Selma Akkaya / Paris


Fransa yeni cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve kabinesi göreve başladı. Yeni hükümeti ve Macron’u önemli iki görüşme bekliyor. Macron’un 25 Mayıs NATO zirvesinde Erdoğan’a karşı takınacağı tutum ve 27 Mayıs Paris’e Putin’in ziyareti sırasında Suriye, Ortadoğu ve Kürt sorunu konusunda nasıl bir yol izleyeceği ortaya çıkacak. 

Erdoğan, 8 Mayıs’ta Emmanuel Macron’u telefonla arayıp kutlamış; 25 Mayıs’ta Brüksel’deki NATO Zirvesi’nde ikili bir görüşme yapma konusunda mutabık kalmıştı. Avrupa’da siyasi ve ekonomik birliğinin güçlenmesi gerektiğinin her fırsatta altını çizen bir siyasetçi profili ve diğer taraftan ekarte ettiği Le Pen karşısında Avrupa’nın demokratik değerlerini savunduğunu dillendiren Macron’un özellikle 25 Mayıs’taki Brüksel buluşmasında Erdoğan karşısında nasıl bir tutum izleyeceği merak konusu. Uzmanlar, Macron’un Türkiye konusundaki tutumunun dış politikada belirleyici bir ölçüt olacağını ifade ediyor. 


Hem eleştiri hem açık kapı!

Macron, Türkiye referandum sürecinde yaptığı açıklamalarda; “Türkiye’de demokratlara yardım edebilmek için her şeyi yapacağım” ifadesini kullanmıştı. Bu nedenle Macron’un Erdoğan görüşmesinde gündeminde demokrasi sorunları olacağı ifade ediliyor.  

Macron’un diğer taraftan  tümüyle Türkiye’yi karşısına alacak bir pozisyonda durmayacağı ise açık. Macron’un Türkiye ve AB konusunda yapmış olduğu açıklamalar bu pozisyonu destekler nitelikteydi. Macron, Türkiye’nin otoriterliğe sürüklendiğini belirtirken diğer taraftan AB konusunda Türkiye’ye bütünüyle kapıların kapatılmasını doğru olmadığını her fırsatta yineledi. 


Kabine belirleyici

Macron’un kabinesinde yer alan sağdan ve soldan önemli isimler Türkiye ile ilişkiler konusunda önemli bir yerde duruyor. Özellikle kabinede yer alan Türkiye için en dikkat çeken isim ise Tarım ve Gıda Bakanı Jacques Mezard. Mezard, Ermeni Soykırımını tanıma yasa tasarısının karşısında durup Anayasa Konseyi’ne taşımıştı. Özellikle AB konusunda görevli bakanlarda Türkiye’nin AB’ye girmesi konusunda daha önce açık bir tutum sergilemişti.  


Almanya faktörü 

AB içerisinde Merkel ile ortak hareket etme planı olan Macron’un Almanya’ya özellikle Türkiye ve göçmen sorunu konusundaki anlaşmalar temelinde eleştirsede Türkiye konusunda Almanya’nın tutumunu dışlayıcı bir politika izlemeyeceği açık. 


Hollande çizgisinde devam!

 Şuana kadar yapılan açıklamalara bakıldığında Macron, tıpkı Hollande gibi hem demokrasi ve insan hakları konusunda Türkiye’ye eleştiriler yapıp diğer taraftan “Türkiye bizim stratejik ortağımızdır” çizgisinde muhtemelen devam edecek.  


20 Milyon eurodan vazgeçilir mi!

Stratejik ortaklık derken, Macron’un Fransız burjuvazisinin ihtiyaçları doğrultusunda iktidara taşındığını unutmamak gerekiyor. Türkiye-Fransa ikili ticareti hacmi 13,4 milyar dolar.  Silah sanayi, nükleer enerji, hava araçları, demir-çelik, otomobil aksam ve yedek parça, tekstil, mobilya ve teçhizat, ulaştırma, elektrikli ev aletleri, finans, cam ve seramik gereçlere uzanan geniş bir yelpazede 1344 sayılı Fransız şirketi Türkiye ile çalışıyor. Macron, Fransa’nın sayılı şirketlerinin Türkiye pazarını zedeleyecek bir politikadan kaçınacaktır elbet. 

Elysee’de kimin oturduğundan çok patronların Türkiye üzerindeki hesaplarının geçerli olma olasılığının büyük olduğu bu atmosferde; insan hakları ve baskılar konusu, Macron’un Türkiye pazarında patronların payını yükseltmek için kullanacağı kozlar olmanın ötesine geçmeyecek! Çünkü halı hazırda Fransa’nın imzaladığı 13 ticari anlaşma çerçevesinde  “İşbirliği için Stratejik Çerçeve Oluşturulmasına Dair Siyasi Bildiri” adlı belge geçerliliğini koruyor. Bu belgeye göre  iki ülke arasındaki  ticaret hacminin 20 milyar Euro’ya çıkarılması planlanıyor. 


Kürtlerden yararlanma siyaseti

Paris’i Ankara ile ilişkilendiren diğer bir önemli konu ise Fransa’nın Kürtlere bakış açısı. Fransa geçtiğimiz dönem özellikle Güney Kürdistan ile DAİŞ’le mücadele temelinde askeri ve mali işbirliğine gitti. Özellikle Kuzey Irak’ta Barzani güçlerini siyasi ve askeri olarak destekleme kararı alan Fransa, bölge üzerinde Türkiye ile mutabık bir biçimde hareket etti. 


Kürtlerle kontrollü ilişki

Bölgede PYD, YPG-YPJ güçleriyle de siyasi ve askeri temaslarını sürdüren Fransa, Kürtlerin Rojava’da elde ettiği pozisyonu bütünüyle onaylamasa da dönemsel ihtiyaçları doğrultusunda ilişkiler kurmayı yeğledi. Bu ilişki onun Ankara ile arasını açan bir yerde durmadı. Kürtlerle ilişkisini bir düzeyde tutan Fransa diğer taraftan Türkiye’nin Suriye müdahalesine de sessiz kalarak, Ortadoğu’da derdinin sadece DAİŞ‘le mücadele olmadığını ortaya koydu. Bölgede etkinliğini sürekli korumaya çalışan Fransa’nın, ihtiyaçları doğrultusunda bir taraftan Ankara ile siyasi ve bölgesel ihtiyaçlar ilişkisini diğer taraftan Kürtlerin bölgedeki askeri üstünlüğünü değerlendiren ve bundan kendi çıkarları doğrultusunda yararlanmayı esas alan bir hatta ilerlemesi muhtemel olasılık.   


Dış politikada Kochner faktörü!

Macron seçim çalışması boyunca, Suriye ve Ortadoğu konusundaki açıklamalardan bugüne kadar kaçındı. Ama dış politika konusunda Macron’un akıl hocalarının başında yer alan Bernard Kouchner’in Elysee’nin yeni politikasında nasıl bir rol oynayacağını ise önümüzdeki günlerde göreceğiz! Zira Kouchner çıkarlar için Esad’la işbirliğini dahi savunan biri. 


NATO zirvesi ve Ortadoğu’da 

etkinlik mücadelesi!

Muhtemel 25 Mayıs Brüksel NATO zirvesi AB’nin iki devi Fransa ve Almanya için önemli bir yerde duruyor. Tabiki devamında Putin’in Paris’e yapacağı gezide bu sürecin parçası. Fransa özellikle Ortadoğu’da etkinliğini arttırma konusunda hamlelerini düşünürken, Türkiye’yi de hesaba katarak hareket edecek, çünkü Macron’un yegane misyonu Fransız sermayesinin önündeki engelleri ve taşları kaldırmak!