MED NÛÇE’de Pazartesi akşamı yayınlanan Politik Alan programına katılan PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, gazeteci Ersin Çelik’in sorularını yanıtladı. Uzun ve kapsamlı söyleşide 24 temmuz’dan 15 Temmuz darbe girişimine giden süreci ve sonuçlarını değerlendiren Kalkan’ın açıklamalarından bazı bölümleri kısaltarak paylaşıyoruz:


Cinnetin kaynağı Kürdistan’dır

Darbe girişimine katılan güçler aynı zamanda Kürdistan’daki savaşa da katılan güçler. Kürdistan sendromu var. Psikolojik bozukluk var. Kürdistan’daki savaş içinde olanlarda ruh, psikoloji kalmadı. Bir kısmını uyuşturucuyla ayakta tutuyorlar ve saldırıya götürüyorlar. Erdoğan ve Davutoğlu bir yıldır bazı çevrelere o kadar insanlık suçu işletti ki. Toplu psikolojik tedavi gündeme getirdiler. Bunun yarattığı öfke var, tepki var, psikolojik bozukluklar var. Yarım saat önce ‘komutanım’ dediklerine nasıl öfkeyle saldırıyor, boğmaya geliyor. Şimdi bu insanlar Kürdü birlikte katlediyorlardı. 

Şunu söylemek lazım: Sen Kürt kentine orduyu, tankı sürersen, Kürt halkının kadınlarının, gençlerinin, çocuklarının katledilmesine, sokakta aylarca cenazelerinin kalmasına, cenazelerinin çiğnenmesine izin verirsen; Kürdü bu biçimde soykırımdan geçiren döner, sana da yapar... Kürt halkı, kadınları, ‘Erdoğan, inşallah senin de başına gelir!’ dediler; başına geldi. Şimdi diyebilir ki, bak ben güçlü çıktım ama tir tir titreyerek yaşıyor...

Herkes şunu gördü: Bu TC devleti denen sistem, tutarlı ve doğru bir sistem değil. Topluma özgürlük ve demokrasi vermiyor. Yeni bir sistem lazım. Şimdi darbeciler sıkıyönetim ilan ederek eski sistemi korumaya çalışacaklardı; şimdi Erdoğan olağanüstü hal ilan ederek eski sistemi korumaya çalışıyor. Kürt katliamını birlikte yaptılar. Hala da yapıyorlar. 


Demokratik blok oluşsaydı

Şimdiye kadar en geniş demokratik blok oluşsaydı Türkiye Fetullahçı-Tayyipçi çatışmasına mecbur kalmayacaktı. Darbe-Karşı Darbe sarmalı içeresinde gücünü ve potansiyelini tüketmeyecekti. Ortadoğu’ya örnek olacaktı. Bunun şimdiye kadar yapılamamasından dolayı herkes özeleştiri vermelidir. Biz hareket olarak özeleştirel yaklaşıyoruz. Herkes böyle yaklaşmalı ve biraz birbirimizi dinlemeli, eleştirileri dikkate almamız gerekli.

Türkiye’de demokratik güçlerin bir başarısızlılığı var. Çünkü Türkiye’nin darbe çatışmalarına sahne olmasını engelleyememişlerdir. Demokratik birlik oluşturamadıkları için etkili demokrasi mücadelesi yürütemediler. 


Sistemin ömrü bitti

Tekçi ulus devlet sistemi parçalanmış durumdadır. Bunun direği orduydu, bu ordunun da ne olduğu görüldü. Demokratik siyasetin işlemediği bir sistemin caniler ürettiği ortaya çıktı. Bu sistemin ömrü bitmiştir. Hiç kimse tamir edemez. 

Kurtuluş demokraside, özgürlüğe ve demokrasiye dayalı barıştadır. Kurtuluş demokratik Türkiye, özgür Kürdistan’dadır. 

Türkiye için artık şunu söyleyebiliriz: Lozan Antlaşması temelinde gelişen ve Kürdü inkar ve parça eden sistem artık yıkılmıştır. Artık yeni bir Türkiye kurulacaktır. Bu yeni Türkiye nasıl kurulacak, bu yeni Türkiye’de kimler nasıl yer alacak; Şimdi bunun mücadelesi veriliyor. 


İmralı’dan haberimiz yok

İmralı’da neler olduğunu bilemiyoruz. İmralı’nın kapıları muhakkak açılmalı, Kürtler bu kapıları açana kadar da durmamalıdır. Net olarak söyleyebiliriz, bizim elimizde herhangi bir bilgi yoktur. Yanında çalışan insanların, yaverinin, komutanının kafasına silah dayadığı bir ortamda Adalet Bakanı’nın açıklamasına nasıl inanılsın, kim inanır? 

İki boyutlu bakmak lazım:

* Önder Apo’nun güvenliği ve özgürlüğü için mücadeleyi yükseltmek, sokaklara dökülmek, özgürlük nöbetleri geliştirmek gerekiyor. 

* Bütün bu çatışmaları durdurmak isteyen varsa, onun düşünce yaratanı da politika üreteni de İmralı’dadır. Çözüm anahtarı oradadır. Acil olarak demokratik çözüm gereklidir. Bunun dışında Türkiye’yi kurtaracak bir yol yoktur. 


 BRÜKSEL