İsviçre’nin Cenevre kentinde başlayan uzun yürüyüş 2. gününde Lozan’a ulaştı.  Lozan anlaşmasının yapıldığı bina önünde buluşan eylemciler, “Ne Lozan’ı ne de komployu kabul etmiyoruz” dedi.

NİZAM BARAN / LOZAN

İsviçre’nin Cenevre kentinde 15 Şubat komplosuna karşı 4 parça Kürdistan’dan aralarında aydın, sanatçı, siyasetçi ve kurum temsilcisinin olduğu yüzü aşkın ismin “ulusal birlik ruhuyla” düzenlediği uzun yürüyüş 2. gününü tamamladı.

Önceki gün Cenevre'de Place De Neuve meydanında startı verilen uzun yürüyüşte 100’ü aşkın isim yer alıyor.

Yürüyüşün ilk gününde Birleşmiş Milletler önünde yapılan mitingle taleplerini dile getiren kurum temsilcileri daha sonra TEV-ÇAND sanatçıların seslendirdiği şarkılar eşliğinde halaya durdu. Marş ve şarkılarla devam eden mitingte BM'ye bir an önce Kürdistan'da yaşanan işgal ve katliam saldırılarına karşı devreye girme çağrısıyla son buldu.

Eylemciler daha sonra Cenevre Demokratik Toplum Merkezi'ne geçerek burada uluslararası komplo ve ulusal birlik üzerine yapılan panelle katıldı. Panelin ardından TEV-ÇAND sanatçıları sırasıyla sahne alarak bestelerini seslendirdi.

Lozan’da dosyalar sunuldu

Yürüyüşün dünkü durağı Kürdistan'ın 4 parçaya bölünme anlaşmasının yapıldığı Lozan kenti oldu. Eylemcilerden oluşan bir grup, yürüyüş öncesi Lozan'da bulunan siyasi parti temsilcileriyle görüşme gerçekleştirdi ve dosya sundu. KCDK-E Eş başkanı Yüksel Koç'un da hazır bulunduğu görüşmede uluslararası komplo ve Türk devletinin Kürtlere dönük saldırılarını anlatan dosya sunuldu. İlk görüşme ise Hıristiyan Demokratlar'ın Lozan Kantonu başkanı ve aynı zamanda Lozan Kanton milletvekili Jerome Christen ile yapıldı. Christen görüşmede, “Seçilmiş parti arkadaşlarım ile birlikte, Sayın Öcalan üzerinde hukuk ve insanlık dışı tecrit uygulanmasının son bulması için, Avrupa Konseyi ve İsviçre Dışilişkiler Bakanlığı’na bir mektup yazacağız” diye konuştu.

Binaya sırtlarını döndüler

Görüşmelerin ardından dün Parking De Bellerive başlayan uzun yürüyüş hep bir ağızdan ‘Çerxa Şoreşe’ marşının söylenmesi ile start aldı. Yürüyüş öncesi  bir konuşma yapan TEV-ÇAND sanatçısı Amele “Bugün 1923’te Kürdistan’ın 4 parçaya bölünme anlaşmasının yapıldığı binaya yürüyeceğiz. Orada Kürdistan tek parça olduğunu haykıralım. Aramızda şu anda 4 parçadan Kürdistanlı var. Biz biriz! Ne bu anlaşmayı ne de uluslararası komployu kabul ediyoruz” diye konuştu.

Yürüyüşün en önünde kadınlar “Öcalan’a Özgürlük, Kürdistan’a Statü” yazılı pankart eşliğinde Lozan anlaşmasının yapıldığı yere doğru yürüyüşe geçti. Bina önüne ulaşan eylemciler, burada sırtlarını binaya dönerek Lozan anlaşmasını bir kez daha protesto etti.

Daha sonra yapılan konuşmalar da “Lozan’da Kürdistan’ı parçalayanlar Ortadoğu’da bir kez daha Kürtleri hedef alan Türk devletinin saldırıları karşısında sessiz. Barbarca yapılan saldırılara göz yumuluyor. Önderliğimize dönük tecrite karşı sessiz kalarak yeni katliamlara davetiye çıkartılıyor” denildi.

Eylemcilerin akşam programında ise Lozan Demokratik Toplum Merkezi’de “Demokratik Ulus ve Demokratik İttifak” konulu bir panel var. 

 

Sine’den Cenevre yürüyüşüne

   

Cenevre’deki uzun yürüyüşe Paris, Koblenz ve Düsseldorf'tan katılan eylemciler gazetemiz Yeni Özgür Politika'ya eyleme katılma nedenlerini anlattı.

Yürüyüşün katılımcıların da biri de topraklarından uzakta sürgün hayatı yaşamak zorunda kalan milyonlarca Kürt’ten biri olan Rojhilatlı Ramin.

Ramin Zandnia, 1971 Sine doğumlu. Çocukluğunda İran Rejimi’nin anti Kürt politikalarına tanıklık eden Ramin, hep öğretmen olma özlemi içinde olur. 4 yıllık öğrenim ardından ilkokul öğretmeni olmaya hak kazanır. Fakat Ramin, peşmergelere yardım ettiği iddiası ile sürekli rejimin baskılarına maruz kalır. Daha sonra Tahran’da 2 yıl üniversite okuyan Ramin tekrar Sine’ye dönere ve İngilizce kurs vermeye başlar. Bu yıllar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik komplonun start aldığı yıllardır. Ramin, “Başkan APO esir alınmasından bir hafta sonra haberimiz oldu” diyor ve haberi duydukları 22 Şubat günü Rojhilat’ın her yerinde Kürtlerin sokaklara çıktığını, fakat rejim güçlerinin halkın üzerine rastgele ateş açtığını, evleri yaktığını, insanları katlettiğini ve gençleri gözaltına aldığını sözlerine ekliyor.

Kürt gençlerinin artık Öcalan’ı araştırmaya başladığını, okuduğunu, anlamaya çalıştığını Ramin Zandnia, “Gençler akın akın dağlara gitmeye başladı, neredeyse her köyde bir katılım vardı” diye anlatıyor o günleri.

Kendisinin hem o yıllarda hem de sonrasında sendikal ve siyasi çalışmalar içerisinde yer aldığını söyleyen Ramin, PKK’ye üye olduğu iddiasıyla gözaltına alınır. “Mahkeme evimizi ipotek etme karşılığında mahkeme gününe kadar ülkeyi terk etmeme şartıyla tutuksuz yargılama kararı verdi. Artık Kürdistan'da bir evimiz yoktu. Ve mahkemenin ne karar vereceğini bilmediğimiz için ülkeyi terk etme kararı aldık” diyor.

Şu an Düsseldorf’ta yaşayan Ramin, son olarak yürüyüşe katılım nedenini şöyle ifade ediyor: “Bugün uzun yürüyüşe Başkan Apo'nun içinde bulunduğu ağır tecriti göz önünde bulundurarak geldim. Bir Kürt olarak buna kabul etmiyorum. Önderimiz özgürlüğüne kavuşana kadar eylemlerimiz sürecek.”

 

Önderliğimize çok şey borçluyuz

   

Paris'ten uzun yürüyüşe katılan Xane Akdoğan ise, “Bir Kürt kadını olarak öncelikle bu tecriti kabul etmediğimizi belirtmek isterim. Biz Kürt kadınları olarak Önderliğimize çok şey borçluyuz. Rojava'da kadın devrimi yaşanmışsa bu Başkan Apo'nun kadın paradigması sayesindedir” diyor.

Kürt halkının özgürlüğü ile Öcalan’ın özgürlüğünün yakından ilişkili olduğunu söyleyen Akdoğan, “Bu bağı koparanlar Kürt olmayı yanlış anlamış” diye belirterek, devamla şunları dile getiriyor: “Önderliğimiz 21 yıldır tecrit altında hala bize nasıl özgürce yaşabileceğimizi anlatmaya çalışıyor. Ulusal birliğe sürekli dikkat çekiyor. Halkların ortak yaşamına vurgu yapıyor. Bizler de Önderliğimiz üzerindeki tecriti kırmak için  elimizden geleni yapmalıyız.”

Vicdanım, evde oturmama izin vermiyor

   

Cenevre yürüyüşünün bir diğer eylemcisi ise 63 yaşındaki Yussuf Al-Zin. 1957 Lübnan'da dünyaya gelir. Kürt Halk Önderi Öcalan ve PKK sayesinde Lübnan'daki Kürtlerin kendini tanıdığını söyleyen Al-Zin, “1986'da Almanya göç etmek zorunda kaldım. Aynı yıllarda özgürlük hareketini tanıma fırsatı buldum. O günden bugüne eylemlerde yerimi alıyorum. Uzun yürüyüşe de Koblenz’den katılıyorum. Önder Öcalan'ın düşüncesi ve felsefesi her daim bize öncülük etti. 21 yıldır devam eden tecrit aslında 4 parça Kürdistan'ı kapsayan bir tecrittir. Biz şehitlerimize söz verdik. Önderliğimiz ve halkımız özgürlüğüne kavuşana denk bu yoldan dönmeceğiz.”

Yussuf Al-Zin, son olarak “Ömrüm yettiği sürece alanlarda olacağım. Vicdanım evde oturmama izin vermiyor. Bize varlık bilinci veren Önder Öcalan’a borcumu ancak bu şekilde ödeyebilirim” diyor.