Belki de Newroz efsanesinin bir ortak kimliğin oluşturulmasında oynadığı rolden ziyade bir direniş efsanesine, geçmişe ait bir anlatımdan bugüne hatta yarına dair bir anlatıma dönüşmesi, bugünlerin Newroz’unu daha da anlamlı kılıyor.
Newroz'un veya Demirci Kawa efsanesinin ayrıntılı bir analizinden çok, Firdewsi'den Kürt geleneğine kurucu mit olarak işlevleriyle taşıyıcısı oldukları asıl işlevlerin karşılaştırılması, Newroz'un Kürt toplumunda yeniden anlam kazanması anlaşılabilir. Kurucu mit olarak Newroz efsanesinin bir topluluğun kimliğinin inşası ile ilintili olduğu tartışma götürmez, ancak iki farklı ana varyantın farklarını ortaya koymak gerekir.
Firdewsi'nin Şahname'sinde Newroz'a önemli bir yer ayrıldığı belirtilirken bunun da anlaşılır olduğunu hemen ekleyelim: Burada tasarlanan Newroz efsanesi, asıl olarak hanedanlık veya İran krallarının meşruluğunun dayanacağı yapının inşasıdır. Zaten Şahname'nin kendisinin İran krallarının tarihi, bu anlamda Newroz'un iktidar elitinin imtiyazlarını ve var olan iktidar şeklinin meşruluğu ile bağlantısı, Firdewsi'nin Şahname'sinde asıl olan gayeyi işaret etmektedir.
Ancak Firdewsi'nin anlatımına göre Cemşid, insanlığa ait medeniyetin kurucu kralı olarak ahengi ve barışı sağladı ve halkına armağan etti. Elbette ilahi olan hükmetme hakkı ile... Yani Newroz'un İran krallarının hükmetme 'hakkı' ile çok yakından ilişkisi var Firdewsi'nin Şahname'sinde. Elbette bu hakkı, 'hakkı' ile yerine getirmek gerektiği, Cemşid'in şahsında kendini beğenmişlik yapılırsa bu 'hakkın' iptal olacağı ve bin yıllık karanlığın çökeceği ayrıntıları ile yer alır Şahname'de. Kötülüğün veya iblisin rolü sadece karanlığın temsilinde rol oynar gibi gözükür. Zaten Dehaq'ın kötülüğü de tamamen Dehaq'a mal edilmez. Onun aklını çelen, yoldan çıkaran; yine göze ırak, mücerret bir kötülük kavramı ya da iblistir.
Tüm bu hikayede bugünün bir okuru (özellikle de Kürt okuru) Demirci Kawa'yı arar. Demirci Kawa bu hikayede var, ancak bir figürandır. Dehaq'ın onaltı çocuğunu öldürttüğü (ki her iki omuzunda iblisin öpücüğünün yerinde çıkan iki yılanı beslemesi gerekir) figüran, onyedinci çocuğunu Dehaq'a kurban ettirmemek için başkaldırır. Ancak bu halk başkaldırısının amacı; Cemşid soyundan olan Ferîdûn'u tahta çıkarmak içindir. Yani ilahi olan; iktidar hakkı bir halk ayaklanması ile yine sahibini bulur. Hem de Demirci Kawa'nın öncülüğünü sancak yaparak... Ayrıntı gibi dursa da, burada direnişin daha çok ilahi bir tasarlamanın gereklerinin yerine gelmesi için vuku bulan bir durumdan söz edebiliriz.
Değinmeden geçmeyelim; Firdewsi de Kürtlerin tarihini bu efsane ile açıklıyor. Hergün kurban edilmesi gereken iki gençten biri, cellatların onları bırakması ile dağlara sığınacak ve şehirden, medeniyetten uzak, dağların göçebeleri olacak olan hatta kendi dilini de oluşturan bir kavim oluşacaktı. Hem de sonsuza dek medeniyete yabancı ve uzak bir şekilde... Evet yanılmadınız; bu dağlılar ve medeniyete uzak kalmayı tercih edenler Kürtlerin ta kendisi Firdewsi'ye göre.
Kürtlerde anlatılagelen varyantlarda kralların savaşından, ilahi iktidar meşruluklarından çok karanlığın yenilgisi üzerine kurgulanmış bir efsane ile karşılaşıyoruz. Böyle bir durumda dağlara sığınan gençlerin oluşturduğu kavmin, Dehak'ın bin yıllık zulmüne dur diyecek olan halk ayaklanmasının öncüleri olması elbette şaşırtıcı değil. Yine Demirci Kawa'nın rolü de figüranlık değil, önderliğin ve ilahi adaletin vücut bulmasıdır. Bin yıl gelmeyen baharı, Dehak'ı kendi eliyle öldürerek getirecektir.
Kürt ulusal mücadelesi 1970'li yıllardan itibaren işte bu varyantı daha fazla işleyerek, demokratik ulusu inşa sürecinde Newroz'u ve Demirci Kawa efsanesini araçsallaştıracaktı. PKK öncülüğündeki Kürt hareketi ise hem halkların başkaldırısı, hem karanlıkların son bulması hem de adil bir yaşamı kurma motifini (baharın yeniden gelmesi) siyasi diskuruna yerleştirdi. Hem kimliğin inşasında hem de kitleleri seferber etmede bunu başarılı bir şekilde uyguladı.
Ancak PKK'nin Newroz ve onunla ilgili mitleri sürekli aktifleştirerek kullanması, Newroz'un modern bir mit olarak yeniden kurgulanmasını sağladı. (Konuya dair Dr. Cengiz Güneş'le yapılan röportaj için Yeni Özgür Politika Kurdî, 19.03.2015, rûpel 1'e bakılabilir) Mazlum Doğan'ın modern Kawa olarak tanımlanması, Newroz'un siyasi karakteri bununla da sınırlı değil. Newroz artık tamamen direniş ile ilişkilenecek şekilde yeniden kurgulanmış ve artık özellikle de Kuzey Kürdistan'da bir direniş bayramı olarak kutlanmakta. İşte yukarıda değindiğimiz Newroz ile ilgili mitlerin yeniden aktifleştirilmesinin ana sonucu bu olmuştur. Siyasi talepler etrafında kitlesel seferberlik için buluşmanın anlatımı yaratılmıştır.
Zaten Newroz'un bu manası ile Başûrê Kurdistanê veya Rojhilatê Kurdistanê'ye kıyasla Bakurê Kurdistanê'de ve nisbeten Rojava'da yeniden kurumsallaşmasının işaret ettiği gerçeklik de bu. Belki de Newroz efsanesinin bir ortak kimliğin oluşturulmasında oynadığı rolden ziyade bir direniş efsanesine dönüşmesi, geçmişe ait bir anlatımdan bugüne ve hatta yarına dair bi anlatıma dönüşmesi bugünlerin Newroz'unu bu kadar anlamlı kılıyor. Zaten biz de kralların ilahi iktidar hakkının anlatımını değil de bir direnişin, zalime karşı mazlumun zaferinin anlatımını tercih etmez miydik? Kürt özgürlük hareketi işte bunu başardı.