
Red dergisi yazarı Hakan Soytemiz ise “Kürt halkının anadilde savunma ve barış mücadelesini destekliyorum. Maalesef anadilim Türkçe olduğu için Türkçe konuşacağım” diyerek, Devrimci Karargah davasından yargılandığını ve niye bu davaya dahil edildiğini anlamadığını söyledi.
KCK İstanbul davasının 7. duruşması dün görüldü. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nin yanında bulunan büyük salonda yapılan duruşmada Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın aralarında bulunduğu tutuklu yargılanan 139 kişi ile tutuksuz yargılananlardan da 6 kişi hazır bulundu. Öğlene kadar iddianeme okunurken sonraki oturumda ise savunmalar alınmaya başlandı. Ancak mahkeme, kimlik tespiti sırasında sadece Türkçe yanıt verenlere söz hakkı verdi. Yargılananlardan Kemal Karagöz, Gönül Erdem, Menice Çelik, İdil Aydınoğlu, Selahattin Tekin, Büşra Ersanlı, Büşra Beste Önder, Derya Aslan, Derya Göregen, Erdoğan Baysan, Pervin Tunbul, Şükrü Zeren, Hakan Soytemiz, Mehmet Sıddık Günek, Zülküf Akay ve Mustafa İpek Türkçe savunma yaparak haklarındaki iddiaları reddetti.
Ersanlı: 40 yıldır destekliyorum
Savunmasında Prof. Dr. Büşra Ersanlı, 36 yıllık araştırmacı olduğunu, 23 yıldır Marmara Üniversitesi’nde siyaset bilimi bölümünde hocalık yaptığını söyledi. İddiaları reddeden Ersanlı, şöyle konuştu: “Sol kanatta yer alan biriyim. Barış ve insan haklarına hep bağlı kaldım. Barış aktivisti olarak çeşitli derneklerde akademik çalışmalar yürüttüm. Kürtlerin, dil hakkı ve adem-i merkeziyetçilikle ilgili taleplerini 40 yıldır destekliyorum. Evimden alınan notların tamamı toplantı notlarıdır. Çoğunluğu da akademik toplantılara aittir. BDP’ye giriş sebebim, Türkiyelileşme projesiyle bağlantılıdır. Hepimizi her gün üzen, mahveden soruna katkıda bulunacağımı düşünerek BDP’li oldum. Tahliyemi istiyorum demekten utanıyorum, beraatımı istiyorum.”
Soytemiz: Kürt’e merhaba dedim!
Devrimci Karargah Davası’ndan 2 yıldır tutuklu olarak yargılanan ve son anda dosyaya dahil edilen Red dergisi yazarı Hakan Soytemiz, “Kürt halkının anadilde savunma ve barış mücadelesini destekliyorum. Maalesef anadilim Türkçe olduğu için Türkçe konuşacağım” diyerek sözlerine başladı. “Bana gönderildiği söylenen bir notla, cezaevinin komplosuyla bu dosyaya dahil edildim” diyen Soytemiz, şunları söyledi: “Yanlış anlaşılmasın, Kürt halkıyla birlikte yargılanmak benim için onurdur, ancak neden bu dosyaya dahil edildim bilmek istiyorum. Cezaevinde bir Kürde ‘Merhaba‘ dedik diye, yargılanacaksak bunun sonu gelmez. 2 yıldır başka bir davadan tutuklu olarak yargılanıyorum, dosyadan çıkartılmamı talep ediyorum.”
Türkçe savunma yapmak için söz alan Pervin Tunbul da, Kürtçe savunma talebi reddedildiği için savunma yapmayacağını söyledi, “BDP’li ve Kürt olduğumuz için yargılanıyoruz” dedi.
Savunma yapan Avukat Gönül Erdem de ülkenin en başat sorununun Kürt sorunu olduğunu, bu sorun çözülmeden bir taşın bile yerinden oynamayacağına inandığı için BDP İstanbul İl Örgütü’nün yönetiminde yer aldığını söyledi.
Yargılananlardan Behice Çelik, hakimin mahkemenin ilk gününde, “Bu Kürtleri, BDP’yi yargılama davası değildir” sözlerini hatırlatarak, “Ben BDP üyesiyim ve bu yüzden buradayım. 9 aydır cezaevinde Kürt ve BDP’li olduğum için bulunuyor. Tahliyemi istiyorum” dedi.
Duruşma bugün sürecek
Kürtçe savunma vermek isteyenlere ise söz hakkı verilmedi. Söz alan Avukat Fırat Epözdemir, mahkemenin sadece Türkçe konuşanlara söz hakkı vermesinin anayasanın 10. maddesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğuna dikkat çekti. Epözdemir, “Mahkeme bu şekilde açık bir ayrımcılık yapıyor. Sizin bölücülükle suçladığınız müvekkillerimiz kurucu Lozan anlaşmasına dahi dayanarak, anadilde savunma hakkını talep ettiler. Bunu bile kabul etmiyorsunuz. Bu durumda bölücü olan kimdir? Kürtçe tercüman istiyoruz” dedi.
Talebe ilişkin görüş belirten savcı Ramazan Saban ise, daha önce de bu talebin ara kararla reddedildiğini hatırlatarak, tekrar reddini istedi.
Mahkeme heyeti de Kürtçe tercüman talebini yine reddetti. Mahkeme tahliye taleplerinin bugünkü duruşmada değerlendirileceğini belirterek duruşmaya son verdi.
İSTANBUL