğitim yılları arasında yapılan yüzde 60’dan fazla kesinti, okulların derin sosyal problemlere dayalı bıçaklanma olayları gibi sorunları anlama, analiz etme ve engelleyici çalışmaları yapmasına engel olmuştur. Kısaca muhafazakâr parti iktidarı döneminde uygulanan politikalar savunmasız, korunmaya muhtaç çocuklarımızı ve gençlerimizi bıçaklanma olaylarından korumak konusunda başarısız olmuştur.”

Aileler de sorumluluğunu görmeli

Ovayolu, ailelerin de yetersiz kaldığını belirterek şöyle devam ediyor: “Çok uzun saatler çalışan ve çocuklarına yeteri kadar zaman ayıramayan, ya da kendi evlerinde uydu antenleri aracılığıyla Türkiye’yi yaşayan ve dışarıdaki topluma ve sorunlarına ilişkin hiç bilgileri bulunmayan Türk ve Kürt ailelerinin kendi çocuklarına örnek olabilecek bir durumları da bulunmamaktadır.”

STÖ’ler rol oynamalı

Ovayolu, bu sorunların çözümünde sivil toplum örgütlerine de önemli rol düştüğünün altını çiziyor: “Gelecekteki kuşaklar için önemli olan bu sorunların giderilmesinde, belediyelerin ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte çözüm üretmesi gerekmektedir. Özellikle sivil toplum örgütleri, dernekler ve sosyal rehabilitasyon kurumlarının bu sorunlara eğilmesi ve çözümler üretmesi elzemdir. Sivil toplum örgütleri ve derneklere yeterince finansal yardımın ve desteğin verilmemesi, bu sorunların çözümünde yeterince etkili projelerin üretilmemesine yol açmaktadır.”