Öncelikle belirteyim. Bu aslında geçen haftanın yazı konusu idi. Fakat Türkiye’de yapılan yerel seçimlerden dolayı bu haftaya sarktı...
2012 yılının sonlarında Türk Hava Yolları (THY) çalışanlarının aldığı grev kararından dolayı 305 kişinin iş akti fes edilmişti. O dönemde görüşülen 23. dönem Toplu İş Sözleşmesi yılan hikayesine dönmüş, aylarca anlaşma sağlanamamıştı. Buna karşılık THY çalışanları greve gitme hazırlığı yaparken, AKP Hükümeti tarafından, yıldırım hızıyla Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası'na ek bir madde ilave edilerek, havayollarında çalışanlara grev yasağı getirildi. Aslında yasada birçok iş alanına da grev yasakları getirildi. Havayolları hizmetinde çalışanların üye olduğu Hava-İş sendikası üyeleri sözkonusu yasa gündeme geldiğinde bir günlük uyarı grevi yaptı. Tabii, grev yapan sen misin!.. Uyarı grevine katılan 305 havayolları işçisi işten atıldı. THY şirketi eylem nedeniyle 2 milyon Dolarlık bir kaybının olduğunu ve 100 binin üzerinde de yolcunun mağdur edildiğini açıkladı. Daha sonra 24. dönem Toplu İş Sözleşmesi protokolünde, işten çıkarılanların yeniden işe alınacağı gündeme geldi.
Türkiye'de şöyle bir pratik söz konusu; iktidarın ya da sermaye patronlarının, işine gelmeyen bir aktivitenin önü, yıldırım hızıyla alınan kararlarla ve yahut yasalarla kesiliyor. Hukukun bir işe yaramadığı Türkiye'de bu örnek küçük bir ayrıntı sadece.
Almanya'da da işçilerin hakkı söz konusu olduğunda -Türkiye gibi olmasa da- öyle perfekt bir sistem işlemiyor. Geçtiğimiz haftalarda Ver.di sendikasının öncülüğünde kamu çalışanları ücretlerin arttırılması için greve gitti. Yine geçen hafta Alman pilot sendikası Cockpit'e üye pilotların başlattığı üç günlük grev, uçuş hatlarını felç etti. Almanya'nın en büyük havayolu şirketi Lufthansa, Lufthansa Cargo ve Lufthansa'nın alt şirketi Germanwings de greve etkin olarak katıldı.
Grevin gerekçelerinden biri ücretlere yüzde 10 zam talebi idi. Aslında bu temel gerekçe değil. Lufthansa tarihinde yapılan en büyük grev olarak nitelendirilen grevin temel nedeni, emeklilik hakları. Şöyleki, Lufthansa'da çalışan 5400 Pilot, 55 yaşında erken emekliliğe gidebiliyor. Almanya'da ise emeklilik yaşı 65. Yasal olarak belirtilen yaşa kadar pilotlar, emeklilik haklarının yüzde 60'ını alabiliyorlardı. Lufthansa ile Sendika arasındaki anlaşmasızlık, pilotların bu ayrıcalıklı emeklilik hakkının geri alınması ve erken emeklilik yaşının artırılması. Pilotlar ise bu haklarını kaybetmek istemiyor. Ucuz uçuşlarla beraber artan rekabetten dolayı, pilotlar daha çok uçuyor ve iş güvencelerinde kısıtlamaya gidilebiliyor. Hava taşımacılığındaki rekabetten dolayı, bir pilot yılda 9 yüz saat uçabiliyor. Önceleri bu 3 yüz ile 4 yüz saat arasındaydı. Aslında Almanya ortalamasına göre pilotlar en iyi kazananlar arasında. Zira Lufthansa’da çalışan bir pilot ödeneklerle beraber yıllık brüt 255 bin Euro kazanabiliyor. Almanya’da bütün sektörlerde ortalama brüt ücret ise 30 bin dolaylarında. Pilotların grev amacı ise varolan bu haklarını kaybetmemek.
Grev Almanya’ya pahalıya maloldu. Üç günlük grev sonrasında 425 bin Lufthansa yolcusu grevden etkilenirken, 3800 uçuş grev dolayısıyla gerçekleşmedi. Lufthansa'nın verdiği bilgilere göre ise grev neticesinde meydana gelen kayıp 35 ila 75 milyon Euro arasında.
Sermaye kaybı bu kadar yüksek olunca, çekişmede hayli güçlü oluyor haliyle. Lufthansa tarihinde 3 gün peşpeşe ilk defa grev yapılıyor. Sendikadan yapılan açıklamalar ise grevlerin devam edeceği yönünde. Önümüzdeki günlerde Paskalya tatilinin gelmesinden dolayı kaygıları gideren Cockpit sendikası, Paskalya Bayramı sonrası da greve gideleceği sinyalleri verdi. Şimdi duruma bakıp ne kadar demokratik bir atmosfer yanılgısına düşmeyin. İç çekişmeler oldukça farklı tartışmalar ortaya çıkarabiliyor. Zira pilotların bu kadar büyük bir greve gitmeleri karşısında Hırıstiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) Meclis Grup Başkan Yardımcısı Arnold Vaatz, geçtiğimiz günlerde grev yasasında değişiklik yapılması yönünde görüş beyan etti. Vaatz’a göre, grev büyük ekonomik zarara neden olacağından dolayı, bu durum bir yasa değişikliğini düşünmek için bir neden olarak alınmalı. Vaatz Cockpit sendikasına da yüklenerek, önemli pozisyonları bulunan sendikanın, ücret görüşmelerinde bu pozisyonunu diğerlerinden daha hızlı ilerlemek için kullanamayacağını söyledi. -Cockpit sadece pilotların ve uçak mühendislerinin örgütlendiği, Ver.di’den ayrı bir sendika- Vaatz’ın söylemleri karşısında, Ver.di Başkanı Frank Bsirske, "Grev hakkı temel bir haktır ve bu nedenle herhangi bir yasal müdahaleyi reddediyoruz" açıklamasında bulunmuştu.
Almanya’da, Türkiye ile karşılaştırıldığında, çalışanların grev hakkı ve bağlı bulundukları sendikaların yaptırım güçleri var. Fakat Almanya ile Türkiye ne kadar karşılaştırılabilinir O da ayrı mesele.
Lufthansa’da grev çıkmazı
Almanya Gündemi