İlk kez bir batılı devlet lideri Türk devletinin DAİŞ ile birlikte çalıştığını açık bir şekilde deklare etti. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Trump’la NATO zirvesi öncesi yaptığı basın toplantısında Türkiye’nin DAİŞ ile birlikte çalıştığını, YPG’nin ise terörist olmadığını belirtti.

ALADDİN SİNAYİC /LONDRA

İngiltere’nin başkenti Londra’da 70’inci kuruluş yıl dönümü vesilesiyle yapılan NATO zirvesine Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Türk devletinin Suriye’deki pozisyonunu özetleyen sözleri damgasını vurdu. Macron, YPG’ye terörist demeyeceklerini, Türkiye’nin ise DAİŞ ile ortak çalıştığını belirtti. Türkiye’nin DAİŞ ile bu ortaklığının ilk kez batıda bir lider tarafından dile getirmesi, son derece önem taşıyor.

Türkiye’nin DAİŞ ile çalışması stratejik bir sorun

Zirve öncesi ABD Başkanı Donald Trump ile görüşen Macron, her iki liderin yaptığı basın toplantısında YPG’yi kastederek “Türkiye bizimle DAİŞ’e karşı savaşanlara ‘terörist’ diyor. Türkiye’nin, YPG ve diğerlerinin terörist olarak kabul etmememiz durumunda bu zirveninin mesajlarını engellemek istediğini biliyoruz. Türkiye, bizimle bizimle birlikte omuz omuza, DAİŞ’e karşı savaşanlarla savaşıyor. Türkiye ile aynı terörizm tanımına sahip değiliz. Türkiye DAİŞ güçleriyle çalışıyor. Bu bir sorundur, stratejik bir sorudur” ifadesini kullandı.

Macron basın toplantısının önemli bir bölümünü Türkiye-Fransa ve NATO ilişkilerine ayırdı ve zaman zaman da Trump ile karşı karşıya geldi.

Macron, “Türkiye konusuna gelecek olursak, bizimle birlikte savaşmış olan gruplara karşı savaşıyorlar. Bu gerçekten stratejik bir konu. Uzun vadeli barışı sağlamak için ‘Düşmanımız kimdir?’ Bunu net bir şekilde ortaya koymak lazım. Terörle daha etkin mücadele edilmesi gerekiyor” dedi.

Macron NATO içinde Türkiye’den kaynaklı bu sorunlara dikkat çekip, bunun stratejik bir konu olduğunu belirttikten sonra, İttifak içinde kimin ne kadar ödeme yapacağı konusunun olmasını ciddiyetsiz bir durum olarak tarif etti.

Macron, Türkiye’nin Suriye’deki işgalci ve Kürt düşmanı durumunun yanı sıra Türk devletinin Rusya’dan almak istediği S-400 hava savunma sistemini de sorguladı.  AKP’li Türk Cumhurbaşkanı Recep T.Erdoğan’a da seslenen Macron, “İki şeyi netleştirmeye ihtiyacımız var. Tüm liderlere saygım var ama benim hakkımda kötü şeyler söyleyenlere bir şey diyemem. Ancak Türkiye’den netlik istiyorum. Nasıl oluyor da NATO’nun üyesisiniz, bir yandan da Rusya’dan S-400 satın alabiliyorsunuz? Bu teknik olarak mümkün değil. Avrupa’nın füze sistemlerini alabilirlerdi ama bunu almamayı Türkiye seçti. Ayrıca NATO’daki bütün sonuçları bloke edeceklerini söylüyorlar. YPG terör örgütü olarak kabul edilmezse, NATO Zirvesi’nden çıkacak deklarasyonları bloke edeceklerini söylüyorlar. YPG terör örgütü olarak nitelensin istiyor. Türkiye’nin hem bu konu hem de S-400 konusunu açıklığa kavuşturması gerekiyor.”

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, NATO’nun beyin ölümüyle ilgili sözlerinin birçok kişide sarsıntıya neden olduğunu fakat söylediklerinin arkasında olduğunu belirtti.

Macron “Türkiye’nin DAİŞ’lilerle ilgili belirsizliğini ulusal güvenliğimiz için çözmeliyiz” sözlerini kullandı ve Türk devletinin DAİŞ uzantılarıyla çalıştığını sözlerine ekledi. Macron bu hafta içerisinde Türkiye’nin bu belirsizliklere açıklık getirmesini beklediklerini belirtti.

Macron, aynı zamanda S-400’ler konusunu gündeme getiren ilk batılı lider olma pozisyonunu da bu açıklamayla ortaya koymuş oldu. Zira, S-400’ler ve konudaki itiraz bundan önce sadece ABD’nin sorununuymuş gibi bir görüntü var. Türkiye’nin Rusya’dan S-400’leri almasına karşı itiraz daha çok Trump’a rağmen Pentagon, Senato ve ABD Dışişleri Bakanlığı gibi kurumlardan geliyordu.

Macron’dan Trump’a: Ciddi olalım

Basın toplantısında Macron, Trump’ın bir ifadesine “ciddi olalım” ifadesiyle çıkıştı. Basın toplantısında daha çok Türkiye’yi savunan bir görüntü ortaya koyan Donald Trump şunları söyledi: “Bugün Cumhurbaşkanına soramadım, Suriye’de çok sayıda DAİŞ’li var. Hepsi kilit altında. Fakat bunların bir çoğu, Almanya’dan, Fransa’dan ve İngiltere’den. Çoğu Avrupa ülkelerinden gelenler. Bu konuda Cumhurbaşkanı ile konuşamadı. Güzel DAİŞ savaşçılarını ister misiniz? Onları sana verelim, alabilirsin. İstediğin herkesi alabilirsin.”

Trump’ın bu sözlerine Macron’un ifadesi sert oldu: Macron “Ciddi olalım” dedi. Macron özetle şu ifadeleri kullandı: “ Oradaki DAİŞ’liler daha çok Suriye’den, Irak’tan ve bölgenin diğer yerlerinden gelen savaşçılardır. Avrupa’dan giden yabancı savaşçıların olduğu doğru ancak bu, bölgedeki genel sorunun küçük bir kısmdır. Bence öncelik - çünkü henüz bitmedi- DAİŞ’ten kalan terörist gruplardan kurtulmaktır. Dediğim gibi DAİŞ henüz bitmedi. Bunu söylediğim için üzgünüm ama bu bizim bir numaralı önceliğimizdir. Bölgenin istikrarsızlaşması da DAİŞ’e karşı durumun düzeltilmesini zorlaştırıyor. İlk amaç DAİŞ’i bitirmek olmalı. Hata yapmayın: Bir numaralı probleminiz yabancı savaşçılar değil. Bu bölgedeki DAİŞ’lilerdir.”

ABD Başkanı Trump ise Macron’u kastederek, “Bu yüzden çok iyi bir politikacı çünkü bu duyduğum en büyük cevapsız bırakma biçimiydi” dedi.

Macron: DAİŞ ile kimin savaştığını unutmak istemiyoruz

NATO zirvesi kapsamında dün akşam Fransa, İngiltere, Türkiye ve Almanya’yı temsilen cumhurbaşkanları ve başbakanların katıldığı bir toplantı yapıldı. Toplantının ana gündem maddesi Kürt düşmanlığını NATO zirvesine taşıyıp, Suriye’deki Türk işgaline meşruiyet sağlamanın yanı sıra, YPG’nin terörist ilan edilmesini isteyen Erdoğan’ın dayatmalarıydı.

Toplantıdan sonra yapılan açıklamada daha çok belirsizliğin ortaya çıktığı görülüyordu. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan “Toplantı oldukça iyi gitti” demekle yetinirken, toplantı sonrası açıklama yapan Macron, Türkiye’nin işgal saldırılarıyla birlikte daha da karmaşıklaşan Suriye konusundaki belirsizliklerin ortadan kalkmadığını söyledi.

Macron, Fransa’nın önceliğinin DAİŞ çeteleriyle mücadele olduğunun altını çizdi. Macron’un bu sözleriyle Türkiye’nin Kürt ve diğer Rojava halklarına karşı işgal saldırıları ile YPG’yi ‘terörist’ olarak kabul ettirme yönündeki şantajına cevap verdiği anlaşılıyor.

Macron, Türkiye’nin sık sık dile getirdiği ‘güvenlik endişelerine’ anladıklarını söylerken, “Ancak DAİŞ ile kimin mücadele ettiğini unutmak istemiyoruz” sözleriyle YPG öncülüğünde QSD güçlerinin çetelere karşı verdiği mücadeleyi hatırlattı.

Katliamlarına gözünü kapattı

NATO zirvesinin ana oturumu ise bugün sabah çekilen aile fotoğrafından sonra başladı.  Basına açık bölümünde NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson birer kısa konuşma yaptı. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg zirvede yaptığı açılış konuşmasında liderler arasındaki anlaşmazlıkları dile getirdi:

“NATO, Kuzey Amerika ve Avrupa’nın bir araya gelip tartışabildiği, karar alabildiği ve neredeyse bir milyar insanı koruyan adımları her gün birlikte atabildiği tek platform olmaya devam ediyor. Bu sebeple, farklılıklarımız ne olursa olsun, asıl görevimizin etrafında birleşmeye devam edeceğiz; birbirimizi korumak, hepimizin birimiz, birimiz hepimiz için.”

Stoltenberg’in ardından ev sahibi sıfatıyla bir konuşan İngiltere’nin Başbakanı Boris Johnson bugün barış içerisinde yaşıyorsak bunu NATO’ya borçluyuz dedi. Johnson NATO üyesi Türkiye gibi ülkelerin barışa en büyük tehdit oluşturduğu konusunu da tamamen görmezden geldi.  Johnson “ Hepimiz birimiz için, birimiz hepimiz için. Barış içinde yaşıyorsak bunu NATO’ya borçluyuz” dedi.

 
 

Türkiye, NATO’nun Baltık planını kabul etti

 

Türkiye’nin, NATO Liderler Zirvesi’nde onaylanması için ‘YPG’nin terör örgütü olarak tanınması’ şartı koştuğu Baltık savunma planını kabul ettiği belirtildi. İlk açıklama, planda savunulması öngörülen Baltık ülkesi Litvanya’dan geldi.

Litvanya Devlet Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Türkiye’nin Baltık ülkeleri için yapılan NATO savunma planını onaylamayı kabul ettiği” belirtildi. Litvanya Devlet Başkanı Gitanas Nauseda’nın açıklamasında, “Bu sadece bizim ülkemiz değil, bütün bölge için çok büyük bir başarı çünkü vatandaşlarımızın güvenliğini garanti altına alıyor” denildi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise Londra’daki NATO zirvesinin kapanışında yaptığı basın açıklamasında, Baltık ülkeleri ile Polonya için yapılan güncellenmiş planlar konusunda mutabakata varıldığını söyledi. Stoltenberg, Türkiye’nin plana yönelik engellemeyi kaldırdığını açıkladı.

YPG’yi konuşmadık

Genel Sekreter, NATO’nun YPG’yi nasıl tanımlaması gerektiği konusunun zirvede görüşülmediğini söyledi. Stoltenberg, ‘Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin NATO savunmasına hiçbir zaman entegre edilemeyeceğini’ de belirtti.


 

Zirvesi’nin 9 maddelik deklarasyonu yayımlandı

NATO Zirvesi sonrası 9 maddelik Londra Deklarasyonu yayımlandı.
İngiltere'nin başkenti Londra'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi'nin sonuç bildirgesi yayımlandı. Açıklanan 9 maddelik Londra Deklarasyonu şöyle: “1. Bugün Londra’da NATO’nun ilk evinde tarihteki en güçlü ve en başarılı ittifakın 70. Yılı ve Demir Perde’nin düşüşünün 30. Yılını kutlamak için toplandık. NATO, bölgemizin güvenliğini, bir milyar vatandaşımızı, özgürlüğümüz, demokrasi, bireysel özgürlük, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi paylaştığımız değerleri garanti altına alıyor. Birlik, beraberlik ittifakımızın köşe taşlarını oluşturuyor. Çatışmayı önlemek ve barışı muhafaza etmek için birlikte çalıştıkça, NATO kolektif savunmamız ve müttefikler arası karar ve danışma mekanizmasının temel taşı olmaya devam ediyor. Avrupa ve Kuzey Amerika arasındaki devam eden bağı yeniden belirtiyor, Birleşmiş Milletler Kurulu’na bağlılık ve prensiplerimizi yineliyor, ve Washington Anlaşması’nın 5. Maddesinde belirtilen önemli taahhütümüz olan bir müttefiğe karşı saldırının hepimize yapıldığına sadık kalıyoruz. 2. Bölünmez güvenliğimiz için gereken bedelleri ve sorumlulukları paylaşmaya kararlıyız. Savunma Yatırım Taahhüt’ü aracılığıyla savunma yatırımımızı yüzde 2 ile yüzde 20 arasında arttırıyor, yeni kapasitelere yatırım yapıyor ve daha çok operasyon için katkı sağlıyoruz. ABD dışında savunma harcamaları 5 yıl içinde arttı, savunmada 130 milyar ABD Doları’nın üzerinde harcama yapıldı. Washington Anlaşması’nın 3. Maddesine bağlı olarak her türlü saldırıya karşı koymak için bireysel ve kolektif gücümüzü arttırmaya devam ediyoruz. İyi bir gelişim gösteriyoruz ve buna devam etmeliyiz. 3. İttifak olarak her türlü stratejik yönden çeşitli tehdit ve zorluklarla karşı karşıya kalıyoruz. Rusya’nın agresif tutumu Avrupa-Atlantik güvenliğine yönelik bir tehdit oluşturuyor, her şekli ve yöntemiyle terör hepimiz için bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. Devletler ve devlet dışı aktörler kurallar üzerine kurulmuş uluslararası düzene meydan okuyor. Sınırlarımız dışındaki istikrarsızlık düzensiz göçlere katkı sağlıyor. Siber saldırılarla karşı karşıya kalıyoruz. ?? 4- NATO başka hiçbir ülkeye tehdit oluşturmayan bir savunma ittifakıdır. Ordu kabiliyetlerimizi, stratejimizi ve planlarımızı tüm ittifakta savunmaya 360 derece yaklaşım kapsamında adapte ediyoruz. Güçlerimizin herhangi bir yönden gelen, herhangi bir tehdide, herhangi bir zamanda karşılık verebilmesi için hazırlığını arttıran kararlar aldık. Teröre karşı savaşa bağlılığımız konusunda geri adım atmıyoruz ve terörü yenmek için beraber daha güçlü adımlar atıyoruz. Orta Menzilli Kuvvetler Anlaşması’nın sona ermesinin ardından Rusya’nın Euro Atlantik güvenliğine risk oluşturan yeni orta menzilli silahlar konuşlandırmasına önlem aldık ve önlem almaya devam ediyoruz. Denizde ve havada özgürlüklerimizi korumak için daha fazla girişimde bulunmaya hazırlanıyoruz. Nükleer, geleneksel ve füze ile savunma kapasitemizi ve gücümüzü geliştirmeye devam ediyoruz. Nükleer silahlar var oldukça NATO bir nükleer ittifak olarak kalacaktır. Efektif silah kontrolü, silahsızlanma ve silahların yayılmasını önleme gibi konulara güvenlik ortamının sağlanmasını göz önünde bulundurarak bağlılığımızı sürdürüyoruz. Bütün müttefiklerimiz Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın tam olarak uygulanmasına kendisini adamış durumdadır. Diyaloga ve Rusya’nın hamleleri bunu mümkün kıldığında Rusya ile yapıcı bir ilişki kurmaya açık olmaya devam ediyoruz. 5- Güvenliği herkes için artırmaya çalışıyoruz. Kendi mahallemizde ve ötesinde ortaklığımızı güçlendirdik. Partner ülkelerimiz ve uluslararası organizasyonlarla siyasi diyaloğu, desteği ve bağlılığı güçlendirdik. Afganistan’da uzun süreli güvenlik ve istikrara bağlılığımızı yineliyoruz. Birleşmiş Milletler ile işbirliğimizi artırıyoruz; NATO ile AB arasındaki işbirliğinde daha önce eşi benzeri görülmemiş bir ilerleme var. İttifakı güçlendiren ve milyonlarca Avrupalı’ya güvenlik sağlayan ‘Açık Kapı politikamıza’ bağlılığımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Bugün Kuzey Makedonya burada bizimle birlikte ve yakın zamanda en yeni müttefiğimiz olacak. Operasyonlarımız ve görevlerimizin başarısına kendimizi adıyoruz. NATO’ya hizmet eden bütün kadın ve erkeklere saygılarımızı sunuyoruz ve bizi güvende tutmak için hayatını feda edenleri onurlandırıyoruz. 6. Güvende kalmak için geleceğe birlikte bakmak zorundayız. Değerlerimizi ve normlarımızı koruyarak teknolojik üstünlüğümüzü sürdürmek için yeni teknolojilerin kapsamının ve ölçüsünün önemine dikkat çekiyoruz. Toplumlarımızın direncini ve bununla birlikte kritik altyapımızı ve enerji gücümüzü artırmaya devam edeceğiz. NATO ve müttefikler, göreceli otoriteleri uyarınca 5G de dahil olmak üzere iletişimimizin güvenliğini sağlama amacına bağlıdır ve güvenli, dirençli sistemlere güvenme gerekliliğinin farkındadır. Bizi güvende tutmak ve güvenlik tehditleriyle mücadele konusundaki önemini kabul ederek, uluslararası hukuka uygun şekilde uzayı operasyonel bir alan ilan ettik. Siber saldırılara cevap vermek için gereken araçları geliştiriyoruz ve güvenliğimiz ile toplumlarımızın altını kazmaya yönelik hibrit taktiklere hazırlanmak, onları önlemek ve kendimizi savunmak için kapasitemizi artırıyoruz. NATO’nun insan güvenliği konusundaki rolünü artırıyoruz. Çin’in artan etkisinin ve uluslararası politikalarının ittifakın bütünlüklü halde cevap vermesi gereken fırsatlar ve zorluklar yarattığını biliyoruz. 7. Gelişmekte olan stratejik ortamı dikkate alarak, Genel Sekreter’i dışişleri bakanlarına danışmanlık da dahil olmak üzere NATO’nun gelecekteki politik boyutunu güçlendirecek, ileri dönük bir yansıtma sürecine dair Konsey’in de katıldığı bir teklif sunmaya davet ediyoruz. 8. Birleşik Krallığa bize sağladığı cömert misafirperverlik içi teşekkürlerimizi sunuyoruz. 2021’de yeniden görüşeceğiz. 9. Zor zamanlarda biz bir ittifak olarak daha güçlüyüz ve insanlarımız da daha güvende. Bağlılığımız ve karşılıklı mutabakatımız özgürlüklerimizi, değerlerimizi ve güvenliğimizi 70 yıldır garanti ediyor. Bugün de NATO’nun bu özgürlükleri, değerleri ve güvenliği gelecek nesiller için de sağlaması için hareket ediyoruz.”