
‘Normalleşme uzun sürecek’
Üç yıl önce Kuzey Afrika ülkesi olan Tunus’ta halkların başlattığı ayaklanmanın, Ortadoğu’da otoriter rejimleri yıktığını, bölgede siyasi değişime yol açtığını ve bir geçiş süreci yaşandığını onaylayan Lüders, “Bölgede durum sağlam değil. Bu durumun bir sükunete kavuşması daha uzun yıllar alacaktır. Arap dünyasında yaşanan ayaklanmaların sonucunda ya Mısır’daki gibi devlet restorasyonunun ya da Libya veya Yemen’de olduğu gibi devletin çöktüğünün örneklerini göreceğiz. Dolayısıyla siyaseten Ortadoğu’da taşların yerli yerine oturması daha uzun bir zaman alacaktır. Fakat bu Avrupa’da da böyle gelişmişti. 1789-1799 arasında gerçekleşen Fransız Devrimi’nden sonra normalleşmenin gelişmesi neredeyse yüz yıl almıştı” dedi.
Suriye’de çözüm nasıl olacak?
İç savaşın bir temsil savaşına dönüştüğü Suriye’de çözümün nasıl gelişebileceğine ilişkin sorumuza ise Lüders, “Evet, esas soru budur. Ne yazık ki sorunun cevabını kimse bilmiyor. Bunun için taraflar Cenevre’de bir araya geldi ve tartışıyor. Fakat sorunun içinde birçok faktör var. Amerika, Rusya, Suudi Arabistan ve İran gibi dış faktörler bir tarafta, Suriye toplumunun parçalanmışlığı diğer taraftadır. Bu durum da çatışmanın daha uzun sürmesine yol açacaktır” belirlemesiyle yanıt verdi.
‘Özerklik Suriye’ye uyarlanamaz’
Rojava’daki Kürtlerin diğer halklar ile birlikte özyönetime dayalı geliştirdiği Demokratik Özerklik’in ilk etapta Suriye’nin bütünü için bir çözüm modeli olamayacağını savunan Lüders, düşüncesini şöyle izah etti: “Kürt bölgesi mevcut durumda devlet içinde bir devlet gibidir. Sonuçta Kürtler kendilerini Esad rejiminden kurtardılar. Ama diğer tarafta ise İslam Cephesi etrafındaki grupların işgal girişimlerine dikkat etmeleri gerekiyor. Tabii şu an Kürt bölgesinde gelişen sistem, sadece o bölgede gelişebiliyor. Suriye’nin diğer bölgelerinde gelişmesi zor; çünkü diğer Arap bölgelerine göre Kürt bölgesi homojendir. Bu yüzden Kuzey Suriye’nin Kürt bölgesindeki deney, birebir Arap bölgelerine uyarlanamaz. Yine Arap bölgeleri daha karmaşıktır; çünkü o bölgelerde İslamcı grupların etkisi daha belirgindir. Kürt bölgelerinde böyle değildir.”
‘Aydınlatıcı bir örnek ama…’
Rojava’da Toplumsal Sözleşme ile Kürtçe, Arapça ve Süryanice’nin resmi dil ilan edilmesini değerlendiren Lüders, “Bu iyi ve güzel; ama öbür tarafta da güç ve kaynakların dağılımını ilgilendiren gelişmeler yaşanıyor. Şimdilik ne Esad rejiminin bakış açısında, ne de Suriye muhalefetinin bakış açısında böylesi bir proje çok ilgi çekici değildir. Daha çok Şam’da kimin iktidarı elde edeceği üzerine mücadele yürütülüyor. Tabii ki olası bir çözüm için Kürt bölgesinde pratikleştirilen model aydınlatıcı bir örnek olabilir. Ama mevcut durumda Suriye’nin diğer bölgelerine uyarlanamaz. Çünkü o bölgelerde güçlü olan ve etki gösteren İslamcı gruplar böylesi bir çözüme ilgi duymuyorlar. Esad rejimininse zaten hiç böyle bir ilgisi yok” dedi.
‘Öncelik şiddetin durması olmalı’
Lüders, “Bunca olumsuzluğa rağmen Suriye’de demokratikleşme nasıl gelişebilir?” sorumuza ise şöyle yanıt verdi: “Bu çok zor bir soru. Her şeyden önce Suriyelilerin yürüttükleri savaşı durdurmaya hazır olması gerekiyor. Diğer her şey sonradan bunu takip eder. Dolayısıyla öncelikle şiddetin durması gerekiyor. Ama bunun yolu daha uzun olacağa benziyor. Çünkü kimse bunun nasıl olacağını bile bilmiyor.”
‘MILAN konusunda bilgim yok!’
El Nusra ve IŞİD gibi El Kaide bağlantılı grupların, Rojavalı Kürtlere karşı MILAN roketatarları gibi Alman silahlarını da kullandığını basına yansıdığını hatırlattığımız Lüders, bu durumun nasıl geliştiği konusunda yeterince bilgisinin olmadığını savunarak, “Fakat Suriye’ye en çok silah Suudi Arabistan’dan geliyor. Yani büyük oranda İslamcı gruplara Suudiler silahları temin ediyor” dedi.
‘Savaşı canlı tutanlar var’
Lüders, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin Suriye’deki savaşı kışkırtıcı politikasına ilişkin de “Tam da bu konuda Cenevre’de tartışmalar yürütülüyor. Ama üzülerek söylüyorum ki, bu savaşı canlı tutmak için uğraşan çok fazla aktör var. Böyle olunca da bu savaşın sonu kısa vadede olamayacaktır” ifadelerini kullandı.
‘Daha çok konferans göreceğiz’
Cenevre 2 Konferansı’nda bir çözümün gelişeceğine inanmayan Lüders, “En iyi ihtimal bir ateşkes olabilir ki bu bile zor görünüyor. Dolayısıyla bu konuda daha fazla konferans olacağa benziyor” diye konuştu. Lüders son olarak, Suriye için gelişecek çözüm arayışlarına ve konferanslara Kürtlerin de dahil edileceğini umduğunu ifade etti.
Dr. Michael Lüders kimdir?
Berlin’de yaşayan Almanya’nın önde gelen Ortadoğu uzmanlarından Dr. Michael Lüders, 1959 Bremen doğumludur. Şam’da Arap Edebiyatı, Berlin’de ise İslam ve Siyaset Bilimi ile Gazetecilik okudu. SWR, WDR gibi medya kuruluşlarında gazetecilik yaptı. Uzun yıllar da Die Zeit gazetesinin Ortadoğu muhabirliğini üstlendi. ARD, ZDF, RTL, SAT 1, 3sat, N24, n-tv, Spiegel-TV gibi televizyonlarda Ortadoğu uzmanı olarak programlara katılıyor. Almanya Dışişleri Bakanlığı’na danışmanlık yapan Lüders, Marburg Philipps Üniversitesi’nde Ortadoğu konusunda öğretim görevlisi olarak çalışıyor. Alman Orient Vakfı’nın genel başkan yardımcılığını da sürdüren Lüders’in üç roman, iki öykü kitabı ve Ortadoğu üzerine yedi araştırma kitabı bulunuyor.
DEVRİŞ ÇİMEN