24 yıldır cezaevinde bulunan devrimci tutsak Edip Yalçınkaya’nın uzun süredir baskısı bulunmayan ilk kitabı ‘Ma Ülkesi’ Belge yayınları tarafından yeniden yayınlandı. Her romanında yeni bir kurgu, zengin bir anlatım ve akıcı bir uslupla okurlarının karşısına çıkan Yalçınkaya ilk romanı Ma ülkesi’nde fantastik anlatımını mitolojik hikayesi ile okurlara taşıyor.  


Yasaklı ülke

Kitaba adını veren Ma Ülkesi yasaklı bir ülkedir. Halkının dili ve kimliği yasaklıdır. Dahası kadını yasaklıdır. İşte bu köleliğe karşı savaşan Esta’nın Çocuklarını oluşturan ise esas olarak kadınlardır. Afram, Şiva, Kenya, Selena, Ruha ve nice kahraman Ma ülkesinin sisli ormanlarında, derin vadilerinde, geçit vermez uçurumlarında, zalim Belzab, Ehrime ve paralı askerleri Horkolara karşı isyan meşalesini yakarlar.

 “Ma Ülkesi”romanı yayınlandığı ilk günden itibaren, fantastik dünyası ile ilgi çekti. Ergin Doğu, Yalçınkaya’nın romanını değerlendirirken, ”Güçlü kurgusu var Yalçınkaya’nın” diyor. “Sağlam geçişlerle örülmüş ve akıcı bir üsluba sahip. Romanın ana kahramanı, ülkesinden sürülmüş, kimliğinden habersiz Labran’ın Odiseus’u yada “Onbinlerin Dönüşü”nü andıran macerasıdır “Ma Ülkesi” diyor.  

Kitabın tanıtımı için yapılan alıntı, Kobanê’de direnen YPG-YPJ’li kadın savaşçılarının direniş destanları ve halk tarafından sahiplenilmesine gönderme yapar niteliğiyle adeta güncelliğine vurgu yapıyor: “Bugün o vadide gördüğün büyük ihtimalle onlardan biri. Onlardan binlercesi var, gizli mağaralarda, Belzab’a karşı büyük bir isyan için hazırlık yapıyorlar. Kadınlardan oluşan bir ordu yarattıkları söyleniyor. Aslında Esta’nın kim olduğunu bilen yok, ama çocuklarını herkes biliyor. Belzab Ma halkının azraili ise, Esta’da Belzab’ın azrailidir. Belzab’ın tek kabusu budur. Kız çocuklarını bu yüzden takip ediyoruz, onlara katılmasınlar diye... Annenle de bu yüzden konuşmuyoruz. Nasıl, dedim şaşırarak. Annem de mi onlardan? Soru sorma, beni dinle, dedi ve başladı anlatmaya. Bir gün vadide Esta’nın çocuklarından birini gördüm. Adı Ayra’ydı. Yaralıydı, acılar içinde yardım diliyordu. En fazla on sekiz yaşında genç ve periler kadar güzel bir kızdı. Nasıl yaralandığını bize hiç söylemedi. Neyse, onu sırtladım, eve götürdüm. Annen iyi bir hekim, onu iyileştirir dedim. Bir de bunların bana görünmüş olması bir onurdu. Bunu annen görsün istedim. Nasıl bir onur, diye sordum. 

Esta’nın çocukları herkese görünmezler, dedi. Onlar görünmek istediklerine görünürler.”

Edip Yalçınkaya’nın Belge yayınlarında yeniden basılan ‘Ma Ülkesi’ dışında, Mahzen(Belge Yayınları) ve Kardaki Kan (Aram Yayınları) adlı iki kitabı daha bulunuyor.


 KÜLTÜR SERVİSİ